TeknoTR  

Geri Dön   TeknoTR > Muhabbet > Off-Topic
Üye Ol SSS Sxe indir Sosyal Gruplar Takvim Resim Galerisi Etiketler Bütün Forumları okunmuş kabul et

Ceza Muhakemesi Kanununun Kısa Bir Değerlendirilmesi

Off-Topic bölümünde Ceza Muhakemesi Kanununun Kısa Bir Değerlendirilmesi konusu , Doc. Dr. Veli Özer ÖZBEK I- Genel olarak Yeni bir Ceza Muhakemesi Kanunu üzerindeki çalışmalar 1999 yılında başlamıştır. Önceki komisyon tarafından 2001 yılında Tasarı haline gelen çalışmalar, AKP hükümetinin iktidara gelmesiyle bir başka komisyona devredilmiştir. Bu Komisyon büyük ölçüde önceki ...

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri
Eski 12-09-2006, 01:21   #1 (permalink)
ach
Webmaster
 
ach - ait Avatar
 
Giriş: 15-05-2006
Mesajlar: 15.084
Blog Konuları: 2
Rep Puanı: 5790
ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10
Rep Gücü: 500
E-Güven: (21/100)

Ceza Muhakemesi Kanununun Kısa Bir Değerlendirilmesi


Doc. Dr. Veli Özer ÖZBEK

I- Genel olarak

Yeni bir Ceza Muhakemesi Kanunu üzerindeki çalışmalar 1999 yılında başlamıştır.

Önceki komisyon tarafından 2001 yılında Tasarı haline gelen çalışmalar, AKP hükümetinin iktidara gelmesiyle bir başka komisyona devredilmiştir. Bu Komisyon büyük ölçüde önceki Tasarıya bağlı kalarak yeni bir Tasarı hazırlamış ve söz konusu Tasarı 4 Aralık 2004 tarihinde yasalaşmıştır.

İlk Ceza Muhakemesi Kanunumuz, 1808 tarihli Fransız Ceza Usulü Kanununun tercümesi olan 25 Haziran 1879 (5 Recep 1296) tarihli "Usulü Muhakemati Cezaiye Kanunu Muvakkati"dir. Bu Kanunu yürürlükten kaldıran 1929 tarihli ve 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu da 1877 tarihli Alman Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu esas alınarak kaleme alınmıştır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası ve 1970 li yıllardan itibaren Alman Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin bir kısmı ülkemize yansımamıştır.


Bununla birlikte 1412 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten günümüze kadar çok sayıda maddesi değiştirilmiştir. Bu değişikliklerde, daha çok uygulama esas alınmış bu da ceza muhakemesine hakim olan ilkelerden özveride bulunulmasına yol açmıştır. Özellikle koruma tedbirleri, tanığın korunması, maslahata uygunluk gibi alanlar ihmal edilmiştir.




II- Ceza Adaleti sistemi


Ceza adaleti sisteminin dört ana unsuru bulunmaktadır: 1- Kolluk 2- Savcı 3- Avukat 4- Hakim. Sistem bu dört ana unsur üzerine inşa edilmiştir. Belirtilmelidir ki, ceza muhakemesi içinde kolluk esasen savcıya bağlı olarak görev ifa eder. Böylece sistemin esasen üç ayağı bulunur: İddia, savunma ve yargılama. Öte yandan kolluğun önleyici ve adli olmak üzere iki ayrı niteliğinin bulunduğu söylenmelidir. Yeni CMK nın en önemli özelliği kolluğun ceza muhakemesi içindeki işlevini azaltması olmuştur. Soruşturma evresinde mutlak savcı hakimiyeti söz konusu olup, kolluğun re’sen hazırlık soruşturması yapma yetkisi alınmıştır.


Bununla birlikte mağdurun da eskiye oranla daha öne çıktığı ifade edilmelidir.


Tüm CMK lar gibi Yeni CMK da muhakeme hukukunun temel ilkelerini hayata geçirmek ve temel hak ve özgürlükleri koruma altına almak üzere kaleme alınmıştır. Gerçekten ceza muhakemesinde devletin cezalandırma hakkı ile sanığın temel hak ve özgürlükleri çatışma içinde bulunur; muhakemeye şekil veren bu çatışmadır. Bu çerçevede zaman içinde bazı temel muhakeme ilkeleri kabul edilmiştir. Bunlardan önemli bazıları;



- Koğuşturma mecburiyeti ilkesi



-Davasız yargılama olmaz ilkesi



-Sözlülük-yazılılık ilkesi



-Halka açıklık ilkesi



-Vasıtasızlık ilkesi



-Maddi gerçeğin araştırılması ilkesi



-Delillerin serbestçe değerlendirilmesi ilkesi



-Koğuşturmanın resmiliği ilkesi



şeklinde sayılabilir.



Bu ilkelere şekil veren ceza muhakemesinin yürüyüşüne ilişkin temel hak ve özgürlükler ise;



-İnsan onuru



-Hukuk devleti



-Hak arama hakkı,



-isnadı ve hakları öğrenme hakkı,



-muhakemenin sonuna kadar suçlu sayılmama hakkı (masumluk karinesi)



-kimsenin kendisini ve yakınlarını suçlayıcı beyanlarda bulunmaya zorlanamayacağı ilkesi,



-kimsenin başkasının fiilinden dolayı yargılanmaması hakkı (ceza sorumluluğunun şahsîliği ilkesi),



-kanunda suç olarak gösterilmemiş bir fiilden dolayı takibata uğramama ve kanunda öngörülmemiş bir cezaya çarptırılmama hakkı (suçların ve cezaların kanunîliği ilkesi),



-savunma hakkı,



-kanunî (olağan) hâkim tarafından yargılanma hakkı,



-halka açık yargılanma hakkı,



-tercüman hakkı,



-sağlıklı bir ortamda yargılama hakkı,



-temel hak ve hürriyetlerin korunması hakkı,



-denetim muhakemesine başvurma hakkı,



-makûl süre içinde yargılanma hakkı



olarak ifade edilebilir.



III- Yeni CMK nın getirdiği başlıca yenilikler


1- Kanunun ismi:



İlk yeniliğin kanunun isminde olduğu görülmektedir. Bundan böyle Kanunumuzun ismi Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu değil, Ceza Muhakemesi Kanunu’dur. Bu değişiklik yerinde olmuştur. Çünkü;



Ceza Muhakemesi Hukuku, muhakeme hukukunun bir dalıdır. Muhakeme hukuku, muhakemeyi düzenleyen hukuki normların bütünü olup[1], muhakeme görevinin yapılması dolayısıyla meydana gelen ilişkileri düzenleyen hukuk dalıdır[2]. Muhakeme ise, hukuki bir uyuşmazlığı çözmek üzere yargılama organlarının yaptıkları faaliyet dolayısıyla meydana gelen hukuki ilişkilerin sujeleri tarafından yapılan işlemlerin bütünüdür. Bu sujelerin erklerini, ödevlerini muhakeme hukuku gösterir.



Muhakeme yanında ayrıca "usul" tabirine yer vermek de doğru değildir. Eskiden ceza muhakemesi muhakemede uygulanacak kural ve formalitelerin yani “usul”ün izahı şeklinde öğretilmekte bu nedenle hukuk yerine usul terimi kullanılmakta idi. Daha sonra muhakeme alanındaki norm ve kurumlar sisteme bağlanarak bu alanda uygulanan “usul”, “hukuk”laşmasına rağmen gereksiz olarak “usul” terimi “hukuk” terimi ile birlikte kullanılmaya başlanmıştır. Muhakeme hukuku, muhakeme normlarının bütünü demek olduğundan, muhakeme hukuku tabiri için normları ayrıca belirtmeğe ve dolayısı ile usul kelimesini kullanmağa gerek yoktur. Aynı nedenle muhakeme faaliyetini düzenleyen kanunu da, "Muhakeme Kanunu" yerine Muhakeme Usulü Kanunu olarak isimlendirmek doğru değildir.



Muhakeme hukukunu yargılama hukuku olarak Türkçeleştirmek de doğru değildir, çünkü yargılama "kaza"nın Türkçesidir ve kaza, muhakemeyi oluşturan üç görevden sadece biridir[3]. Muhakeme yerine yargılamayı tercih etmek, kaza yerine de yargı tabirini kullanmayı zorunlu kılmaktadır. Oysa yargı-yargılama ilişkisi, bir şey ile onu yapan veya alet olarak kullanan kişinin ilişkisidir. Başka bir ifadeyle; yargı, kaza faaliyetini değil, bu faaliyetin sonunda yapılan şeyi veya o faaliyette kullanılan aleti ifade etmektedir. Bu faaliyeti yapan kişi, yani hâkim veya yargıç "yargılar". Dolayısı ile kaza ve muhakeme faaliyetleri farklıdır. Kaza sadece hâkimlerin yaptığı faaliyetin adıdır. Muhakeme ise, iddia makamının, savunma makamının ve hâkimin yaptıklarından oluşan üçlü bir faaliyeti ifade eder.



Muhakeme kavramı yerine "muhakemeler" denmesi de doğru değildir. Bu nedenle burada çeşitli somut faaliyetler değil, onların hepsini ifade eden tek, soyut bir kavram kullanılmalıdır. Nasıl cezalar hukuku denmiyorsa, burada da, ceza muhakemeleri yerine ceza muhakemesi denmesi gerekir[4].

__________________
Zıt fikirlerin olmadığı memlekette gelişme olmaz.
ach isimli üye çevrimiçidir (Online)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-09-2006, 01:22   #2 (permalink)
ach
Webmaster
 
ach - ait Avatar
 
Giriş: 15-05-2006
Mesajlar: 15.084
Blog Konuları: 2
Rep Puanı: 5790
ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10
Rep Gücü: 500
E-Güven: (21/100)

Ce: Ceza Muhakemesi Kanununun Kısa Bir Değerlendirilmesi


2- Kanun yeni bir sistematiğe tabi tutulmuştur:



1412 sayılı Kanunun sistematiği amaca uygun değildi. Kanunun sisteminin ceza davasının evre ve aşamalarına göre düzenlenmiş olduğunu söylemek zordu. 1412 sayılı Kanunun aslında aynı kitap, kısım, fasıl veya bölümde bulunması gerekli hükümleri değişik yerlerde toplamış olan tasnifi, Kanunda yeni bir tasnife tabi tutulmuştur. Bu arada özellikle koruma tedbirleri arasında var olan uyumsuzluk ortadan kaldırılmış görünmektedir.






3- Muhakeme devreleri:



Ceza muhakemesini başlıca iki devresi bulunur: hazırlık soruşturması ve son soruşturma. Yeni CMK bu evreleri soruşturma ve kovuşturma evresi olarak isimlendirmiştir. Bundan böyle hazırlık soruşturması soruşturma, son soruşturma da kovuşturma evresi olarak ifade edilecektir. Buna göre;



Soruşturma: Kanuna göre yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evreyi,



Kovuşturma: İddianamenin kabulüyle başlayıp, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evreyi,



İfade eder.






4- Şüpheli-sanık kavramları:



Yeni CMK nın soruşturma ve kovuşturma kavramları konusundaki anlayış değişikliği kendini şüpheli-sanık kavramlarında da göstermektedir. Buna göre;



Şüpheli: Soruşturma evresinde, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,



Sanık: Kovuşturmanın başlamasından itibaren hükmün kesinleşmesine kadar, suç şüphesi altında bulunan kişiyi,



İfade eder.



Önceki uygulamada sanıklık stasüsü, sanık haklarından bir an önce yararlanılması amacıyla öne çekilmeye çalışılmakta ve soruşturma evresinde de kişi bazı ceza muhakemesi işlemlerine maruz kalmakla sanık sayılmaktaydı. Yeni CMK ise sanıklık statüsünü ancak hakkında kamu davası açılan kişi bakımından kabul etmektedir. Bu da bugüne kadar sanık hakları olarak ifade edilen bazı haklardan önceki evre olan soruşturma evresinde de yararlanılabilip yararlanılamayacağı sorununu ortaya çıkarmaktadır. Kanımızca bu evrede aynı haklar bundan böyle şüpheli hakları olarak ifade edilecektir. Bu anlamda örneğin, susma hakkı, aydınlanma hakkı, müdafi yardımından yararlanma hakkı şüpheli hakları olarak kabul edilecektir.






5- Tanıkların korunması:



Daha önce 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununda yer alan tanıkların korunmasına ilişkin düzenlemeler artık CMK içine alınmış, bu konudaki eksiklik giderilmiştir. Buna göre tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa; kimliklerinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi, tanık için ağır bir tehlike teşkil edecek ve bu tehlike başka türlü önlenemeyecekse ya da maddî gerçeğin ortaya çıkarılması açısından tehlike oluşturacaksa; hâkim, hazır bulunma hakkına sahip bulunanlar olmadan da tanığı dinleyebilir. Tanığın dinlenmesi sırasında ses ve görüntülü aktarma yapılır. Bu hükümler ancak bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak uygulanabilir. Tanıklık görevinin yapılmasından sonra, kişinin kimliğinin saklı tutulması veya güvenliğinin sağlanması hususunda alınacak önlemler konusunda ayrı bir kanun çıkarılacaktır.






6- Bilirkişilik



Bilirkişilik Türk Ceza Muhakemesi Hukuku uygulamasının en yozlaşmış kurumudur. Bilirkişiliğe ancak çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde başvurulması gerekirken hukuki konularda da bilirkişiliğe başvurulması sıkça görülen bir husustur. Bu bir yana uygulamamızda “bilirkişi” niteliğine sahip olamayacak kişilere bu görev verilmekte bu da adil olmayan kararların ortaya çıkmasına sebebiyet verebilmektedir. Bundan böyle bilirkişi ancak İl Adli Yargı Adalet Komisyonu tarafından düzenlenecek listede yer alan kişiler arasından seçilecektir.






7- Yeni koruma tedbirleri



Yeni CMK mevcut koruma tedbirlerinde önemli değişiklikler yapmak yanında yeni bazı koruma tedbirlerine de yer vermiş, 4422 sayılı Çıkar Amaçlı Suç Örgütleriyle Mücadele Kanununda yer alan gizli soruşturma tedbirlerinin önemli bir kısmını da hükümleri içine almıştır.



Yeni tedbirler arasında;



-beden muayenesi ve vücuttan örnek alınması



- moleküler genetik inceleme



-fizik kimliğin tespiti



sayılabilir.



Mevcut koruma tedbirleri bakımından;



- Yakalama ve göz altı: Kolluk ya da suçüstü halinde herkes tarafından yakalanan kişi ve olay hakkında C.Savcısına hemen bilgi verilerek, emri doğrultusunda işlem yapılacaktır. Kolluk, gerekli tedbirleri aldıktan sonra yakalanan kişiye kanunî haklarını derhâl bildirir. Göz altı kararını ancak savcı verebilir. İşte en önemli değişikliklerden biri de budur. Daha önce bu kararı kolluk vermekteydi. Gözaltı süresi, yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilmesi için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmidört saati geçemez. Yakalama yerine en yakın hakim veya mahkemeye gönderilme için zorunlu süre oniki saatten fazla olamaz. O halde göz altı süresi en fazla otuzaltı saat olabilir. Toplu olarak işlenen suçlarda, delillerin toplanmasındaki güçlük veya şüpheli sayısının çokluğu nedeniyle; Cumhuriyet savcısı gözaltı süresinin, her defasında bir günü geçmemek üzere, üç gün süreyle uzatılmasına yazılı olarak emir verebilir.



- Tutuklama: Tutuklamaya ancak hakim karar verebilir. Eskiden olduğu gibi tutuklama şartları bulunsa dahi hakim tutuklama kararı vermek zorunda değildir. Yeni CMK tutuklama konusunda önemli değişiklikler getirmektedir:



* Sadece adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı bir yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.



* Savcı tarafından tutuklama istenildiğinde, şüpheli veya sanık, kendisinin seçeceği veya baro tarafından görevlendirilecek bir müdafiin yardımından yararlanır. Bu durumda kişiye mutlaka bir müdafi atanır.



* Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok altı aydır. Ancak, bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek dört ay daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.



* Yeni CMK tutuklamaya alternatif olarak adli kontrol kurumunu kabul etmiştir. Buna göre tutuklama sebeplerinin varlığı halinde, üst sınırı üç yıl veya daha az hapis cezasını gerektiren bir suç sebebiyle yürütülen soruşturmada, şüphelinin tutuklanması yerine adlî kontrol altına alınmasına karar verilebilir. Kanunda tutuklama yasağı öngörülen hallerde de, adlî kontrole ilişkin hükümler uygulanabilir. Adlî kontrol, şüphelinin aşağıda gösterilen bir veya birden fazla yükümlülüğe tabi tutulmasını içerir. Örneğin,



a) Yurt dışına çıkamamak.



b) Hâkim tarafından belirlenen yerlere, belirtilen süreler içinde düzenli olarak başvurmak.



c) Hâkimin belirttiği merci veya kişilerin çağrılarına ve gerektiğinde meslekî uğraşlarına ilişkin veya eğitime devam konularındaki kontrol tedbirlerine uymak.



d) Her türlü taşıtları veya bunlardan bazılarını kullanamamak ve gerektiğinde kaleme, makbuz karşılığında sürücü belgesini teslim etmek gibi.

__________________
Zıt fikirlerin olmadığı memlekette gelişme olmaz.
ach isimli üye çevrimiçidir (Online)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Eski 12-09-2006, 01:22   #3 (permalink)
ach
Webmaster
 
ach - ait Avatar
 
Giriş: 15-05-2006
Mesajlar: 15.084
Blog Konuları: 2
Rep Puanı: 5790
ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10ach Rütbe Artı +10
Rep Gücü: 500
E-Güven: (21/100)

Ce: Ceza Muhakemesi Kanununun Kısa Bir Değerlendirilmesi


Bununla birlikte adli kontrol altına alınarak yurt dışına çıkamamak ve güvence miktarı yatırmak yükümlülükleri bakımından hapis cezasının süresi önemli değildir. Diğer bir deyişle bu yükümlülüklere tabi tutulmayı konu alan adli kontrol tedbirine başvurulabilmesi daha ağır hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından da mümkündür.



Adli kontrol kurumu içinde yer verilmiş olduğu için kefaletle salıverme kurumuna Yeni CMK içinde yer verilmemiştir.



- Arama: Aramaya kural olarak ancak hâkim karar verebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri arama yapabilirler. Görüldüğü üzere kolluk amirinin arama kararı verebilmesi için iki koşul aranmaktadır: 1- Gecikmede sakıncanın varlığı 2- Cumhuriyet savcısına ulaşılamaması. Kolluğun arama kararı verme yetkisini sınırlandırma amacı güden özellikle ikinci koşul yeni olup tartışmaya açıktır. Zira zaten muğlak olan “gecikmede tehlike” kavramı yanına bir başka muğlak ifade olan “Cumhuriyet savcısına ulaşılamama” kavramı getirilmiş olmaktadır. Bununla birlikte konut, işyeri ve kamuya açık olmayan alanlarda kolluk amirinin arama kararı verme yetkisi bulunmamaktadır. Burada ise içi doldurulmaya muhtaç olan kavram “kamuya açık olmayan alanlar”dır. Kavram tartışma yaratacak görünmektedir.



Arama ile ilgili bir başka yenilik arama emrinde bulunması gereken hususlardır. Buna göre arama karar veya emrinde;



a) Aramanın nedenini oluşturan fiil,



b) Aranılacak kişi, aramanın yapılacağı konut veya diğer yerin adresi ya da eşya,



c) Karar veya emrin geçerli olacağı zaman süresi,



Açıkça gösterilir.



Arama sırasında elkonulan belgeler bakımından önemli bir yenilik göze çarpmaktadır: Hapis cezasının alt sınırı beş yıl veya daha fazla olan suçlarla ilgili olarak bir suç olgusuna ilişkin bilgileri içeren belgeler, Devlet sırrı olarak mahkemeye karşı gizli tutulamaz. Devlet sırrı niteliğindeki bilgileri içeren belgeler, ancak mahkeme hâkimi veya heyeti tarafından incelenebilir. Bu belgelerde yer alan ve sadece yüklenen suçu açıklığa kavuşturabilecek nitelikte olan bilgiler, hâkim veya mahkeme başkanı tarafından tutanağa kaydettirilir.



- Elkoymaya ilişkin yeni düzenlemeler ise şu şekildedir:



* Katalogda sayılan suçlar bakımından soruşturma veya kovuşturma konusu suçun işlendiğine ve bu suçlardan elde edildiğine dair kuvvetli şüphe sebebi bulunan hallerde, şüpheli veya sanığa ait;



a) Taşınmazlara,



b) Kara, deniz veya hava ulaşım araçlarına,



c) Banka veya diğer malî kurumlardaki her türlü hesaba,



d) Gerçek veya tüzel kişiler nezdindeki her türlü hak ve alacaklara,



e) Kıymetli evraka,



f) Ortağı bulunduğu şirketteki ortaklık paylarına,



g) Kiralık kasa mevcutlarına,



h) Diğer malvarlığı değerlerine,



elkonulabilir. Bu taşınmaz, hak, alacak ve diğer malvarlığı değerlerinin şüpheli veya sanıktan başka bir kişinin zilyetliğinde bulunması halinde dahi, elkoyma işlemi yapılabilir.



* Elkoymaya kural olarak ancak hâkim karar verebilir. Gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde ise Cumhuriyet savcısının, Cumhuriyet savcısına ulaşılamadığı hallerde ise kolluk amirinin yazılı emri ile kolluk görevlileri elkoyma işlemini gerçekleştirebilir. Hakim kararı olmaksızın yapılan elkoyma işlemi 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulur.



* Avukat büroları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde aranabilir. Baro başkanı veya onu temsil eden bir avukat aramada hazır bulundurulur.



* Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlenmekte olduğu hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli olması halinde; soruşturma ve kovuşturma sürecinde, hâkim veya mahkeme, şirket işlerinin yürütülmesiyle ilgili olarak kayyım atayabilir



* Yeni CMK arama ve elkoyma koruma tedbirleri arasında yeni bir tedbire daha yer vermiştir: Bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma. Buna göre; bir suç dolayısıyla yapılan soruşturmada, başka surette delil elde etme imkânının bulunmaması halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine şüphelinin kullandığı bilgisayar ve bilgisayar programları ile bilgisayar kütüklerinde arama yapılmasına, bilgisayar kayıtlarından kopya çıkarılmasına, bu kayıtların çözülerek metin hâline getirilmesine hâkim tarafından karar verilir.



Gizli soruşturma tedbirleri bakımından;



- Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi: Katalogda sayılan suçlar bakımından hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişimi tespit edilebilir, dinlenebilir, kayda alınabilir ve sinyal bilgileri değerlendirilebilir. Tedbir kararı en çok 3 ay için verilebilir. Ancak bu süre 3 ay daha uzatılabilir. Bununla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak (m.250) gerekli görülmesi halinde hakim bir aydan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir. O halde örgütlü suçlarda iletişimin denetlenmesi tedbirine herhangi bir süre sınırı olmaksızın başvurabilmek mümkündür.



- Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi: Hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı kararı ile katalogda sayılan suçlar bakımından kamu görevlileri gizli soruşturmacı olarak görevlendirilebilir. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi tedbiri bakımından herhangi bir süre sınırı bulunmamaktadır.



- Teknik araçlarla izleme: Katalogda sayılan suçlar bakımından şüpheli veya sanığın kamuya açık yerlerdeki faaliyetleri ve işyeri teknik araçlarla izlenebilir, ses veya görüntü kaydı alınabilir. Tedbire en çok 4 haftalık süre içinde başvurulabilir. Bu süre bir defa daha uzatılabilir. Yani en fazla 8 haftalık bir süre için tedbire başvurmak mümkündür. Bununla birlikte örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili olarak (m.250) gerekli görülmesi halinde hakim bir haftadan fazla olmamak üzere sürenin müteaddit defalar uzatılmasına karar verebilir. O halde örgütlü suçlarda teknik araçlarla izleme tedbirine herhangi bir süre sınırı olmaksızın başvurabilmek mümkündür.



Görüldüğü üzere CMK özellikle örgütlü suçlarda (m.250) gizli soruşturma tedbirleri ne süresiz bir şekilde başvurulabilmesi olanağı getirmiş bulunmaktadır. Bu açıdan CMK 4422 s.K.dan daha teminatsızdır. Burada sorun soruşturmanın m.250 de yer alan suçlar kapsamında bulunup bulunmadığına kimin karar vereceği ve kararın ne kadar sağlıklı olacağıdır. Sonucu uygulamada göreceğiz.






8- Koruma tedbirlerine hukuka aykırı olarak başvurulması halinde tazminat



Koruma tedbirlerine hukuka aykırı olarak başvurulması buna maruz kalan kişi bakımından tazminat hakkı doğurur. Ancak yasadaki eksiklik özellikle gizli soruşturma tedbirlerine maruz alan kişilere bu şekilde bir hak tanınmamış olmasıdır.






9- Adli Kolluk



Yeni CMK adli kolluk kurulmasını öngörmektedir. Bu konuda Adli Kolluk Yönetmeliği çıkarılmıştır[5]. Yönetmeliğe göre adli kolluk polis, jandarma, sahil güvenlik ve gümrük muhafazadır (Yönetmelik m.4). Bununla bilirkte gerektiğinde veya Cumhuriyet savcısının talebi hâlinde, diğer kolluk birimleri de adlî kolluk görevini yerine getirmekle yükümlüdür. Bu durumda, kolluk görevlileri hakkında, adlî görevleri dolayısıyla Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uygulanır (Yönetmelik m.7).



Cumhuriyet savcıları, adlî görevlere ilişkin emir ve talimatlarını öncelikle adlî kolluk sorumlularına veya adlî kolluk görevi ifa eden diğer birim âmirlerine verir. Adlî kolluk, adlî görevlerin haricindeki hizmetlerde üstlerinin emrindedir. Adlî kolluk görevlilerine, adlî görevi bulunmayan üstleri tarafından, yürütülen soruşturma ile ilgili emir ve talimat verilemez. Adlî kolluk görevlileri, kadrolarında yer aldıkları birimlere mevzuatla verilmiş ve adlî görev kapsamı dışında kalan diğer görev ve hizmetleri de yerine getirirler. Adlî kolluk görevlilerinin özlük hakları, bağlı oldukları teşkilât tarafından yürütülür (Yönetmelik m.5).



Soruşturma işlemleri, Cumhuriyet savcısının emir ve talimatları doğrultusunda öncelikle adlî kolluğa yaptırılır. Adlî kolluk görevlileri Cumhuriyet savcısının adlî görevlere ilişkin emirlerini gecikmeksizin yerine getirir. Adlî kolluk görevlileri, kendilerine yapılan bir suça ilişkin ihbar veya şikâyetleri; el koydukları olayları, yakalanan kişiler ile uygulanan tedbirleri derhâl Cumhuriyet savcısına bildirir ve Cumhuriyet savcısının emri doğrultusunda işin aydınlatılması için gerekli soruşturma işlemlerine başlar. Suçüstü hâli ile gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde, Cumhuriyet savcısına erişilemiyorsa veya olay genişliği itibarıyla Cumhuriyet savcısının iş gücünü aşıyorsa, sulh ceza hâkimi de bütün soruşturma işlemlerini yapabilir. Bu durumda adlî kolluk görevlileri, sulh ceza hâkimi tarafından emredilen tedbirleri alır ve araştırmaları yerine getirir. Adlî kolluk görevlileri, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, Cumhuriyet savcısının emirleri doğrultusunda şüphelinin lehine veya aleyhine olan tüm delilleri, kanunda ön görülen koşullara uyarak toplamak, muhafaza altına almak ve bunları bir fezleke ile Cumhuriyet savcısına sunmakla yükümlüdür (m.6).

10- Mecburi müdafi



Yeni yasa da eskisinde olduğu gibi mutlak anlamda mecburi müdafi sistemini kabul etmiş değildir. Şüpheli ya da sanığa müdafi tayini için kural olarak söz konusu kişilerin istemi bulunmalıdır. Ancak şüpheli ya da sanık - 18 yaşını doldurmamış; –Sağır-dilsiz; - Kendini savunamayacak derecede malul ise müdafi tayini zorunludur. Yine üst sınırı en az 5 yıl hapis cezasını gerektiren suçlar bakımından şüpheli ya da sanığın durumuna ve istemi bulunup bulunmadığına bakılmaksızın müdafi tayini zorunludur.



Kanundaki diğer bazı hükümler de göz önünde bulundurulduğunda tüm fiillerin yaklaşık % 70 i bakımından müdafi tayininin zorunlu olduğu söylenmelidir. Ancak kanımızca bu şekilde çapraşık kurallar koymak yerine tüm şüpheli ve sanıklar için suçun ağırlığına bakılmaksızın müdafi tayini zorunluluğunun getirilmesi daha doğru olurdu.






11- Yasak sorgu yöntemleri-delil yasakları-hukuka aykırı delil



Şüphelinin ve sanığın beyanı özgür iradesine dayanmalıdır. Bunu engelleyici nitelikte kötü davranma, işkence, ilâç verme, yorma, aldatma, cebir veya tehditte bulunma, bazı araçları kullanma gibi bedensel veya ruhsal müdahaleler yapılamaz.



Kanuna aykırı bir yarar vaat edilemez.



Yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.



Müdafi hazır bulunmaksızın kollukça alınan ifade, hâkim veya mahkeme huzurunda şüpheli veya sanık tarafından doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.



Öte yandan şüphelinin aynı olayla ilgili olarak yeniden ifadesinin alınması ihtiyacı ortaya çıktığında, bu işlem ancak Cumhuriyet savcısı tarafından yapılabilir. Böylece şüphelinin kolluk tarafından ifadesinin alınması engellenmekte ve şüphelinin tekrar kolluk önüne çıkacağı korkusuyla yanlış beyan vermesi engellenmeye çalışılmaktadır.



Nihayet yüklenen suç, hukuka uygun bir şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebilir (m.217). O halde hukuka aykırı bir şekilde elde edilmiş olan delil ispat aracı olarak kullanılamaz.






12 - Maslahata uygunluk



Türk Ceza Muhekemesi Hukukunda koğuşturma mecburiyeti ilkesi geçerlidir. Yani savcı fail ve fiil belli ve suç şüphesi yeterli ise kamu davası açmak zorundadır. Bununla birlikte Yeni TCK cezanın ortadan kaldırılmasını gerektiren şahsî sebep olarak etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasını gerektiren koşulların ya da şahsî cezasızlık sebebinin varlığı halinde Cumhuriyet savcısının kamu davasını açmayabileceğini kabul ettiği görülmektedir.






13- İddianamenin iadesi



Türk hukukunda en çok şikayet edilen husus, makul süre içinde yargılanma hakkını da ihlal edecek boyuta ulaşan, son soruşturmanın (kovuşturma evresi) çok uzun sürmesi, davanın uzun yıllara yayılmasıdır. Bu nedenle yeni CMK iddianamenin iadesi kurumunu kabul etmiştir. Buna göre mahkeme, iddianamenin ilgili hükümde belirtilen unsurları içermediğini tespit ettiğinde, eksik ve hatalı noktaları belirterek iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verir. Cumhuriyet savcısı, iddianamenin iadesi üzerine, kararda gösterilen eksiklikleri tamamladıktan ve hatalı noktaları düzelttikten sonra yeniden iddianame düzenleyerek dosyayı mahkemeye gönderir. Böylece soruşturmanın iyi bir şekilde yapılması sağlanmak ve eksik soruşturmanın kovuşturma evresine yansıyarak davaların uzamasının önüne geçilmek istenmektedir.






14- Doğrudan soru sorma-çapraz sorgu



Yeni CMK mevzuatımıza yepyeni bir kurum kazandırmaktadır: Doğrudan soru sorma. Buna göre Cumhuriyet savcısı, müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; sanığa, katılana, tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere, duruşma disiplinine uygun olarak doğrudan soru yöneltebilirler. Sanık ve katılan da mahkeme başkanı veya hâkim aracılığı ile soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edildiğinde sorunun yöneltilmesinin gerekip gerekmediğine, mahkeme başkanı karar verir. Gerektiğinde ilgililer yeniden soru sorabilir. Dikkat edilirse soru yöneltmek için hakimden izin almak zorunlu değildir. Böylece hakimin bazen savunma hakkını sınırlayan bir niteliğe ulaşan müdahalesi önlenmiş olacaktır.



Öte yandan Yeni CMK çapraz sorguya da yer vermiş bulunmaktadır. Buna göre Ortaya konulan delillerle ilgili tartışmada söz, sırasıyla katılana veya vekiline, Cumhuriyet savcısına, sanığa ve müdafiine veya kanunî temsilcisine verilir. Cumhuriyet savcısı, katılan veya vekili, sanığın, müdafiinin veya kanunî temsilcisinin açıklamalarına; sanık ve müdafii ya da kanunî temsilcisi de Cumhuriyet savcısının ve katılanın veya vekilinin açıklamalarına cevap verebilir.






15- Bazı suçlara ilişkin muhakeme



Bilindiği üzere ülkemizde Devlet Güvenlik Mahkemelerinin faaliyetine son verilmiştir. Ancak onun görev alanına giren suçlar bakımından özel yetkili ağır ceza mahkemeleri görevlendirilmiştir. Bu mahkemelerdeki yargılama usulü hem soruşturma hem de kovuşturma bakımından diğer mahkemelere göre farklılık göstermektedir. Örneğin, bu mahkemelerin görev alanına giren suçlarda gözaltı süresi 48 saattir. Yine olağanüstü hâl ilân edilen bölgelerde yakalanan kişiler hakkında gözaltı süresi Cumhuriyet savcısının talebi ve hâkim kararıyla yedi güne kadar uzatılabilir.






16- Mağdur hakları



Kanun mağdur haklarını da ayrıca düzenlemek suretiyle sanık ve mağdur arasında bir denge sağlamaya çalışmıştır. Buna göre örneğin mağdur soruşturmanın gizlilik ve amacını bozmamak koşuluyla Cumhuriyet savcısından belge örneği ve vekili yoksa, baro tarafından kendisine bir avukat görevlendirilmesini isteme hakkında sahiptir. Mağdur, onsekiz yaşını doldurmamış, sağır veya dilsiz ya da meramını ifade edemeyecek derecede malûl olur ve bir vekili de bulunmazsa, istemi aranmaksızın bir vekil görevlendirilir.



Mağdurun bu ve diğer hakları suçun mağdurları ile şikâyetçiye anlatılıp açıklanır ve bu husus tutanağa yazılır. Bu suretle ilgililere mağduru aydınlatma yükümlülüğü getirilmiştir.






17- Uzlaşma



Bir başka yeni kurum uzlaşmadır. Buna göre takibi şikayete bağlı suçlarda Cumhuriyet savcısı, yapılan soruşturmanın durumuna göre, faili bu Kanunun öngördüğü usullere göre davet ederek suçtan dolayı sorumluluğunu kabul edip etmediğini sorar. Mağdur, verilmiş olan zararın tümüyle veya büyük bir kısmı itibarıyla giderildiğinde özgür iradesi ile uzlaşacağını bildirirse, soruşturma sürdürülmez; takipsizlik kararı verilir.



İşlenen suçların önemli bir kısmının takibi şikayete bağlı suçlar olduğu düşünüldüğünde uzlaşma kurumunun mahkemelerin iş yükünü önemli surette azaltacağı söylenebilir.






18- İstinaf



Yeni kanun yeni bir denetim muhakemesi yolu daha kabul etmiştir: İstinaf. Böylece Yargıtayın iş yükü azaltılmak istenmektedir.






19- Yargılamanın yenilenmesi






Bunların yanında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı nedeniyle hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesine ilişkin hüküm getirilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesine paralel olarak 4709 sayılı Kanunla Anayasanın 36 ncı maddesine "adil yargılanma" hakkı eklenmiştir. Adil yargılanma hakkının bir uygulaması olarak yargılamanın yenilenmesi nedenleri arasına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesince Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin veya eki protokollerin ihlâli nedeniyle verilen mahkûmiyet kararları da dahil edilmek suretiyle Sözleşme veya eki protokollerin hükümlerinin iç hukuka yansıtılması sağlanmıştır.









20- Şahsi dava ve şahsi hak davası kaldırılmıştır. Hâlen şahsî dava usulüne göre yürütülen davalar kamu davası olarak sürdürülür (5320 s.Yürürlük Kanunu m.9). Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce ceza mahkemelerinde açılmış bulunan davalardaki şahsi hak talepleri, görevsizlik kararı verilemeyerek bu mahkemelerce sonuçlandırılır (5320 s.Yürürlük Kanunu Geçici m.1).






SONUÇ:






- CMK köklü bir sistem değişikliği getirmektedir:



* Savcı hakimiyetini artırmıştır.



* Müdafiin kontrol mükellefiyeti ve etkinliği artmıştır.



* Ceza muhakemesinin unutulmuş olan sujesi mağdurun yeniden keşfedilerek muhakeme içindeki rolünün etkinleşmesi amaçlanmıştır.



- Al.CMUK ile arasında önemli farklar bulunduğu için artık söz konusu kanunun mehaz olma özelliği kalmamıştır.



- Tek başına Kanun değişikliğinin herhangi bir önemi bulunmaz. Zihniyet değişikliği de gerekir. Aksi halde yeni CMK kısa zaman içinde eski CMUK gibi pek çoğu uygulanmayan bir yasa haline dönüşür.





--------------------------------------------------------------------------------

* Doç.Dr.Veli Özer Özbek, DEÜ Hukuk Fakültesi Ceza ve Ceza Usul Hukuku ABD

__________________
Zıt fikirlerin olmadığı memlekette gelişme olmaz.
ach isimli üye çevrimiçidir (Online)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu an saat 02:08 .
Tarih 13-10-2008


Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd
Türkçe Çeviri : ach

eXTReMe Tracker


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191