![]() |
|
|||||||
| Üye Ol | SSS | Sxe indir | Sosyal Gruplar | Takvim | Resim Galerisi | Etiketler | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
Islam Dünyası bölümünde Nefs Şeytan mı ? konusu , Nefs, Şeytan mı? Hıristiyanlıkta Kötülük'ün Asli Günah dolayısıyla içselleşmiş (İnsan'ın içindeki Kötülük'le birlikte Dünya'ya atılmış) olması, İslam'la Hıristiyanlık arasındaki temel ontolojik farkı gösterir. Müslüman insan konseptinde, varlığın 'olmazsa olmaz'ı değildir Kötülük... İslam'da Şeytan ya da Kötülük, insanın dışındadır; Hıristiyanlığın aksine, ...
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri |
|
|
#1 (permalink) |
![]() E-Güven: (6/89)
|
Nefs Şeytan mı ?
Nefs, Şeytan mı? Hıristiyanlıkta Kötülük'ün Asli Günah dolayısıyla içselleşmiş (İnsan'ın içindeki Kötülük'le birlikte Dünya'ya atılmış) olması, İslam'la Hıristiyanlık arasındaki temel ontolojik farkı gösterir. Müslüman insan konseptinde, varlığın 'olmazsa olmaz'ı değildir Kötülük... İslam'da Şeytan ya da Kötülük, insanın dışındadır; Hıristiyanlığın aksine, Kötülük dışsallaşmıştır. Von Grunebaum'un belirttiği gibi, bir iğva'dan (temptation) değil, bir yoldan çıkarılma'dan (distraction) söz edilebilir İslam'da... Gene de mesele, zannedildiği kadar, açık değil! Bir kere, Tasavvuf'un temelkoyucu kavramlarından biri olan Nefs kavramının, Kötülük'le (Şerr ile) olan ilişkisini ortaya koymak gerekir. Tasavvuf, nefsten arınmayı öngördüğüne göre, bu arınma Kötülük'ten arınma mıdır? Eğer öyle ise, o zaman Nefs'in bir tür içselleşmiş Kötülük sayılması söz konusu olmayacak mıdır? Kısaca, 'nefs' kavramı, Kötülük'ün, insanın içinde olduğu anlamına gelmez mi? Hemen belirtmeliyim: Tasavvuftaki 'Nefs' kavramı ile, Şeriat'ın 'Günah' kavramı arasında, bire bir bir örtüşmeden söz edilemez. Necmüddin–i Kübra, Tasavvufi Hayat'ta 'hulasa', der, 'Tasavvuf anlayışında günah, sadece Şeriat'ın sıraladığı hareket ve davranışlar değildir. Kalbin meylettiği ve ilgi duyduğu işler (şer'an H.Y.) yasak olmasalar bile, insanın onlara olan bu ilgi ve yakınlığı, onları perde haline getirir.' Necmüddin–i Kübra, Gazzali'nin Kur'an–ı Kerim'in 'İbrahim' Sûresi'nde geçen 'put' kelimesini 'para ve dünyalıklar' olarak tefsir edişine dikkati çektikten sonra şöyle diyor: 'Açıkça anlaşılıyor ki, gönlün aşırı derecede sevip bağlandığı şeyler, onun putu olmaktadır. Günah anlamındaki perde işte bu ilgidir. Yoksa varlığın bizzat kendisi değil...' Oysa Tasavvuf, Necmüddin–i Kübra'da en müfrit ve en şedit ifadesini bulan biçimiyle, insanın varlığını, varlığın bizzat kendisini Hakikat'le kendi arasında bulunan perdelerin en büyüğü kabul eder... Peki de, Tasavvuf, müfrit biçimiyle, Varlığın kendisini Nefs ile özdeşleştirmekte ise (Necmüddin–i Kübra'nın yaklaşımı, tastamam bu özdeşliği gösterir çünkü...), bu, Tasavvufun tam bir zühdilik olduğunu öne sürmek değil midir? Çünkü zühd, Prof. Dr. Sabri Ülgener'in deyişi ile, nefsi dünya hazlarından tümüyle mahrum kılmak mânâsında negatif bir davranışın adıdır. Gelgelelim, Varlığı Nefs ile özdeşleştirmenin Kötülük'ü içselleştirmeyi içerdiğini ve insanı Masiva'dan elini eteğini çekerek tam bir zühd'ün içine attığını da gözardı edemeyiz. Öyleyse sormalıyız: Nefs, Varlık'ın kendisi midir? Nefs ve Varlık, bir ve aynı şey midir? Mesnevi şarihi Bursalı İsmail Hakkı, 'Ruh'ül–Mesnevi'de, Nefs'i Varlığın kendisiyle değil, Beden'le özdeşleştirir, 'nefsi veya bedeni kesret–i istimalden' veya 'nefsi veya bedeni kesret–i istimal ile tezlil'den söz eder. Öyleyse Nefs, Beden'dir. Ve, burası bence önemli, Kötülük veya Şeytan için Nefs, temellük edilmesi gereken bir objedir. Nefs veya Beden, Kötülük'ün objesidir, ve Kötülük o objeye, Nefs'e veya Beden'e yönelir, onu yoldan çıkarmayı amaçlar. Müslüman insan konseptinde, dışarıdaki Şeytan'ın gayesi ise, Nefs'i veya Beden'i elde ederek onun İç Varlık'ına nüfuz etmektir. Şeytan, Müslüman insanın Varlık'ını, ancak Nefs veya Beden'in dolayımında temellük edebilir. Prof. Dr. Sabri Ülgener Hoca, mekanı cennet olsun, Zihniyet ve Din'de 'iç dünyamıza hükmetmeye kalkmadıkça, yiyecek, içecek, giyecek vs. olarak (Masiva'nın H.Y.) madde tarafının haram kılınması için bir sebep yoktur' derken, tastamam bunu demek istemiştir. Ülgener Hoca, Kur'an–ı Kerim'den örnekler vererek, 'Uzağında durulması istenen kirli ve günahkar dünya, eşyanın maddesinden kişinin iç âlemine (kasıt ve niyetine) aktarılmış olmaktadır. Nitekim dünya malının (meta'–ı hayat el–dünya) (...) kendi maddesinden çok, peşine taktığı hırs ve ihtirastan dolayı aşağılandığı görülür,' demektedir. Görülüyor: Müslüman insan için Nefs, ne içselleşmiş Kötülük, ne Şeytan, ne de Daemon'dur! İslam'da Şeytan, Nefs'in Masiva'yla olan arzu ve haz ilişkisini, o arzu ve hazzı hırs ve ihtirasa dönüştürerek Beden'den Varlık'a, Dışarı'dan İçeri'ye, taşımanın peşindedir. Yoksa, Hıristiyanlıkta olduğu gibi, 'mütemmim cüzü' olduğu Varlık'ı içeriden kuşatmak değil! Müslümanlıkta Şeytan, Dışarı'dan İçeri'ye (Beden dolayımında Varlık'a) nüfuz etmek konumundadır; Hıristiyanlıkta ise o, zaten hep İçeri'dedir... Dolayısıyla, Hıristiyanlıkta 'nefs'e tekabül eden herhangi bir kavram yoktur. Lardreau ve Jambert'in, I'ange'da belirttiği gibi. İlk Hıristiyanların Asli Günah dolayısıyla reddettikleri cinselliği meşrulaştırmak için Kilise babaları, Ten (Chair) ve Beden (Corps) ayrımını icat etmişlerdir ki, bu, bana göre elbet, içerideki Kötülük'ü dışsallaştırma çabası olmaktan öte bir anlam taşımaz. Hilmi YAVUZ (Zaman Gazetesi)
__________________
AY YILDIZLI BAYRAĞIMA DOKUNMA SAKIN,ATEŞ OLUP ELLERİNİ YAKARIM SENİN,YAŞADIĞIN ÜLKEYE ŞÖYLE BİR BAK,TÜRK ADINI AKLINA ÇAKARIM SENİN! Agrı Dağın Eteğinde Özel Güvenlik Olsamm.. Code:
Kimine Göre Forum Kimine Göre Aile |
|
|
|