![]() |
|
|||||||
| Üye Ol | SSS | Sxe indir | Sosyal Gruplar | Takvim | Resim Galerisi | Etiketler | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
Off-Topic bölümünde Ceza Hukuku(Aklınıza Takılan Herşey) konusu , Kast nedir, taksir nedir? Kast, bir kimsenin bilerek ve isteyerek bir eylemi gerçekleştirmesi demektir. Taksir ise halk dilinde kaza denilen şeydir. Yani bir kimsenin istemeden bir neticeye sebebiyet vermesidir. Örneğin, hızlı araç kullanma sonucu bir kimsenin ölümüne neden olunması gibi. ...
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri |
|
|
#1 (permalink) | |
|
Executive Officer
![]() E-Güven: (4/100)
|
Ceza Hukuku(Aklınıza Takılan Herşey)
Kast nedir, taksir nedir? Kast, bir kimsenin bilerek ve isteyerek bir eylemi gerçekleştirmesi demektir. Taksir ise halk dilinde kaza denilen şeydir. Yani bir kimsenin istemeden bir neticeye sebebiyet vermesidir. Örneğin, hızlı araç kullanma sonucu bir kimsenin ölümüne neden olunması gibi. Bunun tanımını kanun şöyle yapar: "Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir" (md. 22/2). Böylece şakalaşırken bir kimseyi öldürmek veya kaza sonucu öldürmeler taksirli öldürmedir. Ceza hukukunda, kast ile işlenen eylemlerin cezası daha ağır, buna karşılık taksir ile işlenen eylemlerin cezası daha hafiftir. Buna karşılık kişinin alkollü olması gibi bilinçli taksir hallerinde ise hem ceza üçte birden yarısına kadar artırılacak (md. 22/3); hem de failin cezası adli para cezasına çevrilemeyecektir (md. 50/4). 5- Bir suçu önceden planlayarak (taammüden) işlemek daha ağır mı cezalandırılır? Kanun esas itibarıyla bir suçun önceden planlayarak veya ani bir kararla işlenmesi arasında bir ayrım yapmaz. Dolayısıyla ani bir kararla da işlense, önceden ayrıntılı bir planın neticesinde de işlense faile aynı ceza verilir. Bunun tek istisnası 'insan öldürme' suçu bakımından söz konusudur. Kanunumuz bir kimsenin tasarlanarak öldürülmesi durumunda failin cezasının artırılmasını öngörmektedir (md. 82). 6- Taksirli eylemi sonucu yakınlarını kaybedene ceza verilecek mi? Yeni kanun, tamamen yeni bir hüküm getirmiştir. Buna göre, "Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa, ceza verilmez" (md. 22/6). Buna örnek olarak şu olayı gösterebiliriz: Bir kimse, hızlı araç kullanması sonucu kaza yapmış ve arabada bulunan eşi ve çocuklarının ölümüne neden olmuş, kendisi ise yaralanmış, tıbbi müdahale sonucu kurtarılmıştır. İşte kanun koyucu, bu anlattığımız örnek olayda olduğu gibi, eylemi sonucu zaten yeterince acı çekmiş olan bir kimseye ceza verilmeyebileceğini hüküm altına almıştır. 7- Öldürmek istemiyordum, sadece terlik attım ama öldü... İstediğinden daha ağır bir neticeye sebep olan kimse nasıl cezalandırılacaktır? Örneğin, bir kimseye terlik atan bir kişi, mağdurun bunun sonucunda ölmesi durumunda öldürmeden mi sorumlu tutulacaktır? Eski kanunumuz bu bakımdan ölüm neticesinin terlik atmanın sonucu olmasını yeterli görmekteydi. Ancak, yeni kanunumuz bu bakımdan çağdaş gelişmeleri benimsemiş ve bu neticeden sorumlu tutulabilmesi için failin dikkatsizliği sonucu bu neticeye sebebiyet vermesini aramıştır. Bu netice hiçbir şekilde öngörülemeyecek bir netice ise fail bu ağır neticeden sorumlu tutulamayacaktır (md. 23). TCK'da Ebu Garip yetkisi 8- Ceza kanunu nerede işlenen suçlara uygulanır? Kural olarak ceza kanunu Türkiye'de işlenen suçlara uygulanır. Peki Türkiye neresidir? Kanun 8. maddesinde bunu belirler: Türkiye, Türk kara ve hava sahaları ile Türk karasularından oluşmaktadır. Peki açık denizde suç işleyenler Türkiye'de yargılanabilir mi? Kanun, açık deniz ve bunun üzerindeki hava sahasında bir Türk deniz veya hava aracında veya bu araçlarla suç işlenmesi halinde de suçun Türkiye'de işlenmiş sayılacağını açıklamaktadır. Yabancıları yargılamak Peki yabancı ülkede işlenen suçlar hakkında TCK'yı uygulama olanağı var mıdır? Kanunumuz değişik nedenlerle bunu kabul eder. Örneğin, suçun fail veya mağdurunun Türk vatandaşı olması halinde, belirli şartlar altında olaya TCK uygulanabilir (md. 11, 12). Böylece vatandaş yurtdışında da takip edilmekte veya korunmaktadır. Aynı şekilde Türkiye adına yurtdışında görev yapanların işledikleri görev suçları ile Türkiye'de olup da değişik nedenlerle iade edilemeyen yabancıların yabancı ülkede önceden işlemiş oldukları suçların da Türkiye'de yargılanması mümkündür (md. 10, 12/3). TCK'nın 13 maddesi, yurtdışında işlenen suçlarla ilgili ilginç bir hüküm. Buna göre, soykırım, işkence, fuhuş, uyuşturucu madde ticareti gibi bazı suçların yabancı ülkede işlenmesi halinde Türk kanunları uygulanır. Bu itibarla, örneğin yurtdışında soykırım suçunu işleyen biri Türkiye'de yargılanabilir. Aynı şekilde Guantanamo veya Irak'ta işkence yapanlar Türkiye'de bulundukları takdirde TCK hükümlerine göre mahkeme önüne çıkarılabilir. Bu maddesinin uygulanabilmesi için, 27 Mayıs 2005 tarihli TCK değişikliği paketinde, Adalet Bakanı'nın talebinin aranacağı yönünde bir hüküm sevk edilmişti. Ne var ki bu değişiklik cumhurbaşkanı tarafından veto edilmiş bulunmaktadır. Eski TCK'nın vakti dolmuştu 765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu Cumhuriyet'in ilk dönemlerinde çıkarılmıştı. O tarihlerde hukuk sisteminin modernleştirilmesi çalışmaları sırasında, acil bir hukuk reformu için zaman kaybetmemek bakımından, yeni bir kanun hazırlanması yerine Osmanlı döneminde tercümesi yapılarak elde hazır bulunan 1889 İtalyan Ceza Kanunu az bir değişiklikle aynen kabul edilerek yasalaştırılmıştı. Kanunun İtalya'dan alınmış olması dolayısıyla Türk Ceza Kanunu için de faşist eleştirisi yapılmış ise de, faşist dönemde yapılan İtalyan Ceza Kanunu, halen İtalya'da yürürlükte bulunan 1930 Ceza Kanunu'dur. Türkiye ise bu kanundan özellikle devlet aleyhine işlenen suçlar kısmını almıştır. 1889 İtalyan Ceza Kanunu, 1930 yılına kadar İtalya'da, 2005 yılına kadar da Türkiye'de uygulanmak suretiyle 19., 20. ve 21. yüzyılda uygulama alanı bulan belki de dünyanın tek ceza kanunudur. Günümüze kadar 60 civarında değişikliğe maruz kalan ve 19. yüzyıl ceza kanunu anlayışını yansıtan bu kanunun değiştirilmesi gerektiği toplumun bütün kesimlerince kabul edilmekteydi. O zamanki sanayi devriminde mala bireyden çok önem veren bu kanuna göre bir kimsenin gözünü çıkarmak 5 seneden 10 seneye kadar hapis cezasıyla karşılandığı halde, bir kimsenin gözlüğünü zorla almak 10 seneden 20 seneye kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktaydı. Kanun ceza hukukundaki modern gelişmelerin de gerisinde kalmıştı. Son dönemlerde Avrupa'da da birçok ülkede yeni ceza kanunları yürürlüğe konulmuştu (İspanya, Rusya, Polonya, Fransa gibi). Bu gerekçelerle yeni bir kanun hazırlanması çalışmalarına zamanın başbakanı Turgut Özal'ın girişimleriyle 1984 yılında başlanmış, bu çalışmalar sonucunda ortaya konulan öntasarılar ağır eleştiriye uğradığından ve hükümetlerin sık sık değişmesinden ötürü yasalaşamamıştır. En son AKP hükümetinin 2003 yılında mevcut öntasarıyı Meclis'e sunmasından sonra, bu metin üzerinde meclis alt komisyonunda akademisyenler ile milletvekillerinin yaptığı çalışma sonucu esaslı değişikler yapılmış ve bu şekilde ortaya çıkan metin 26 Eylül 2004 tarihinde yasalaşmış, 12 Ekim 2004 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak, bir kısım hükümleri derhal yürürlüğe girerken (gecekondu suçları)(md. 184), kanunun çoğu hükmü 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Türkiye'deki mevcut arıtma tesisleri göz önünde bulundurularak, belediyelerin arıtma tesisleri kurması için süre tanınması amacıyla, çevre kirletmeye ilişkin bazı hükümler (md. 181/1, 182/1) ise kanunun yayımı tarihinden itibaren iki yıl sonra yürürlüğe girecektir. Bu kanun ile ceza hukuku alanında Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında başlayıp Cumhuriyet'in ilk yıllarında devam eden Batı'dan kanunu aynen alma geleneğine son verilmiştir. Kanun hazırlanırken yabancı ceza kanunları göz önünde bulundurulmuş ise de, belli bir ülke kanunu komple alınmamıştır. Bu yönüyle kanun, Türk doktrin ve uygulamasının bir eseridir. Kanunun en önemli özelliği ceza hukukundaki modern gelişmelerin hepsini benimsemiş olması ve eski kanun döneminde uygulamada ortaya çıkan aksaklıkları gidermeye çalışmış olmasıdır. Her insan yapısı eserde olduğu gibi bu kanunda da eksiklikler, hatalar vardır. Ayrıca zamanla uygulamada belirecek hatalar da olacaktır. Bunların önümüzdeki dönemde hızla kanun koyucu tarafından düzeltilmesi gerekmektedir. Hukuk devletinde bir ceza kanunu Devletin hukuka bağlılığının ideal bir biçimde gerçekleştirilebilmesi için ceza kanunlarının içerik yönünden nasıl düzenlenmesi gerektiğini, hukuk devleti ilkesi belirler. Bu anlamda, ceza kanununun insana saygı esasına dayanması, işkence ve eziyet niteliğini gösteren uygulamaları etkin bir biçimde yasaklaması, insan onuruyla bağdaşmayan cezalar içermemesi, hâkimlerin keyfi ve duygusal biçimde hüküm vermelerine yol açabilecek kavram ve tanımlara yer vermemesi, yaptırımların uygulanmasında fiilin ağırlığı ve failin tehlikeliliğinin göz önünde bulundurulması, hukuk devleti ilkesinin gereği olarak ortaya çıkmaktadır (Komisyon Raporu). 9-Kanun hükmünü yerine getiren cezalandırılabilir mi? Örneğin polis kanundan kaynaklanan silah kullanma yetkisini kullanırsa; bir kadının çantasını kapıp kaçan bir kimseyi vatandaşlardan birisi zor kullanarak durdurup, yere yıkıp tutarsa cezalandırılabilir mi? Kanunumuz, kanun hükmünü yerine getirene ceza verilmez demektedir (madde 24/1). Böylece sınırı aşmamak kaydıyla, kanundan kaynaklanan silah kullanma yetkisini kullanan polis veya kapkaççıyı yakalayıp, kaçmaması için ellerini bağlayan vatandaş (Ceza Muhakemesi Kanunu madde 90 bu yetkiyi vermektedir) eylemi dolayısıyla cezalandırılmaz. 10-Yetkili mercinin emrini yerine getiren sorumlu olur mu? Mahkemeden çıkan haciz kararını uygulayan icra memuru; tutuklama kararını yerine getiren polis memuru da yetkili bir mercinin emrini yerine getirdiğinden gasp veya hürriyeti tahdit suçlarından sorumlu tutulamayacaklardır (madde 24/2). Ancak yetkili merci tarafından verilen emrin konusu suç oluşturmamalıdır. Örneğin, amirinin işkence emrini yerine getiren polis sorumlu olacaktır. 11-Meşru müdafaa hakkı nasıl doğar? Eski kanunumuz sadece cana ve ırza yönelik saldırılarda meşru savunma hakkını tanımıştı. Yeni kanun ise mala yönelik saldırılarda da meşru savunma hakkını tanıyarak, meşru müdafaanın sınırlarını genişletmiştir (madde 25/1). 12-Çocuklar ağaçlarından meyve çalmasın diye bahçe duvarının üstüne cam kırıkları yerleştiren kimse, bu kırıklardan ötürü bir çocuk yaralanırsa ceza alır mı? Herkesin, malını koruma yetkisi var. Bu yetki çerçevesinde malına yönelik saldırılara karşı koyma, savunma hakkı da kişilere verilmiştir. Bu hak, mevcut bir saldırıya yönelik olabileceği gibi, ilerideki muhtemel saldırılara karşı önceden tedbir alınması şeklinde de kullanılabilir. Dolayısıyla, bahçe duvarına cam kırığı yerleştiren kimse meşru savunma hakkını kullanmaktadır. Ancak burada bahçe sahibinin dikkat etmesi gereken husus, bu camlardan ötürü, aslında saldırgan olmayan kimselere bir zarar gelmemesidir. Bunun için gerekli uyarıların yapılması, işaretlerin konulmuş olması gerekir. 13-Zorunluluk halinde kişiye ceza verilebilir mi? Bu durum, ilkin 1800'lü yıllarda gemilerinin batması sonucu açık denizde mahsur kalan ve bir müddet sonra bütün yiyecekleri biten mürettebatın geminin miçosunu öldürerek yemesi sonucu tartışılmış ve sonuçta zorunluluk halinde işlenen suçlarda kişiye ceza verilmeyeceği kabul edilmiştir. Kanunumuz da aynı şeyi kabul etmiştir. 25/2. maddeye göre, bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve orantılı bir şekilde işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Buna örnek olarak, bir teleferikte mahsur kalan iki kişiden birinin, teleferiğin, ancak birini taşıyabilecek durumda olması dolayısıyla, diğerini aşağı atması; açlıktan ölme derecesine gelen bir kimsenin ekmek çalması (bkz. madde 147); ani kalp krizi geçiren bir kimsenin eczaneye girerek zorla ilaç alması; dağda donmak üzere olan bir kimsenin korunmak üzere dağda gördüğü bir kulübeye kapısını kırarak girmesi; bir kimsenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar dolayısıyla organını satması (bkz. madde 92) gösterilebilir... 14-Gazetede çıkan haberler hakaret niteliğinde ise haberi yapan gazeteci cezalandırılabilir mi? Gazetede çıkan ve kişilere yönelik çoğu haber aslında hakaret niteliğindedir. Örneğin "Falanca okul müdürü, öğrencisini geçirmek için rüşvet aldı" şeklindeki bir haber hakaret suçunu oluşturmaktadır. Ancak kanunumuz 26. maddede bu tür eylemleri suç olmaktan çıkaran, onları hukuka uygun kılan bir sebep düzenlemiştir: "Hakkın kullanılması." Hak kanun, tüzük, yönetmelik, genelge gibi nizamlara dayanabilir ve hukuken tanınmış ve düzenlenmiş olmak kaydıyla bir mesleğin icrasından da doğabilir. İşte gazetecilik mesleğinin icrası da bir hukuka uygunluk sebebi olarak kabul edilmiştir. Ne var ki bunun için verilen haberin gerçek olması, güncel olması, okuyucuların gereksiz merak duygularını doyurma yerine, bilinmesinde kamu yararı bulunması ve son olarak da, işlenen suç ile içerdiği düşünce arasında bir bağlantının bulunması gerekmektedir. 15-Rakibinin ölümüne sebebiyet veren boksör ceza alır mı? Spor faaliyetleri kurallara uygun olarak yapıldığı takdirde hukuka uygundur. Bu nedenle rakibini öldüren boksör, rakip futbolcuyu düşürerek yaralanmasına neden olan futbolcu cezalandırılmaz. Ancak burada spor faaliyetinin kurallarına uyulup uyulmadığı kontrol edilmelidir. Dolayısıyla rakibini kasten tekmeleyen futbolcu, öldürmek için kurallara aykırı olarak döven boksör cezalandırılacaktır. 'Rıza' suçu kaldırır mı? Bir kişi, malına karşı suç işlenmesine, örneğin evinin taşlanmasına rıza gösterirse bu geçerli olur. Ancak öldürme (ötanazi) ya da yaralamaya yönelik rıza geçerli olamaz 16-Ameliyatta başarılı olamayan ve hastanın ölümüne yol açan hekim cezalandırılabilir mi? Hekimlerin yaptığı ameliyatlarda bir kimsenin ölümü veya yaralanması durumunda, hekimlik faaliyetinin yapılması da kanunen yetki verilmiş bir mesleğin icrası söz konusu olduğundan ve mağdurun da tıbbi müdahaleye rızası bulunduğundan hukuka uygundur. Ancak bunun için tıbbi müdahalenin kurallarına uygun yapılması ve hekimin hatasının bulunmaması gerekir. Bu şartlar altında, bir ameliyat neticesinde meydana gelebilecek komplikasyonlardan dolayı hekim sorumlu tutulamaz. 17-Kendisine karşı suç işlenmesine rıza gösteren kişinin durumu nedir? Bir kimsenin kendisine karşı suç işlenmesine rıza göstermesi durumunda, rızanın hangi konuya ilişkin olduğuna bakılır. Bazı haklar vardır ki, hukuk düzeni bu haklara yönelik olarak gösterilen rızanın geçerli olmadığını kabul etmektedir. Ötanazi, cinsel ilişki vs. Böylece örneğin kendisinin öldürülmesi veya yaralanması hususunda rıza gösteren kimseyi öldüren veya yaralayan kişi cezalandırılır. Bu nedenledir ki, aktif ötanazi hukukumuzda suç oluşturmaktadır. Yine 18 yaşından küçük kimselerin cinsel ilişkiye rızası da geçerli bir rıza değildir ve böyle kimselerle rızasıyla da olsa cinsel ilişki kuranlar cezalandırılır. Aile düzenine karşı işlenen suçlarda rızanın geçerli olup olmadığı tartışılmıştır. Zinanın suç olduğu dönemlerde, kocasının kuma getirmesine razı olan eşin sonradan vazgeçip şikâyetçi olduğu bir olayda, Yargıtay, rızanın adaba aykırı bir konuya ilişkin olduğundan geçersiz olduğuna karar vermiş ve kocayı zinadan dolayı cezalandırmıştır. Rızanın geçerli olduğu alanlar esas itibarıyla malvarlığına ilişkin haklardır. Kişi örneğin binasına taş atılmasına rıza gösterirse, taş atan cezalandırılmaz. Ama bu bakımdan da kanun sınırlama getirmiştir. Kişi örneğin başkaları için tehlikeli olacak şekilde evinin yakılmasına, tahrip edilmesine rıza gösteremez. Dağ başında, başkalarına zarar vermeyecek şekilde bir evin yakılması suç olmasa da, kentte, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde yakılması suçtur (md 170). 18-Komşum karısını dövüyor, ben yardıma gidiyorum, kadın, "Kocamdır döver de, sever de" diyor. Buna rağmen karışabilir miyim? Karışabilir. Kanun bu hakkı kendisine mağdurun isteğine bağlı olmaksızın tanımakta. Zaten kişinin kendisinin yaralanmasına yönelik izni geçerli bir izin değildir. Hukuk düzeni böyle bir rızaya değer tanımamaktadır. Ayrıca Ceza Kanunumuzun 98. maddesinde yaralanması dolayısıyla kendini idare edemeyecek durumda olan kimseye hal ve koşulların elverdiği ölçüde yardım etmeyen veya durumu derhal ilgili makamlara bildirmeyen kişinin bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacağı öngörülmektedir. Dolayısıyla komşunun yardım etmemesi veya polise bildirmemesi suçtur. Ancak yaralama fiilinin kadın üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması halinde eylemin kovuşturulması kadının şikâyetine bağlıdır. 19-Suç işlerken yanılgının önemi ne? Kanunumuz, kural olarak kişinin yanılgısına değer tanımaktadır. Örneğin, bir kimsenin babasını öldürmesi normal bir kimseyi öldürmesine rağmen daha ağır bir cezayla cezalandırılmaktadır. Ancak kişi normal bir kimseyi öldürmek isterken, yanlışlıkla babasını öldürürse, bu durumda bu yanılgı kendisine yüklenmez ve öldürmek istediği kişiyi öldürmüş gibi cezalandırılır. Peki, şöyle bir örnekte kanun nasıl bir cezalandırma öngörmektedir acaba? Bir kimsenin annesini öldürmesi de kanunumuza göre ağır cezalandırılmaktadır 'Hedef baba, ölen anne' Kişi babasını öldürmek isterken, yanlışlıkla annesini öldürürse nasıl cezalandırılacaktır? Bu durumda kişi babasını öldürmek istemesine rağmen onu öldürmediği için bu ağırlatıcı neden kendisine uygulanmayacak; annesini de öldürmeyi istememesine rağmen onu öldürdüğünden bu ağırlatıcı neden de kendisine uygulanmayacak ve dolayısıyla normal bir kimseyi öldürmüş gibi cezalandırılacaktır (madde 30/2). Aynı şekilde örneğin bir kimsenin 18 yaşından büyük olduğunu zannederek (örneğin nüfus cüzdanına göre 19 yaşındadır) onunla rızasıyla cinsel ilişkiye giren kimse, sonradan yaşının nüfusa büyük kaydedildiği ve aslında 18'den küçük olduğu anlaşılsa da, bu yanılgısından faydalanır ve 18 yaşından büyük biriyle cinsel ilişki kurduğundan cezalandırılmaz (madde 30/1). Sanat ve müstehcenlik 20-Çıplak kadın heykeli yapan heykeltıraş suçlu olur mu? Hakkın kötüye kullanılması söz konusu olmadığı sürece sanat ve bilim faaliyetleri hukuka uygun sayılır. Çıplak kadın heykeli yapan heykeltıraş cezalandırılmaz. Kanun, 'müstehcenlik' suçunun düzenlendiği 226/7. maddede, "bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz" der.
__________________
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#2 (permalink) | |
|
Executive Officer
![]() E-Güven: (4/100)
|
Ce: Ceza Hukuku(Aklınıza Takılan Herşey)
'Varsayılan rıza' 21-Komşu evde yokken girdim, musluğu kapattım, suç mu? Başkasının evine rızası olmadan girmek, konut dokunulmazlığını ihlal suçunu oluşturur. Ancak 'varsayılan rıza' bir hukuka uygunluk sebebi oluşturur. Yani, 'kişiye o an ulaşılabilse, o amaçla eve girmesine izin verirdi' denilebiliyorsa ceza gerekmez. Yargıtay bir kararda, sanığın, müştekinin evine, iyi ilişkilerine güvenerek tamirat için girmesini ihlal saymadı. Yaş küçüklüğü cezayı etkiler mi? 22-Kanunumuz, 31. madde ile, 18 yaşından küçüklerin ceza sorumluluğuna ilişkin üçlü bir ayırım yapmıştır: 12 yaşından küçükler, 12-15 yaş arası çocuklar ile 15-18 yaş arası çocuklar. Kanunumuza göre, 12 yaşından küçüklerin işledikleri suç dolayısıyla cezai sorumluluğu bulunmamaktadır. Bunlar ile ilgili olarak ancak 'güvenlik tedbiri' uygulanabilir. 12-15 yaş arasındaki çocuklar bakımından ise bakılacaktır. Çocuk işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğine sahip midir? Eğer algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneği yeterince gelişmemişse, çocuğa ceza verilmeyecek, ancak güvenlik tedbirlerine hükmolunacaktır. Eğer bu yetenekler yeterince gelişmişse, o takdirde çocuğun işlediği suçun cezasının yarısı indirilecektir. 15-18 yaş arası çocuklar bakımından ise artık algılama ve yönlendirme yeteneğine bakılmayacak, sadece cezalarının üçte biri indirilecektir. Akıl hastalarına ceza verilir mi? 23-Suçu işlediği sırada akıl hastaları olan kimseye ceza verilmez, ancak bunlar toplum bakımından tehlikeli kişiler olduğundan, bu tehlikelilikleri kalkıncaya kadar yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına alınırlar (madde 32 ve 57). Ancak az sayıdaki bazı akıl hastalıklarında kişinin davranışlarını yönlendirme yeteneğinde azalma olduğu kabul edilirse, faile ceza verilir, fakat cezasında indirim yapılır (madde 32/2). Bu akıl hastalıklarının hangileri olduğunu hekim belirler. Cinnet geçirenlerin durumu Bazen kişi akli yetenekleri noktasında sağlıklı olsa da, geçici nedenlerin etkisiyle suç işleyebilir. Normalde sağlıklı bir kimse, o anda işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacak veya davranışlarını yönlendiremeyecek bir duruma gelmiş olabilir. Bunun nedenleri çok çeşitli olabilir. Bu nedenlerin önceden belirlenmesi imkânsızdır. Böyle bir neden, belirtilen etkileri gösterdiği takdirde, kişi eyleminden dolayı cezalandırılmaz. 'Tahrik'le işlenen suçta indirim ne? 24-Kanunumuz, haksız bir fiilin yol açtığı hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimsenin cezasının azaltılmasını öngörmüştür. Böylece bir kimsenin haksız bir tahrikin etkisiyle suç işlemesi durumunda, normal bir durumda suç işleyen kimseye göre daha az kınanabilir olduğu kabul edilmiş ve tahrikin kişinin ruhsal durumunda yaptığı etki göz önünde bulundurulmuştur. Tahrik edene yönelik suç Ancak bunun için, suçun haksız tahrike neden olan kişiye yönelik olması gerekir. Küfür eden baba yerine, oğlunun dövülmesi halinde haksız tahrikten dolayı ceza indirimi olmaz. Fakat haksız tahriki oluşturan fiilin bizzat faile yönelik olması gerekmez. Örneğin, oğlunun dövülmesi dolayısıyla da bir kimse tahrik altında hareket etmiş olabilir. Ayrıca haksız tahrik aynı zamanda bir suç olup da fail cezalandırılmışsa, faile yönelik suç işleyen kimse haksız tahrik indiriminden yararlanamaz. Örneğin, kız kardeşinin ırzına geçen kimse yakalanarak cezalandırıldığında, bu kimsenin cezaevinden çıkınca dövülmesi veya öldürülmesi durumunda haksız tahrik hükümleri uygulanamaz. Ancak cezanın infazından sonra kişinin ırza geçme olayını anımsatmak amacı ile kaş göz hareketleri yapması, tahrik oluşturur. İsteyerek sarhoş olan, 'O an ne yaptığımı bilmiyordum' diyerek cezadan kurtulamaz. Suç işlerken vazgeçen kişi, bundan yararlanır; örneğin, yaraladığı kişi öldürmekten vazgeçen kişi 'öldürmeye teşebbüs'ten değil, yaralamadan cezalandırılır. 25- Sağır ve dilsizliğin ceza hukuku bakımından önemi var mı? Kanunumuz doğuştan veya küçük yaşta sağır ve dilsiz olan kimselerin algılama yeteneğinin yeterince gelişemeyeceği düşüncesiyle, ceza sorumluluğu aralığını üçer sene geç başlatır. Buna göre, çocuklar açısından geçerli olan yaş aralıkları sağır-dilsizler bakımından 15 yaşından küçükler, 15-18 yaş arasındakiler ve 18-21 yaş arasındakiler olmak üzere, sonuçları itibarıyla aynı belirlenmiştir (md. 33). Dolayısıyla örneğin sağır-dilsiz olmayan bir kimse 18 yaşını doldurduğunda ceza hukuku bakımından tam sorumlu olurken, sağır dilsiz ise ancak 21 yaşını doldurunca tam sorumlu olacak, ondan önce cezası indirilecek veya hiç ceza verilmeyecektir. 26- 'Hâkim bey, olay anında alkollüydüm, ne yaptığımı bilmiyordum' demek geçerli bir mazeret olabilir mi? Kanunumuz, isteyerek alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle işlenen suçlarda ceza sorumluluğunun kalkmadığını kabul etmektedir. Fail o anda ne yaptığını bilecek durumda değilse bile, alkol veya uyuşturucuyu isteyerek almışsa, işlediği suçtan dolayı sorumlu tutulur (md. 34/2). Dolayısıyla, kişi kendine mazeret yapmak için suç işlemeden önce alkol alsa veya isteyerek alkol alıp, sarhoş olduktan sonra suç işlese, işlediği suçun tam cezasını alacaktır. 27- 'Arkadaşım, 'Hırsızlık yapamazsın' dedi, iddia için yaptım, kimler sorumlu?' Burada sorumluluk sadece iddiayı kazanmak için hırsızlık yapandadır. İddia için hırsızlık yapması onun cezalandırılmasına engel olmaz. İddiaya giren diğer kişi ise, eğer bu sayede bir hırsızlığı yaptırmak maksadı içinde hareket etmiyorsa sorumlu olmaz. Eğer o maksatla hareket etmişse o da hırsızlıktan ötürü cezalandırılır. 'Pusu kurdum ama 'mağdur' gelmedi...' 28- Bir kişiyi öldürmek için silah alan, mağdurun geçeceği yerde pusu kurup bekleyen kimse, o anda yakalansa ceza alır mı? Kanunumuz bir suça ilişkin olarak yapılan hazırlık hareketlerinin cezalandırılmayacağını öngörmektedir. Bir kimsenin teşebbüsten ötürü cezalandırılabilmesi için yapmış olduğu hareketlerin o suçun işlenmesine yönelik direkt hareketler olması gerekir. Bu nedenledir ki, silah almak, pusuya yatmak gibi hareketler öldürme suçunun hazırlık hareketleridir ve kişi bu aşamada yakalandığında öldürme suçuna teşebbüsten dolayı cezalandırılamaz. Eğer silah da ruhsatlı ise, kendisine hiçbir şekilde ceza verilemez. Verdiğim örnekte teşebbüsten cezalandırma için örneğin mağdurun pusu kurulan yere gelmesi ve failin silahını ona doğrultması gerekir. O aşamada yakalanan kişi artık öldürmeye teşebbüsten dolayı cezalandırılacaktır. Mağdur pusu yerine hiç gelmez de o gün başka bir yerden geçerse, yine faili teşebbüsten sorumlu tutmak mümkün olmaz. 29- Suçu işlerken vazgeçene, vazgeçmesinin yararı olur mu? Kanunumuz suçu işlerken vazgeçmeye değer tanımıştır. Ancak bunun için vazgeçmenin gönüllü olması gerekir. Yani kişi eylemi tamamlaması mümküniken, tamamlamayıp vazgeçerse, o takdirde esas itibarıyla cezalandırılmaz. Sadece o ana kadar yaptıkları bir suç oluşturuyorsa, o fiilden dolayı ceza alır. 'Silahı doğrulttum, sonra indirdim' Örneğin, bir kimseyi öldürmek için silahını çekip, tam ateş edecekken, mağdurun yalvarması sonucu vazgeçen kimse öldürmeye teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz. Ama silahı ruhsatsız ise bu bakımdan ceza alır. Ya da bir kimseyi yaraladıktan sonra öldürmekten gönüllü olarak vazgeçen kimse de, artık öldürmeye teşebbüsten değil, sadece yaralamadan dolayı cezalandırılır. Bir kadının ırzına geçmek isterken, onu okşadıktan sonra gönüllü olarak vazgeçen ve onunla cinsel ilişki kurmayan kişi de sadece okşamaktan dolayı sorumlu tutulur, ırza geçmeye (cinsel saldırıya) teşebbüs suçundan dolayı ceza verilmez. Aynı şekilde suçu gerçekleştirmek için gerekli hareketleri yaptıktan sonra, pişman olup mağdura yardım edip de neticenin gerçekleşmesini önleyen kimse de teşebbüsten cezalandırılmaz. Örneğin bir kimseyi zehirledikten sonra onu alıp hastaneye götürüp, panzehiri veren kişi artık öldürmeye teşebbüsten cezalandırılmaz, sadece yaralamadan dolayı ceza alır (md. 36). 30- Suçun işlenmesi esasen mümkün değilse, faile yine de ceza verilir mi? Bu konu, ceza hukukunda 'işlenemez suç' olarak adlandırılır. Buna göre, kişi bir oyuncak tabancayla birini öldürmek ister, ama bu şekilde insan öldürme suçunu işlemesi mümkün değildir. Ya da hırsız bir işyerinin kasasından para çalmak için girer, ama işyeri sahibi o akşam işten çıkarken kasadaki tüm paraları almıştır. Bu durumda, oyuncak tabancayla bir kimsenin öldürülmesi hiç mümkün olmadığından faile ceza verilmez. Ama buna karşılık, işyerinin kasasında para bulunması doğal ve olağan olduğundan, o gece paranın bulunmaması failin hırsızlığa teşebbüsten cezalandırılmasına engel değildir. Fakat kullanılan araç ile aslında suç işlenebilmekle beraber, somut olayda yetersiz kalmışsa, fail teşebbüsten dolayı cezalandırılır. Mesela, bir kimseyi öldürmek için zehir kullanan kimsenin kullandığı miktardaki zehir aslında insan öldürmeye yetmediğinden mağdur ölmezse, fail öldürmeye teşebbüsten dolayı cezalandırılır. Ancak kullandığı şey esasen zehir değil de, örneğin şekerse, o zaman teşebbüsten dolayı da ceza verilmez. 'Azrail'e yalvardım, o da öldürdü...' Birkaç çarpıcı örnek vermek gerekirse: Kişi Kuran'dan bazı dualar okumak suretiyle Azrail'e hükmedebileceğine inanmaktadır. O duaları okuyarak Azrail'e komşusunun ruhunu almasını emreder. Veya bir erkek çocuk komşunun kızını öper ve komşunun kızı hamile kaldığını iddia eder. Sonra da 11 haftalık hamile olduğunu zannettiği bir dönemde (10 haftadan sonraki gebeliklerde çocuk düşürme suçtur) çocuğu düşürmek için çok etkili sandığı kuşburnu çayı içer. Bu örneklerde, ne öldürme, ne cinsel saldırı ne de çocuk düşürme suçlarından veya bu suçlara teşebbüsten dolayı cezalandırma söz konusu olmaz. 31- Suç işlenmediği halde bile azmettiren kişiye ceza verilebilir mi? Bir kimseyi suç işlemek için azmettiren, ancak başarılı olamayan kimse, suç işlenmemesine rağmen sırf bu azmettirmesi dolayısıyla cezalandırılır mı? Türk Ceza Kanunu, azmettirenin cezalandırılabilmesi için azmettirilenin suçun hareketlerini yapmaya başlamasını aramaktadır. Azmettirmeye rağmen azmettirilen suçu işlemek yönünde herhangi bir harekette bulunmazsa, azmettiren de cezalandırılmayacaktır. Kanun hazırlanırken, azmettirilen kişi harekete geçmese dahi azmettirenin cezalandırılmasını öngören bir düzenleme yapılması teklif edilmiş, ancak Meclis'te bu teklif kabul görmemiştir. 32- Çocuğunu suç işlemeye azmettiren nasıl cezalandırılır? Kanunumuz çocuğunu veya babasını suç işlemeye azmettirme halinde, azmettirenin cezasının artırılacağını öngörmüştür. Bir çocuğun suça azmettirilmesi durumunda da fail, çocuğun babası, dedesi vs. olmasa dahi cezası artırılacaktır (md. 38). Böylece çocukların suç işlemek için kullanılmaları önlenmek istenmiştir. 33- Azmettireni ihbar edenin cezasında indirim yapılır mı? Kanunumuz, bu konuda da bir yenilik getirmiştir. Buna göre, bir kimseyi bir suça azmettirenin belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını sağlayan kimsenin cezasında üçte bir oranında indirim yapılabilir (md. 38/3). 'Ben sadece yardım ettim' 34- Suçu işlemeyip sadece yardım eden nasıl ceza alır? Kanunumuz suçun işleneceği hususunda yol gösteren, fiilin işlenmesinde kullanılan araçları sağlayan, suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştıran veya suç işleme kararını kuvvetlendiren kimsenin, asıl failin alacağı cezanın yarısını alacağını hüküm altına almıştır (md. 39). 35- Öldürme suçuna katılmayıp, sadece katilin isteği üzerine cesedin gömülmesine yardım eden kimse, öldürme suçuna iştirakten dolayı sorumlu tutulabilir mi? Bir suça iştirak ancak o suç işlenmeden önce veya en geç o suç işlenirken söz konusu olabilir. Suç işlendikten sonraki eylemler o suça katılma, iştirak olarak cezalandırılmaz. Bu nedenle, bir kimse öldürülürken yardım etmeyip de, sonradan cesedin gömülmesine yardım eden öldürme suçuna iştirakten değil, kanunun 196. maddesinde düzenlenen 'usulsüz ölü gömülmesi' suçundan dolayı sorumlu olur. Ancak kişi suç işlenmeden önce asli faille anlaşarak, suç işlendikten sonra cesedi gömme sözü vermişse, o takdirde kanunumuzun 39. maddesinde düzenlenmiş bulunan 'fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek' eylemini gerçekleştirmiş ve böylece öldürme suçuna iştirak etmiş olur. 36- Suç ortaklarından biri veya birkaçı vazgeçerse bunun cezaya etkisi olur mu? Kanunumuz, birkaç kişinin beraber işlediği suçlarda, sadece suçtan vazgeçenin bu vazgeçmeden faydalanacağını öngörmüştür. Bununla beraber, kişi vazgeçmiş ve suçun işlenmemesi için gayret göstermesine rağmen, başka bir nedenle suç işlenmemişse (örneğin, polisin yakalaması nedeniyle) veya gönüllü vazgeçenin bütün gayretine rağmen suç yine de işlenmişse, gönüllü vazgeçen suç ortağı, gönüllü vazgeçmeden yararlanır (madde 41). Kimseye suç için açık çek yok 37- Bir kimseyi tek kurşunla öldürmekle beş kurşunla öldürmek arasında fark var mıdır? Kişi öldürme kastıyla hareket ediyorsa ve sonuçta mağdur ölmüşse fark yoktur. Fail kasten öldürme suçundan dolayı cezalandırılır. Aynı şekilde bir kimseyi yaralamak için tek yumruk da vurulsa, beş yumruk da vurulsa, sonuçta kişi yumruk sayısı kadar yaralamadan dolayı cezalandırılmaz, tek bir yaralamadan dolayı cezalandırılır. Ancak beş yumruğun vücut üzerindeki etkisi bir yumruğa nazaran daha ağır olursa, o zaman yine tek bir yaralamadan dolayı ceza verilir ancak ceza artırılır. Buna karşılık failin kastını belirleyemediğimiz durumlarda, tek kurşunla ateş edilmişse o zaman fail aslında yaralama kastıyla ateş ettiğini, ama kastının dışında ölümün meydana geldiğini iddia edebilir. Ancak beş kurşun atan kimsenin 'Aslında öldürmek istemiyordum' demesi dikkate alınmaz. 38- Öldürmek istediği kişiye ateş edip, hastaneye kaldırıldığını öğrenerek üç gün sonra bu kez hastanede öldüren kimse nasıl cezalandırılır? Yukarıdaki örnekte, aynı yer ve zaman aralığı içinde bir veya beş kurşun kullanmanın farklı olmadığını söyledim. Ancak bu örnekte yer ve zaman farklılığı söz konusudur. Dolayısıyla artık failin eylemi bir bütünlük içinde değerlendirilmez, ayrı ayrı göz önünde bulundurularak ceza verilir. Yani kasten öldürmeye teşebbüs ve kasten öldürme suçlarından ayrı ayrı ceza verilir. Sonuçta ölen tek ve aynı kişidir ve dolayısıyla hem onu öldürmeye teşebbüsten, hem de öldürmekten ceza verilmesi adil olmaz denilebilir, fakat kişinin ilk eylemi ile bağlantısı kopmuş, yeni bir suç işleme kararı alarak tekrar yeni bir eylem gerçekleştirmiştir. Eğer bunun adil olmadığını varsayarsak, öldürmeye teşebbüs ettiği bir kimseyi öldürmek konusunda kişiye açık çek vermiş oluruz. Nasılsa o kimseye yönelik olarak sen cezalandırıldın, aynı kimseye yönelik diğer eylemlerin artık cezasız kalacak demek, o kişiye açık çek vermek olur. Gerçek bir olay 39- Birecik'te bir kimse, birini öldürüp Fırat Nehri'ne atmaktan yargılanır, ancak ceset bulunamaz. Kişi mahkûm olur. Cezasını çekip cezaevinden çıktıktan sonra bir gün mağduru çarşıda görür. Meğer mağdur o süre zarfında Suriye'de yaşamış ve yeni dönmüştür. Bunun üzerine fail, adamı Fırat kenarına getirir, 'Ben zaten cezamı çekti' der ve adamı gerçekten öldürür. Kişi zaten o kimşeyi öldürmekten cezasını çektiğine göre, cezalandırılır mı? Cezalandırılır. Kanun hiçbir zaman bir kimseye açık çek vermez. Dolayısıyla ilk olaydan dolayı haksız yere yatmış olduğundan, devletten tazminat isteme hakkı vardır. Yoksa bu durum, ona zaten iddia edilen suçu tekrar işlemekten ötürü cezasız kalma olanağı sağlamaz. Dolayısıyla o kimseyi öldürmekten ötürü yeniden kasten öldürmeden dolayı cezalandırılır. Kanundaki ağır cezalar 40- Kanunda suç karşılığı öngörülen yaptırımlar neler? Kanun iki türlü yaptırım öngörmüştür: Ceza ve güvenlik tedbiri. Cezalar hapis cezası ile adli para cezasıdır. Hapis cezası da, 1. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, 2. Müebbet hapis cezası ve 3. Süreli hapis cezasıdır. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının infazı daha sıkı koşullara göre yapılacaktır. 41- Kanundaki en ağır cezalar hangi suçlar için öngörülmüştür? Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası en ağır cezadır ve şu suçlar için öngörülmüştür: 1. Soykırım, 2. İnsanlığa karşı suçlar, 3. Ağır kasten öldürme, 4. İşkence sonucu ölüm, 5. Cinsel saldırı sonucu mağdurun bitkisel hayata girmesi veya ölümü, 6. Devletin birliğini, ülke bütünlüğünü bozma, 7. Düşman devlet ordusunda bir komuta görevi üstlenme, 8. Askeri tesisleri tahrip suçunun Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devletin çıkarı için işlenmiş olması ile devletin savaş hazırlıklarını veya savaş kudret ve yeteneğini veya askeri hareketlerini tehlikeye koymuş olması, 9. Düşman askeri hareketleri yararına anlaşma sonucu düşman askeri hareketlerinin fiilen kolaylaşmış olması veya Türk devletinin askeri hareketlerinin zarar görmüş olması, 10. Cebir ve şiddet kullanarak anayasayı ihlal, 11. Cumhurbaşkanına suikastta bulunulması, 12. Cebir ve şiddet kullanarak TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs etme, 13. Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs etme, 14. Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devlet yararına veya savaş sırasında işlenen veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeye sokan casusluk, 15. Savaş zamanında işlenen veya devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askeri hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakan gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama, 16. Yasaklanan bilgilerin casusluk maksadıyla Türkiye ile savaş halinde bulunan bir devlet yararına işlenmesi. Erteleme artık sadece hapis cezası için var, parada yok. 42- Tutuklu kalıp da beraat eden kişi, cezası cezaevinde kaldığı süreye denk gelen bir suç işlediğinde yine ceza alır mı? Alır. Ben nasılsa haksız yere beş yıl yattım, şimdi beş yıllık bir başka suçu işlersem, zaten hapse girmem gibi bir mantık ceza hukukunda geçerli değildir. Böyle bir açık çeki kimseye vermek söz konusu olamaz. Dolayısıyla haksız yere tutuklu kalınan süre için tazminat istenebilir, ancak yeni bir suç işlendiğinde bu sürenin mahkûmiyetten düşülmesi mümkün değil. 43- Faille mağdur anlaşırsa, fail ceza almaktan kurtulabilir mi? Kural olarak, kanundaki suçların büyük çoğunluğu doğrudan savcılığın suç haberi almasıyla beraber başlattığı soruşturma ve yeterli delillerin bulunması sonucunda açtığı kamu davası ile takip edilir. Bu suçlarda, suçtan zarar gören, ben şikâyetçi değilim dese bile, bunun önemi yoktur, fail yargılanır ve ceza alabilir. Ancak bazı suçların soruşturma ve kovuşturması suçtan zarar görenin şikâyetine bırakılmıştır. Bu tip suçlarda suçtan zarar gören şikâyet etmez veya şikâyetini geri alırsa, fail yargılanıp cezalandırılamaz. Bu konuda kanunumuzda getirilen yeni bir kurum ise UZLAŞMA'dır. Şikâyete bağlı suçlardan, suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzelkişisi olan suçlarda failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında kamu davası açılmaz, açılmışsa davanın düşürülmesine karar verilir. Bunun için uzlaşmanın savcı veya hâkim tarafından tespit edilmesi gerekmektedir (md. 73). 44- Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının, müebbet hapis cezasından farkı nedir? Bu iki ceza arasındaki fark cezanın infazı bakımından kendini gösterir. Örneğin hükümlü tek kişilik odada barındırılacak, 15 günde bir süresi 10 dakikayı geçmemek üzere telefon edebilecek, hiçbir suretle ceza infaz kurumu dışında çalıştırılamayacak ve kendisine izin verilmeyecektir. Bu tür bir hükümlünün cezasının infazına hiçbir surette ara verilemez (İnfaz Kanunu md. 25). 45- Hafif suçlarda hapis yerine seçenek yaptırım var mıdır? Kanunumuz bir suçun cezasının 1 yıl ve daha az hapis cezasını gerektirmesi durumunda, hapis cezası yerine 1. adli para cezası veya 2. mağdurun zararının tazmini, 3. bir meslek veya sanatı öğrenme, 4. belirli yerlere gitmekten yasaklanma, 5. ehliyet veya ruhsatın geri alınması, 6. belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanma, 7. gönüllü olarak kamuya yararlı bir işte çalıştırma yaptırımlarından birine hükmedilebilmesine olanak tanımıştır. Böylece hukukumuzda da çağdaş cezalara imkân tanınmış bulunmaktadır. 46- Cezalar ertelenebilir mi? Kanunumuz sadece hapis cezasının ertelenmesine olanak tanımıştır. Adli para cezaları ertelenemez, bunların ödenmesi gerekir. Böylece kamuoyunda, bir kimsenin ölümüne sebebiyet verdi, para cezası aldı, o da ertelendi şeklinde yapılan eleştiriler önlenmek istenmiştir. Hapis cezasının ertelenebilmesi için işlenen suçun cezasının iki yıl veya daha az süreli olması gerekir. Ancak küçük yaştakiler ile yaşlılar bakımından bu imkân biraz daha genişletilmiştir. Buna göre, fiili işlediği sırada 18 yaşını doldurmamış veya 65 yaşını bitirmiş olan kişiler bakımından bu sürenin üst sınırı üç yıldır. Erteleme için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekir. Cezanın ertelenmesi mağdurun veya kamunun uğradığı zararın tazmini şartına bağlı tutulabilir. Cezası ertelenen hükümlü hakkında denetim süresi belirlenir. Bu süre zarfında hükümlü kasıtlı bir suç işlemez ve kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getirirse, cezası infaz edilmiş sayılır (md. 51). 47- Devamlı suç işleyenlere yönelik düzenleme var mıdır? Bugün toplumumuzdaki sorunlardan birisi de, özellikle hırsızlık, gasp gibi malvarlığı aleyhine işlenen suçların faillerinin bu suçları devamlı olarak işlemeleridir. Kanunumuz önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm kesinleştikten sonra belirli bir süre içinde tekrar suç işleyenlere yönelik özel düzenleme yapmıştır. Bunun en önemli sonucu, bu kimselerin cezalarının infazının özellik arz etmesi (şartlı tahliye süresinin uzaması, ikinci defa tekerrür hükümlerinin uygulanması durumunda artık şartlı tahliye yapılmaması) ve bu kimselerin cezalarının infazından sonra haklarında denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasıdır (md. 58). 48- Hâkim, kanunda yazılı nedenler dışında cezayı takdiren indirebilir mi? Evet. Kanunumuz, hâkimin faili yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı halinde cezasının altıda birine kadarını indirebileceğini öngörmüştür (md. 62). Takdiri indirim nedeni olarak, failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları, cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri gibi hususlar göz önünde bulundurulabilir. 49- Müsadere ne demektir? Kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşya ile suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların devletin mülkiyetine geçmesine müsadere adı verilir (md. 54, 55). Müsadere için suçta kullanılan eşyanın iyi niyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerekir. Kazanç müsaderesi ceza kanunumuzda ilk defa düzenlendi. Böylece örneğin, mafyanın faaliyetleri sonucu elde edilen kazanç, bu kazançla elde edilen şeyler devletin mülkiyetine geçebilir. Çocuklar korunacak 50- Çocukların korunmasına yönelik düzenlemeler neler? Kişinin cinsel dokunulmazlığına karşı suçlar bağlamında, çocukların cinsel istismarı ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Aynı şekilde çocuklara sağlık için tehlike oluşturabilecek maddelerin verilmesi, suç olarak tanımlanmıştır. Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi suç haline getirilmiştir. İçerik bakımından müstehcen nitelikte olan ürünlerden çocukların korunmasına yönelik düzenlemeler yapılmıştır. Çocukların dilencilikte araç olarak kullanılması da cezalandırılmaktadır. Çocukların fuhuşa sürüklenmesi fiilleri, etkili ceza yaptırımı altına alınmıştır. Çocukların kumar oynaması için yer ve imkân sağlanması halinde kumar oynanması için yer ve imkân sağlama suçunun cezası bir kat artırılacaktır. -------------------------------------------------------------------------------- Müebbetlik eden 'onur' 'Onur' dolayısıyla işlenen kan gütme ve namus cinayetlerinde, 'ağırlaştırılmış müebbet' verilir. Soykırım yeni bir suç. 'Ötanazi'ye yardım, 'intihar'a yardım etmek anlamına gelir 51- Kanunun 'onur cinayetleri' ile ilgili düzenlemesi ne? Türk toplumunda onur dolayısıyla işlenen iki tür öldürme suçu vardır. Kan davası ve namus cinayetleri. Bunlardan kan gütme saikiyle öldürme, ilkin 1953 yılında ceza kanununda yapılan bir değişiklikle idam cezasını gerektiren öldürme suçu olarak kabul edilmiş; namus cinayetlerinden ise töre saikiyle işlenenler yeni kanun ile hukuk sistemimize girmiştir. Hukukumuzda idam cezası kaldırıldığından, gerek kan gütme amacıyla ve gerekse töre saikiyle işlenen cinayetler normal öldürmeye nazaran daha ağır bir ceza ile yani ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılacaklardır (md. 82). 52- Yeni TCK'da soykırımın suç haline getirilmesi, Türkiye bakımından olumsuz sonuçlar doğurabilir mi? Yeni kanunda kabul edilen yeni suç tiplerinden biri de 76. maddede düzenlenmiş bulunan soykırım suçudur. Öncelikle ifade etmek gerekir ki, tarihimizde soykırım söz konusu olmadığından böyle bir hükümden çekinilmesini gerektirecek haklı bir gerekçe bulunmamaktadır. Kaldı ki, kanunlar yürürlüğe girdikten sonra işlenecek suçlara uygulanacağından, 1 Haziran 2005 tarihinden önce işlenen suçlara bu hüküm uygulanmayacaktır. İkinci olarak vurgulamak gerekir ki, 76. maddede yaptırım altına alınan eylemler, bu suç tipi olmasa dahi, eski kanunumuza göre de, yeni kanunumuza göre de zaten öldürme, yaralama vb. suçları gerçekleştirdiğinden, cezalandırılabilmekteydi. Yani bu eylemler ilk defa 76. madde ile yaptırım altına alınan eylemler olmayıp, 76. maddedeki koşullar çerçevesinde artık bu eylemler soykırım adı altında cezalandırılacaktır. 53- Ötanazi suç mudur? Ötanaziye ilişkin kanunumuzda açık bir hüküm yoktur. Buna karşılık, ölmek isteyen bir kimseye aktif bir hareketle yardım etmek, intihara yardım olarak cezalandırılır. Ölmek isteyen bir kimseyi aktif bir hareketle öldürmek ise öldürme suçundan dolayı sorumluluğu gerektirir. Buna karşılık, kişinin kendi geleceğini belirleme hakkı bulunduğundan, hasta kimseler tedaviyi reddetme hakkına da sahiptir. Dolayısıyla, tedaviye devam edilmesini istemeyen bir hastanın tedavisini yapmayan, yani pasif bir tutum takınan hekim öldürme suçundan dolayı sorumlu tutulamaz. Kimse tedavisi için zorlanamaz. 54- Kimler sınır dışı edilebilir? Vatandaşın 'sınır dışı' edilmesi mümkün müdür? Öncelikle belirtmek gerekir ki, suç işlese de vatandaş sınır dışı edilemez. Sınır dışı etme tedbiri ancak suç işleyen yabancılar hakkında uygulanabilir. Bunun için de yabancının işlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm edilmesi gerekir. Kanunun ilk şeklinde mahkeme tarafından yabancının, cezanın infazından sonra derhal sınır dışı edilmesine ilişkin hüküm verileceği açıklanmıştı. Buna karşılık, 31 Mart'ta yapılan değişiklikle sınır dışı edilme konusunda yetki İçişleri Bakanlığı'na verilmiştir (md. 59). Güvenlik tedbirleri ve adli para cezası 55- Güvenlik tedbirleri nelerdir? Suç işleyen kimseye yukarıda belirtilen cezaların yanı sıra güvenlik tedbirleri de uygulanabilir. Bunlardan önemlileri şunlardır: 1. Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma 2. Müsadere, 3. Tekerrür ve özel tehlikeli suçlulara yönelik tedbirler, 4. ve sınır dışı edilme. 56- Suç işleyen kişi, hangi hakları kullanmaktan yoksun bırakılabilir? Suç işleyen herkes hak kullanmaktan yoksun bırakılmaz. Hak yoksunluğu için işlenen suçun kasıtlı bir suç olması, yani taksirle işlenmiş bir suç olmaması ve suç neticesinde hapis cezasına mahkûm edilmesi gerekir. Adli para cezasına mahkûmiyet durumunda da hak yoksunluğu söz konusu olmaz. Böylece, kasıtlı bir suç işleyip de hapis cezasına mahkûm edilen kimse aşağıdaki hakları kullanmaktan yoksun bırakılır (md. 53): 1. Kamu görevinin üstlenilmesi. 2. Seçme ve seçilme ehliyeti ile diğer siyasi hakları kullanmak. 3. Velayet hakkı; vesayet veya kayyumluğa ait bir hizmette bulunmak. 4. Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzelkişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmak. 5. Kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğunda icra etmek. Eski kanunumuz bazı haklardan mahrumiyeti ömür boyu mahrumiyet olarak kabul etmiş ve bunların ancak yasak hakların geri verilmesi muhakemesi sonucunda mahkemece kaldırılabileceğini öngörmüştü. Yeni kanun ise isabetli olarak bunların ancak cezanın infazı süresince geçerli olacağını, infaz bitince kural olarak hak yoksunluklarının da otomatikman sona ereceğini kabul etmiştir. 57- Hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen de hak yoksunluklarına tabi olur mu? Kural olarak evet. Ceza ertelense ve hükümlü koşullu salıverilse de kişi belirtilen hakları kullanamaz. Ancak bu iki halde, hükümlünün kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri bakımından hak yoksunluğu söz konusu olmaz. Cezası ertelenen hükümlü hakkında izne tabi bir meslek veya sanatı kendi sorumluluğunda icra etmek yoksunluğuna karar verip vermemek konusunda ise hâkime takdir yetkisi tanınmıştır. Ancak, ertelenen ceza kısa süreli hapis cezası ise, yani 1 yıl veya daha az hapis cezası ise, bu takdirde hak mahrumiyeti söz konusu olmaz. 58- Adli para cezalarında kanunun getirdiği yenilik nedir? Öncelikle mahkemeler tarafından bir suç sebebiyle hükmedilen para cezalarını, idari para cezalarından (örneğin trafik polisinin yazdığı ceza gibi) ayırmak için, para cezalarına adli para cezası adı verilmiştir. Eski kanunumuza para cezaları sistemi konusunda yöneltilen en büyük eleştiri, enflasyonla beraber para cezaları miktarlarının erimesi ve bunun önüne geçmek için memur maaş katsayısı vs. gibi ölçütlerle cezaların yükseltilmesi idi. 'Gün para cezası' sistemi Yeni kanunumuz birçok yabancı ülkede başarıyla uygulanan 'gün para cezası sistemi'ni benimsemiştir (md. 52). Buna göre kanunda para cezalarının miktarı belirtilmemiş, sadece günü belirtilmiştir. Örneğin, dolandırıcılık suçunun cezası hapis cezasının yanı sıra 5 bin güne kadar adli para cezasıdır (md. 157). Hâkim 5 bin güne kadar adli para cezasından, beş günden az olmamak kaydıyla bir günü belirleyecektir. Örneğin, 100 gün adli para cezasına karar verecektir. Ondan sonra failin ekonomik durumu önem kazanacaktır. Hâkim her gün için belirli bir miktar belirleyecektir. Bu miktar 20 ile 100 lira arasında bir miktar olacaktır. Örneğin hâkim günlüğü 50 lira olarak belirlemiş olsun. Bu durumda, 100 gün x 50 lira= 5 bin lira. Böylece adli para cezasının toplam miktarı 5 bin lira olacaktır. Diyelim ki, dolandırıcılık suçunu işleyen kimsenin maddi durumu iyidir. O takdirde hakim 100 günü belirledikten sonra, maddi durumu iyi olduğu için günlüğü örneğin 95 lira olarak belirleyebilecektir. Bu durumda 100 gün x 95 lira= 9 bin 500 lira. Böylece adli para cezalarının caydırıcı olması sağlanacak, adil bir cezaya hükmedilebilecektir. Kişinin maddi ve şahsi durumuna göre cezanın miktarı yükselebilecek, dolayısıyla ekonomik yönden zayıf bir kimse için daha düşük; buna karşılık kuvvetli bir kimse için daha yüksek bir para cezasına hükmedilebilecektir. Bu suretle, zengin olduğu için para cezalarından etkilenmeyebilecek kimselerin, suç işlemeleri önlenmiş olacaktır. Aslında yabancı ülkelerde bizdeki gibi 20 ile 100 lira arasında bir miktar şeklinde bir belirleme yapılmamakta, failin ekonomik durumuna göre hâkime bu konuda takdir hakkı tanınmaktadır. Ancak ülkemizde kayıt dışı ekonominin boyutları ve herkesin gerçek gelirinin saptanmasının güçlüğü dolayısıyla böyle bir yola gidilmiştir.
__________________
Alıntı:
|
|
|
|
|
|
|
#3 (permalink) |
|
Executive Officer
![]() E-Güven: (4/100)
|
Ce: Ceza Hukuku(Aklınıza Takılan Herşey)
Zordaki kişiye bizzat yardım gerekmese de eşler için şart 59- İhmalîdavranışla insan öldürülebilir mi? Evet. Bıçaklanan birine yardım etmeyen veya plajda boğulmak üzere olan çocuğa yardım etmeyen kimse ihmalî hareketiyle bu kişilerin ölümüne yol açmıştır. Ancak kanunumuz her yardım etmeyenin öldürme suçundan sorumlu tutulmasını doğru bulmamış, bu nedenle ancak hukuksal olarak hareket etmekle, yardım etmekle yükümlü olanların meydana gelen neticeden sorumlu tutulmasını benimsemiştir. Kamu görevi veya sözleşme Peki hukuken harekete geçmekle, yardım etmekle yükümlü olanlar kimlerdir? Kanunumuza göre öncelikle bir kanun yardım etmek yükümlülüğü getirebilir. Örneğin Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu polise vatandaşın canını, ırzını ve malını koruma yükümlülüğü getirmektedir. Dolayısıyla bu tür durumlarda yardım etmeyen polis meydana gelen neticeden sorumlu olacaktır. Keza Medeni Kanun anne-babaya, eşlere yardım yükümlülüğü getirir. Çocuğu boğulurken seyirci kalan anne veya baba; eşi suda çırpınırken yardım etmeyen koca, meydana gelen neticeden dolayı cezalandırılır. İkinci olarak bir sözleşme ile de yükümlülük yüklenebilir. Örneğin, plajdaki cankurtaran; çocuğa bakan bakıcı vs. de sözleşme ile yükümlülük üstlenmişlerdir. Plajdaki cankurtaranın boğulanlara yardım etmemesi; çocuk bakıcısının çocuğu ocağın üzerinde kaynayan suya doğru giderken engellememesi halinde sorumlu olacakları açıktır. Tehlikeyi yaratanın görevi Son olarak önceden yapılan yükümlülüğe aykırı tehlikeli bir hareket de kişiyi meydana gelen neticeyi engellemekle yükümlü kılabilir. Örneğin, arabasıyla yanlışlıkla çarptığı bir kimseye yardım etmeyip, hastaneye götürmeyen kişi meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulacaktır (md. 83). Burada akla şöyle bir soru gelmektedir. Bir neticeyi önlemek konusunda hukuksal yükümlülüğü olmayan kişi, tehlikede olan birine yardım etmediği takdirde cezalandırılamayacak mıdır? Kanunumuz bunu da düzenler. Hukuksal yükümlülüğü olan kimseler yardım etmedikleri takdirde öldürme veya yaralama suçundan sorumlu tutulurken; hukuksal yükümlülüğü olmayan kimselerin yardım etmemesi durumunda 'yardım veya bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi' suçu (md. 98) oluşacaktır. Örneğin bir trafik kazasını görüp de olay yerinde durup yardım etmeyen veya durumu yetkili mercilere bildirmeyen diğer araç sürücüleri bu madde hükmüne göre bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacaktır. Bir kimsenin ihmalinden ötürü sorumlu tutulabilmesi için hareket olanağının bulunması gerekir. Örneğin, boğulmakta olan birisine yardım etmeyen kimse yüzme bilmiyorsa, yardım etmemekden dolayı cezalandırılamaz, doğal olarak. 60- İntihar suç mudur? Hayır. İntihar etmek veya intihara teşebbüs suç değil. Ancak başkasını intihara azmettirmek, teşvik etmek veya başkasının intiharına yardım suç. Bir kimse hastalığı dolayısıyla çektiği ıstıraplar dolayısıyla yardım istese dahi, bu kişinin intiharına yardım suçtur (md. 84). Kanunumuzda yeni getirilen bir hüküm de, başkalarını alenen intihara teşvik etmeyi cezalandırmaktadır. Örneğin satanistler gibi grupların aleni olarak intihara teşvik etmeleri, yardım veya azmettirme olmasa dahi yaptırım altına alınmıştır. 61- Bırakılan, 'İntiharımdan şunlar sorumlu' yazısı, suçlanan kişilere ceza gerektirir mi? Kural olarak hayır. Bir kimse serbest iradesiyle intihar etmişse, intiharına neden olanlar, intiharı teşvik etmedikçe, intihar kararını kuvvetlendirmedikçe veya intihara yardım etmedikçe sorumlu tutulamazlar. Bir kimsenin başkalarına kızarak intihar etmesi durumunda, kızdığı kimselere yüklenecek bir sorumluluk yoktur. 62- "Sevdiğime vermezseniz intihar ederim" dedi, etti, kimler sorumlu? Bir kızın erkek arkadaşını terk etmesi sonucunda, terk edilmesine üzülerek erkeğin intihar etmesi; ya da kızın, beni sevdiğime vermezseniz intihar ederim deyip de intihar etmesi hallerinde de cevap yukarıdaki soruya verilen cevapla aynıdır. Bu tip hallerde, erkek arkadaşını terk eden kızın, kızı sevdiğine vermeyen anne-babanın kural olarak cezalandırılması söz konusu olmaz. 63- İntihar etmek isteyene 'Atla, atla' diye bağırmak suç mu? Bir kimseyi intihara teşvik etmek yeni Türk Ceza Kanunu'na göre suç sayılmıştır (madde 84). Ölüm orucunda kritik 'bilinç' 64- Kimse tedavisi için zorlanamaz dedik, peki cezaevlerindeki açlık grevleri? Kural bu olmakla beraber anayasamız, kanunda yazılı hallerde kişinin vücut bütünlüğüne dokunulabileceğini açıklamaktadır (md. 17). Bu çerçevede Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 82. maddesi, hükümlünün kendisine verilen yiyecek ve içecekleri reddetmesi durumunda öncelikle bunun sonuçları hakkında bilgilendirileceği, bundan sonuç alınamaması halinde ise kurum hekimince belirlenen rejime göre beslenmelerine başlanacağını; bu hükümlülerden hayati tehlikeye girdiği veya bilincinin bozulduğu hekim tarafından belirlenenler hakkında, isteklerine bakılmaksızın muayene, tedavi ve beslenme gibi tedbirlerin alınacağını hükme bağlamaktadır (md. 82). Ancak, kanımca, bu olması gereken hukuk açısından doğru değildir. Herkesin kendi geleceğini belirleme hakkı vardır. Eğer bir örgüt baskısı vs. olmadan açlık grevi yapılıyorsa, bu bir haktır ve kişi zorla beslenemez. Çünkü tıbbi müdahale bakımından aslolan kişinin rızasıdır. Fakat kişi artık rıza beyan edemeyecek bir safhaya geldiği takdirde, bu andan itibaren müdahale edilebilir. 'Topuktan vurma' için artık özel madde var 65- 'Topuktan vurma' diye ünlenen saldırganlığın ayrı cezası var mıdır? Türk Ceza Kanunu'nun 106/3. fıkrasına göre, tehdit amacıyla kasten öldürme, kasten yaralama veya malvarlığına zarar verme suçunun işlenmesi halinde, tehdit suçunun dışında ayrıca bu suçlardan dolayı da ceza verilecektir. Böylece aslında tehdit amacına yönelik olarak bir kimsenin ayağından kurşunlanması veya malına zarar verilmesi gibi eylemler yapıldığında, fail sadece yaralama veya mala zarar verme suçundan dolayı değil, ayrıca tehdit suçundan dolayı da cezalandırılacaktır. 66- Eşini zorla tutanlara daha ağır cezalar mı var? Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilirken; eşin, çocuğun, anne-babanın zorla tutulması veya cinsel amaçla bir kimsenin hapsedilmesi veya kaçırılması durumlarında ceza artırılacak (md. 109). İşkenceyi görmemek suç 67- Hilkat garibesini öldürmek suç mudur? Bir insandan canlı doğan her varlık insandır ve bunu öldürmek insan öldürme suçunu oluşturur. Yaşama kabiliyeti olmasa da böyle bir bebeği öldürmek suç. 68- Anne karnındaki bebeği düşürtmek 'öldürme' suçu mu? Hayır. Anne karnındaki bebeği düşürme durumunda, öldürme değil, çocuk düşürme veya düşürtme suçu söz konusu olabilir. Öldürme suçunun oluşabilmesi için ceninin doğması ve en azından bir kere nefes alması gerekmektedir. Ancak bu andan sonra cenin insan olmaktadır. 69- Gayrimeşru bebeği öldüren anneye indirim var mı? Eski ceza kanunumuz, namusunu kurtarmak amacıyla yeni doğmuş çocuğunu öldüren annenin cezasında indirim öngörmekteydi. Yeni kanun bu indirimi kaldırmış olup, aksine anne kendi çocuğunu öldürmekten dolayı normal bir kimseyi öldürmeye nazaran daha ağır ceza alacaktır. Bu düzenleme isabetlidir, doğum kontrol yöntemi kullanmayan ya da ilk 10 haftalık gebeliği yasal sınırları içinde sonlandırmayan ya da 10 haftadan sonra da insan öldürmeye nazaran daha az cezayı gerektiren çocuk düşürme suçunu işlemeyen bir annenin, çocuğun doğmasını bekleyip de ondan sonra öldürmesi halinde cezasının indirilmesinde haklı bir neden yoktur. 70- Çocuk düşürmek suç mudur? Kanun çocuk 10 haftalık oluncaya kadar kadının rızasıyla çocuğunun alınmasına olanak tanır. 10 haftadan sonra bir çocuğun alınması ancak tıbbi bir zorunluluğun varlığı halinde yasal olacak, aksi takdirde cezalandırılacaktır. Yeni kanun yeni bir hüküm de getirmiştir: Kadının mağduru olduğu bir suç sonucu gebe kalması halinde, süresi 20 haftaya kadar olan gebelikler kadının rızası olmak ve uzman hekimler tarafından hastane ortamında sona erdirilmek kaydıyla cezalandırılmayacaktır (md. 99). Bu suretle, tecavüze uğrayan kadına bebeğini aldırmak için daha geniş bir imkân tanınmıştır. Hırsıza 'hırsız' diyemezsiniz. Ekmek çalmak bazen affolur. 78- Katile 'katil' demek suç mudur? Suçtur. Katile 'katil', fahişeye 'fahişe' demek hakkına kimse sahip değildir. Bu doğru olsa bile. Zaten yalan ise, belirli şartlarla iftira suçu söz konusu olabilir. Dolayısıyla bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek söz söylemek, yakıştırmada bulunmak 'hakaret' suçunu oluşturur. Doğru olan hakaretin ispatına kural olarak kanun imkân vermez. Ancak suç oluşturan fiil bir kimseye yüklenerek hakaret edilmişse, örneğin 'Sen falanca tarihte, falanca kimseden rüşvet aldın' gibi, bu takdirde suç oluşturan fiilin ispatı halinde kişiye ceza verilmez. Bunun dışındaki hallerde ispat isteminin kabulü, ancak kişiye yüklenen fiilin doğru olup olmadığının anlaşılmasında kamu yararının bulunmasına veya şikâyetçinin ispata razı olmasına bağlı. Kamu görevlisinin rüşvet aldığı ispat olunca hakarette bulunana ceza verilmeyecek ise de, hakaret eden kişi ispat edilmiş fiilinden söz ederek kişiye yine hakarette bulunursa, cezaya hükmedilecektir (md. 127). Hakaret suçu kişinin yüzüne karşı işlenebileceği gibi, yokluğunda da işlenebilir. Kanunumuz bu ikinci hususa 'gıyabında hakaret' demekte ve bu tür hakaretin cezalandırılabilmesi için en az üç kişiye hakareti oluşturan sözlerin söylenmesini aramaktadır. Dolayısıyla bir veya iki kişiye bir kimse hakkındaki tahkir edici sözlerin söylenmesi suç oluşturmamakta. Bu üç kişinin bir arada olması veya her birine ayrı ayrı söylenmesi mümkün (md. 125). Hakaret mağduru muhatap alan sesli, yazılı veya görüntülü bir iletiyle de işlenebilir (md. 125/2). Hakaret aleni olarak işlenirse, yani belirli olmayan ve birden fazla kişiler tarafından algılanabilir olursa, faile verilecek ceza artırılacak; basın ve yayın yoluyla hakarette de daha ağır ceza verilecektir (md. 125/4). 79- Hakaret ve sövmenin cezası nedir? Bir kimsenin yüzüne karşı onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek somut fiil ve olgular isnat eden veya yakıştırmalarda bulunan veya söven kişi üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 125). Bu ceza hem erteleme sınırı içindedir, hem de hapis yerine adli para cezası veya kamu yararına bir işte çalışma gibi bir tedbir de uygulanabilir. 80- Ad vermeden hakaret de suç mu? Olur. Hakaret suçunun işlenmesinde mağdurun ismi açıkça belirtilmemiş veya bir kimseye bir fiili işlediği isnadı üstü kapalı geçiştirilmiş olsa bile, eğer niteliğinde ve mağdurun şahsına yönelik bulunduğunda duraksanmayacak bir durum varsa hakaret suçu oluşacaktır (md. 126). 81- Kızdığı için küfreden de ceza alır mı? Hakaret, haksız fiile tepki de olsa suç. Ancak kanun bu durumda cezanın indirilmesine olanak tanıdığı gibi, hâkime ceza vermeme yetkisini de vermiştir (md. 129/1). Kasten yaralamaya tepki olarak hakerete ceza verilmez. (md. 129/2). Hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde, olayın mahiyetine göre, taraflardan her ikisi veya biri hakkında verilecek ceza indirilebileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir (md. 129/3). 82- Ölüye hakaret suç mudur? Bu suça 'kişinin hatırasına hakaret' adı verilir. Hakaret oluşturan sözlerin en az üç kişiye söylenmesi gerekmektedir (md. 130/1). 83- Şantaj nedir, cezası ne kadardır? Bir kimsenin şeref veya saygınlığına zarar verecek hususların açıklanacağı tehdidiyle menfaat temini; failin hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından söz etmesi şantaj olarak tarif edilir. Örneğin, kişinin suç işlemiş birini, ihbar edeceğinden bahisle, kendisine bir menfaat teminine zorlaması halinde şantaj suçu oluşur. Yine, bir gazetecinin siyasi bir şahsiyeti kendisine belli bir miktar para verdiği takdirde hakkında öne sürülen yolsuzluk iddialarını haber konusu yapmayacağından bahisle, menfaat teminine zorlamasıyla şantaj suçu oluşur (md. 107). Kadına ev kiralamayana ne olur? 84- Haksız arama nedir? Hukuken şartları gerçekleşmemesine rağmen bir kimsenin üstünün veya eşyasının aranması durumunda, aramayı yapan kamu görevlisi cezalandırılacaktır (md. 120). 85- Dilekçe hakkını kullanmayı engelleyene ne olur? Kişinin belli bir hakkı kullanmak için yetkili kamu makamlarına verdiği dilekçenin hukuki bir neden olmaksızın kabul edilmemesi suçtur (md. 121). 86- Ayrımcılık suçu nedir? Kanunda yeni düzenlenen suç tiplerinden biri de 'ayırımcılık suçu'dur. Kanunumuzun 122. maddesine göre, kişiler arasında dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım yaparak, a) bir taşınır veya taşınmaz malın satılmasını, bir hizmetin icrasını engelleyen veya kişinin işe alınmasını-alınmamasını yukarıda sayılan hallerden birine bağlayan, b) besin maddelerini vermeyen, kamuya arz edilmiş bir hizmeti yapmayı reddeden, c) kişinin olağan bir ekonomik etkinlikte bulunmasını engelleyen kimse hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir. Böylece örneğin kadınlara ev satmayan, kadınları cinsiyetleri dolayısıyla işe almayan veya Türk olmadığı için bir kimsenin pazarda çalışmasına müsaade etmeyen kimseler suç işlemiş olacaklardır. İnsan denek olur mu? Tedavi amaçlı deneme şartları: Bilinen tıbbi yöntemler işe yaramıyor olacak, hasta onay verecek ve tedavi hastane ortamında uzman hekim tarafından uygulanacak 87- İnsan üzerinde deneme ve deney yapmak suç mudur? Kanunumuz özellikle ilaç denemeleri bakımından kötüye kullanmaları önlemek açısından yeni bir hüküm getirmiştir. Buna göre, insan üzerinde bilimsel bir deney ile tedavi amaçlı deneme yapılması kural olarak serbest olmakla beraber, bunun kanunda yazılı şartlara uygun olarak yapılması gerekmektedir. Tedavi amaçlı denemeden kasıt, hasta olan bir insan üzerinde yapılan denemedir. Burada bilimsel amaçlı deney sonuçları, henüz bir kesinliğe varmasa da, hastalığın tedavisi konusunda ulaştığı bazı somut faydalarından yola çıkarak hasta bir insana uygulanmaktadır. Bunun suç oluşturmaması için, hastanın rızasının olması ve bilinen tıbbi müdahale yöntemlerinin sonuç vermeyeceğinin anlaşılması gerekir. Tedavinin de uzman hekimce bir hastane ortamında yapılması şarttır. Menfaat teminiyle deney yasak Deney terimi, bilimsel çalışmanın ilk aşamaları için kullanılır. İnsan üstünde deney koşulları: Kişinin rızası olacak, menfaat temin edilmemiş olacak, önceden izin alınacak, deney insan dışı ortamda veya hayvanlar üzerinde yapılmış olacak, bilimsel veriler deneyin insana uygulanmasını gerekli kılacak, deney insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmayacak, insan onuruyla bağdaşmayacak ölçüde acı verici yöntem yasak ve varılmak istenen amaç, kişiye yüklenen külfete daha ağır basacak.... 'Çok açtım, ekmek çaldım' 88- Hırsızlığın cezası nedir? Hırsızlığın cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir (md. 141). Ancak kamu kurumlarında, ibadete ayrılmış yerlerde, halkın yararlanmasına sunulmuş ulaşım aracı içinde hırsızlık suçu işlenmesi durumunda iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Aynı ceza âdet gereği açıkta bırakılmış eşya (otomobiller gibi), bir afetin zararlarını önlemek veya hafifletmek amacıyla hazırlanan eşya hakkında ve elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçunun işlenmesi halinde de verilecektir (md. 142/1). Yankesicilik, kapkaç, taklit anahtar, bilişim sistemlerini kullanarak hırsızlık suçunun işlenmesi halinde fail üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına çarptırılacaktır (md. 142/2). Yine hırsızlık suçunun gece vakti işlenmesi halinde verilecek ceza artırılacaktır (md. 143). 89- Çalınan malın değeri az olsa bile ceza gerekir mi? Hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, hâkime tamamen ceza vermekten vazgeçme hakkı da tanınmıştır. 90- Ekmek çalan da ceza alır mı? Kural olarak evet. Ancak, kanunumuz bu konuda bir imkân tanımıştır. Buna göre, hırsızlık suçunun ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için işlenmesi halinde, olayın özelliğine göre, verilecek cezada indirim yapılabileceği gibi, ceza vermekten de vazgeçilebilir (md. 147). 'Ben bir dedektifim de...' 91- Dedektiflik soyut olarak Türk Ceza Kanunu'nda bir suç olarak düzenlenmemiştir. Ancak dedektiflik faaliyeti içerisinde yapılabilecek bazı faaliyetlerin suç olacağı açıktır. Örneğin, telefon dinleme, aleni olmayan konuşmaların dinlenmesi ve kaydedilmesi, özel hayatın gizliliğinin ihlali ve hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi suçları dedektiflik faaliyeti çerçevesinde işlenebilecek suçlardandır. Hatta, kanunumuzun 133/3. maddesi kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suretiyle elde edilen bilgilerden yarar sağlanması veya bunların başkalarına verilmesi veya diğer kişilerin bilgi edinmelerinin temin edilmesini cezayı artıran bir sebep olarak düzenlemiştir. Bu nedenle, özel bir mevzuat ile dedektiflik faaliyeti hukuka uygun kılınmadığı müddetçe, dedektifliğin bizzat kendisi değil, ancak yukarıdaki faaliyetleri suç oluşturacaktır. İletişim özgür mahremiyet koruma altında 92- Israrlı telefonlar ve gürültü suç mu? Sırf huzur ve sükûnunu bozmak amacıyla bir kimseye ısrarla telefon edilmesi, gürültü yapılması veya başka bir hukuka aykırı davranışta bulunması halinde faile 3 aydan 1 yıla kadar hapis cezası verilecektir (md. 123). 93- Haberleşme gizliliğini ihlal nedir? Posta kutusundaki mektupların yırtılması, bir kişiye gönderilen mektupların ilgilisine verilmeyerek çöp kutusuna atılması, telefon hatlarının kesilmesi veya oluşturulan manyetik alanla telefon görüşmelerinin yapılamaz hale getirilmesi gibi fiiller bu suçu oluşturacaktır (md. 124). Maddede ayrıca her türlü basın ve yayın organının yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi de cezalandırılmaktadır. Böylece bir gazete veya derginin dağıtımının ya da bir radyo veya televizyon yayınının hukuka aykırı bir şekilde engellenmesi durumunda bu suç oluşacaktır (md. 124/3). 94- Telefon dinlemek suç mudur? Evet. Telefon dinleme Ceza Muhakemesi Kanunu 135. madde gereğince ancak hâkim veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde cumhuriyet savcısının kararıyla şüpheli veya sanık hakkında uygulanabilecek bir tedbirdir. Bu madde dışında, kişiler arasındaki haberleşmenin gizliliğinin ihlali kanunumuz tarafından suç olarak belirlenmiştir. Haberleşme içeriğinin hukuka aykırı olarak ifşası durumunda ise faile verilecek ceza artırılacaktır. Aynı şekilde kendisiyle yapılan haberleşmelerin içeriğini diğer tarafın rızası olmaksızın alenen ifşa eden kimseye de altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilecektir. Haberleşme içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayımlanması halinde ise ceza yarı oranında artırılacaktır (md. 132). 95- Konuşma kaydetmek suç mudur: Aleni konuşmaları kaydetmek suç değildir. Buna karşılık kişiler arasındaki aleni olmayan konuşmaları, taraflardan herhangi birinin rızası olmaksızın bir aletle dinlemek veya bunları bir ses alma cihazı ile kaydetmek iki aydan altı aya kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Kişi aleni olmayan söyleşinin tarafı da olabilir, yani söyleşiye katılan kimselerden biri de olabilir. Bu durumda da diğer konuşanların rızası olmadan söyleşiyi kayda almak suç oluşturmaktadır. Bu dinleme veya kayıtları kullanarak yarar sağlayan veya bunları başkalarına veren veya diğer kişilerin bilgi edinmelerini temin eden kişi de altı aydan iki yıla kadar hapis ve 1000 güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (md. 133). Konuşmanın aleni olup olmadığını belirlemek bakımından, konuşmanın başkaları tarafından ancak özel gayret gösterilerek duyulabilecek olması aranır. Dolayısıyla kamuya açık bir yerde de iki kişi arasında yapılan özel konuşmalar aleni değildir. 96- Özel hayatın gizliliği var mıdır, nedir? Eski kanunumuzda bu konuda bir hüküm bulunmamakta ve sorun ancak tazminat hukuku (veya hakaret suçu) çerçevesinde ele alınmaktaydı. Yeni kanunumuz ise böyle bir suç tipi kabul etmiş bulunmaktadır. Buna göre gizli yaşam alanına girerek veya başka suretle başkaları tarafından görülmesi mümkün olmayan bir özel yaşam olayının saptanması ve kaydedilmesi cezalandırılmaktadır (md. 134/1). Kişilerin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin ifşa edilmesi durumunda, bu görüntü ve sesler hukuka uygun olarak da, hukuka aykırı olarak da elde edilmiş olsun, suç oluşturmaktadır (md. 134/2). 97- Kişiler hakkında bilgi toplamak suç mudur? Kişilerle ilgili bilgiler ancak mevzuat tarafından izin verilen hallerde kayıt altına alınabilir. Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin kaydedilmesi halinde faile altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilecektir (md. 135/1). Yine kanunlarda özellikle suçlulukla mücadele bağlamında, suç ve suçluların ortaya çıkarılmasını sağlamak amacıyla izin verilen hallerde, kişinin ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgilerin kayıt altına alınmasına izin verilebilir. Bu hallerin dışında kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgilerin kişisel veri olara kaydedilmesi suç oluşturmaktadır (md. 135/2). Geçici hırsızlık da suç, 'Aldım, iade ettim' diyen sadece indirimden yararlanabilir. Zararlı gıda satan ölüme yol açarsa, 'öldürme'den yargılanır. Son pişmanlık nadiren fayda eder. 98- Geçici bir süre için mal çalınması da hırsızlık mıdır? Evet. Ancak kanunumuz bu durumda failin cezasının indirilmesini öngörür. Bununla beraber, mal suç işlemek için kullanılmışsa, örneğin bir otomobilin banka soymak için çalınmasındaki gibi, bu takdirde faile otomobil hırsızlığı dolayısıyla verilecek cezada indirim yapılmayacaktır (md. 146). 99- 'Gasp'ın cezası nedir? Kanunumuz gasp suçuna 'yağma' adını vermektedir. Buna göre bir kimseyi tehdit ederek veya cebir kullanarak bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (md. 148/1). Bir kimseden zorla senet alan veya senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya olan bir senedi imhaya zorlama halinde de ceza aynıdır. (md. 148/2). 100- Kişi kendi hakkını polise başvurmadan kendisi alabilir mi? Örneğin, borçlusundan borcunu kişi kendisi alabilir mi? Hayır. Hukuk düzeni böyle bir şeye müsaade etmez. Kişi alacağını hukuksal yollardan temin etmelidir. Buna karşılık alacağını kendisi zor kullanmadan alması durumunda hırsızlık; zor kullanarak alması durumunda yağma; hile kullanarak alması durumunda ise dolandırıcılık suçu oluşur. 'Hakkımı aldım, hırsız oldum' Ancak elbette, bu tür hallerde esasen kişinin bir hakkını alması söz konusu olduğundan failin cezası normal hırsızlık, gasp veya dolandırıcılığa nazaran daha hafiftir. 101- Akıl hastasını başıboş bırakan cezalandırılabilir mi? Kanunumuza göre, akıl hastası üzerindeki bakım ve gözetim yükümlülüğünü, başkalarının hayatı, sağlığı veya malvarlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde ihmal eden kişi, altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 175). Bu suçun gerçekleşebilmesi için başkasının hayatına, sağlığına veya malvarlığına bir zarar gelmesi aranmamakta, bu haklara yönelik bir tehlikenin bulunması yeterli görülmektedir. 102- Hayvanları başıboş bırakan da cezalandırılabilir mi? Elbette. Gözetimi altında bulunan hayvanı başkalarının hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olabilecek şekilde serbest bırakan veya bunların kontrol altına alınmasında ihmal gösteren kişi altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 177). Burada henüz bir kimseye zarar verilmemesine rağmen kişinin cezalandırılması söz konusudur. Buna karşılık serbest bırakılan veya kontrol altına alınmayan hayvan bir kimseye zarar vermiş, örneğin ısırmışsa, o takdirde fail artık bu maddeden değil, başkasını yaralamadan ötürü sorumlu tutulur. 103- Halka bozuk gıda satmanın cezası nedir? Kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş, değiştirilmiş her türlü yenilecek veya içilecek şeyleri veya ilaçları satan, tedarik eden, bulunduran kimseye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve adli para cezası verilir (md. 186). Bu şeylerden dolayı kişilerin sağlığına veya hayatına yönelik bir zarar meydana geldiği takdirde, fail yaralama veya öldürmeden dolayı sorumlu tutulacaktır. Cüzdandan para alan evlat 104- Babasının cüzdanından para çalan evlat cezalandırılır mı? Evladın bu eylemi aslında hırsızlık suçunu oluşturmaktadır. Ancak kanunumuz eşler, üstsoy ile altsoy ve aynı konutta beraber yaşayan kardeşler arasında hırsızlık suçunun cezalandırılmayacağını hükme bağlamıştır (md. 167/1). 105- Son pişmanlık fayda eder mi? Kanunumuza göre kural olarak 'son pişmanlık fayda etmez.' Pişmanlığın işe yaradığı yerler Ancak bazı suçlar bakımından pişmanlığa değer tanınır. Örneğin, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlarda, suçlar tamamlandıktan, fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararın geri verme veya tazmin suretiyle giderilmesi halinde cezanın indirilmesi mümkün (bkz. md. 168). İş sahibi, tedbir almaya mecbur 106- İnşaat sırasında tedbir almamak suç mudur? Evet. İnşaat veya yıkım faaliyeti sırasında insan hayatı veya beden bütünlüğü bakımından gerekli tedbirlerin alınması gerekmektedir. Bu tedbirler alınmadığı takdirde kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 176). 107- Gerekli işaret ve engelleri koymayan karayolu görevlileri, belediye yetkilileri veya inşaat sahipleri de cezalandırılabilir mi? Herkesin gelip geçtiği yerlerde yapılmakta olan işlerden veya bırakılan eşyadan doğan tehlikeyi önlemek için gerekli işaret veya engelleri koymayan kişi iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Bu işaret veya engelleri kaldıran veya bunların yerini değiştiren kimseler de aynı şekilde cezalandırılacaktır (md. 178). 'Yalancı kooperatifçi' 108- Kooperatifler veya şirketler hakkında yanlış bilgi sunanlar suç işlemiş olur mu? Kooperatifler veya şirketler hakkında kamuya yapılan beyanlarda veya genel kurula sunulan raporlarda veya önerilerde ilgililerin zarara uğramasına neden olabilecek nitelikte gerçeğe aykırı önemli bilgiler veren veya verdiren ilgili kimseler altı aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 164). Belediyeler iki yıl sonra çevreci olacak! 109- Zararlı atıkları Türkiye sınırlarından sokan kişiler cezalandırılabilir mi? Evet. Kanunumuza göre, atık veya artıkları izinsiz olarak ülkeye sokan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (madde 181/2). 110- Çevreyi kirleten belediye ve fabrikalara ceza verilebilecek mi? Evet. İlgili kanunlarda belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi önceden sadece idari yaptırıma tabi tutulurken, artık altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilecektir (md. 181). Ne var ki kanunumuzun getirdiği bu yaptırım ancak iki yıl sonra uygulanabilecektir. Zira belediyelerin ve fabrikaların hazırlanması bakımından bu hükmün yürürlüğü iki yıl ertelenmiştir (md. 344). Gecekonduya ceza devri 111- Gecekondu inşa etmek Türk Ceza Kanunu'na göre suç mu? Kanunumuzun 184. maddesi hükmünden önce gecekondu yapmak suç oluşturmamakta, sadece gecekondu yıkılmakta ve gecekondu sahibinin tazminat sorumluluğu bulunmaktaydı. Ancak Türkiye'de yaygınlaşan imar kirliliği ile etkin mücadele bakımından kanunumuz artık yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapma veya yaptırmayı suç olarak belirlemiş bulunmaktadır. 112- Belediyelerin gecekondulara ilişkin sorumlulukları neler? Henüz yapı ruhsatiyesi olmaksızın başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi de imar kirliliği suçu işlemiş olur (md. 184). Ancak burada henüz şantiye durumunda olan yerlere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılması cezalandırılmaktadır. Buna karşılık bitmiş binalara bu bağlantıların yapılması bu suçu oluşturmayacaktır. Bu tip yerlere telefon, su veya elektrik bağlantısının yapılması görevi kötüye kullanma suçunu oluşturur (md. 257). 'Komşuya su bağladı, hapiste' Bu bağlantılar kamu görevlileri tarafından değil de, örneğin komşu tarafından da yapılmış olursa, bu kez bu kimseler söz konusu madde gereğince sorumlu olacaklardır. Ancak burada da 'son pişmanlığın fayda ettiği' hallerden biri vardır. Buna göre, kişinin, ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirmesi halinde, kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, hatta kişi mahkûm olmuşsa, ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. 113- Yağmurlu günlerde aracıyla kaldırımdaki yayalara kasten su sıçratan kimse ceza görebilir mi? Evet. Bu durumda başkasının malını kirletme söz konusu olur ve fail dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır. Başkasının binasının duvarına yazı yazma, afiş veya ilan yapıştırma veya resim yapma durumunda da aynı suç işlenmiş olur (md. 151/1). 114- Parası olmadığı halde bir lokantada yemek yiyip ücretini ödemeyen kişi suç işlemiş olur mu? Olur. Burada kanunumuz dolandırıcılık suçunun oluştuğunu kabul etmektedir ve faile bir yıldan beş yıla kadar hapis ve ayrıca adli para cezası verilir (md. 157). 115- Bulduğu bir şeyi kullanan kişi suç işlemiş olur mu? Evet. Kaybedilmiş olması nedeniyle sahibinin elinden çıkmış olan veya hata sonucu ele geçirilen eşyanın iade edilmesi veya yetkili mercilere bildirilmesi gerekir. Bunları yapmaksızın eşya üzerinde malik gibi tasarrufta bulunan kişi bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır (md. 160). 116- Telefon hatlarına saplama yapmak, otomatlardan ödeme yapmadan yararlanmak, şifreli yayınları ücretsiz izlemek suç mudur? Telefon hatlarından, şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin veya zilyedinin rızası olmaksızın yararlanan kişiye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası veya adli para cezası verilir (md. 163/2). Otomatlar aracılığı ile sunulan ve bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişiye ise iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası verilir (md. 163/1). 'Çektim kafayı, sıktım havaya' 117- Silahla ateş etmek, sadece birine zarar verince mi suç olur? Öncelikle silah ruhsatsız ise, 6136 sayılı kanuna aykırılık söz konusu olacağından suçtur. İkinci olarak kanunumuz kişilerin hayatı veya sağlığı bakımından tehlikeli olacak biçimde ya da kişilerde korku, kaygı veya panik yaratabilecek tarzda silahla ateş edilmesi durumunda, birine zarar verilmese bile failin altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmasını öngörmektedir (md. 170/1). Buna karşılık, kimsenin bulunmadığı ıssız veya bu iş için ayrılmış mekânlarda ateş edilmesi, bu suçu oluşturmayacaktır. Cadde yarışı hapis getirir 118- Yeni Türk Ceza Kanunu'nda alkollü araç kullananları caydıracak yaptırımlar var mıdır? Kanunumuzun 179/3. maddesine göre, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç kullanan kişi de iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Bu ceza başkasına hiçbir zarar verilmese dahi uygulanabilecek bir cezadır. Eğer alkollüyken dikkatsizlik, tedbirsizlik sonucu bir kimsenin yaralanmasına veya ölümüne sebebiyet verilirse, bu takdirde verilen ceza daha ağır olmaktadır. Bu durumda örneğin bir kimsenin ölümüne sebebiyet verildiği takdirde, normalde 3 yıl olan ceza daha yukarı hadden örneğin 6 yıldan takdir edilebilecek, bu ceza da yarısına kadar artırılabilecek, böylece 9 yıl ceza verilebilecektir. Bu ceza adli para cezasına çevrilemeyecektir (md. 85, 22, 50). 119- Bağdat Caddesi'nde yarış yapan gençler cezalandırılabilir mi? Evet, hem de ağır bir ceza ile: Türk Ceza Kanunu'nun 179/2 maddesi, bu durumda iki yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Bu kimselerin cezalandırılabilmesi için ayrıca bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebebiyet vermeleri şartı aranmamaktadır. Uyuşturucuya karşı politikalar 120- Uyuşturucu kullanan kişiler hakkında ne türlü cezalar var? Kanunumuz izlenen suç politikası gereği çok radikal bir adım atarak, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak değil, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Uyuşturucu kullanan kişi, aslında tedavi ve terapiye ihtiyaç duyan bir kişidir. Bu nedenle uyuşturucu madde kullanan kişinin, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulması gerektiği kabul edilmiştir. Uyuşturucu madde kullanan bir kişi hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı hükmolunan ceza, ancak tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmaması halinde infaz edilir (md. 191). Misyonerlik değil, aksine bu tür faaliyetleri engellemek suç. 125- Din özgürlüğünü engellemenin cezası nedir? Bir kimsenin dini, siyasi, sosyal, felsefi düşünce ve kanaatlerini açıklamaya veya değiştirmeye zorlamak ya da bunları açıklamaktan, yaymaktan men etmek; toplu dini ibadet ve ayinleri engellemek 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacak (md. 115). 126- Dini değerleri aşağılamak suç mudur? Kanunumuz halkın bir kesiminin benimsediği dini değerlerin aşağılanmasını suç olarak kabul etmiştir. Ancak failin cezalandırılabilmesi için aşağılamanın aleni yapılması ve fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması aranacaktır. Bu nedenle, aleni de olsa yapılan aşağılama fiili toplumdaki barışı bozmaya elverişli değilse suç oluşmayacaktır (md. 216). 127- Misyonerlik suç mudur? Hayır. Aksine dini düşünce ve kanaatleri yaymaktan men etmek suçtur (md. 115). 128- Hasta olmadığı halde bir kimseye hatıra binaen hasta raporu veren doktor cezalandırılır mı? Evet. Gerçekte hasta olmayan bir kimseye doktor raporu verilmesi durumunda gerçeğe aykırı belge düzenlenmesi söz konusudur ve doktor üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Düzenlenen belge kişiye haksız bir menfaat sağlıyor veya kamunun ya da kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıyorsa doktor resmi belgede sahtecilikten ötürü cezalandırılacaktır (md. 210). İzinsiz kredi kartı kullanımı 129- Başkasının banka veya kredi kartının kullanılması hırsızlık suçunu mu oluşturur? Hayır. Kanunumuz bu konuya ilişkin açık bir düzenleme yapmıştır. Buna göre başkasına ait bir banka veya kredi kartını ele geçiren veya sahibinin rızası olmaksızın kullanarak bir yarar sağlayan kimse üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır (md. 245/1). Banka veya kredi kartı sahte olarak oluşturularak kullanılmış ve bu suretle bir yarar sağlanmışsa faile verilecek ceza dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıdır (md. 245/2). 130- İşinin olmayacağı veya zor olacağını ima ederek vatandaştan menfaat temin eden kamu görevlisinin eylemi hangi suçu oluşturur? Memurun normalde yapması gereken işi için vatandaşı para vermeye zorlaması durumunda, rüşvet değil, irtikap adı verilen suç oluşur. Bu olaylarda vatandaş rüşvetten farklı olarak işini para ile gördürmek istememekte, iş yaptırabilmek için para vermek zorunda kalmaktadır. Buradaki zor bir cebir veya şiddet manasındaki zor değil, manevi bir zorlamadır. 'Bıçak parası' Bu takdirde kamu görevlisine beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. Yargıtay'ın değişik yönde kararları olmakla beraber, bunun tipik örneği hastanelerde ameliyat için doktora verilen 'bıçak parası'dır. Burada hasta rüşvet vererek ameliyat olmayı istememekte, doktorun 'aksi takdirde ameliyatını yapmam' veya 'asistan doktor yapar' gibi manevi zorlamaları neticesinde parayı vermek zorunda kalmaktadır. 131- Rüşvet suçunu memur olmayanlar da işleyebilir mi? Rüşvet suçu esasen bir memur, kamu görevlisi suçudur. Kamu görevlisi olmayan kimseler bu suçu işleyemezler. Ancak kanunumuz yerinde bir düzenlemeyle hukukumuzda ilk defa kooperatifler, halka açık anonim şirketler gibi bazı kurumlar için hukuki ilişki tesis etmeye yetkili kimselerin temin ettikleri menfaati de rüşvet kapsamına sokmuş bulunmaktadır. Böylece örneğin bir kooperatif yöneticisinin ya da anonim şirket yöneticisinin mal alımında haksız menfaat temin etmesi halinde, kendisi memur olmasa dahi rüşvet suçundan dolayı cezalandırılabilecektir (md. 252/4). 132- Tefecilik faaliyeti suç mudur? Suçsa cezası nedir? Tefecilik suçtur. Tefecilikten anlaşılması gereken, kazanç elde etmek maksadıyla başkasına ödünç para verilmesidir ve bu eylemi yapan kimseler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır (md. 241). Bu suç 'senet kırdırma' denen usulle de işlenebilir. Örneğin, henüz vadesi gelmemiş bir bononun vadesinden önce başkasına verilerek karşılığında bono üzerinde yazılı meblağdan daha az bir paranın alınması durumunda tefecilik suçu oluşur. Bu madde ile kazanç elde etmek amacıyla başkasına ödünç para veren kişi cezalandırılırken, ödünç para alan kişi cezalandırılmamaktadır. Borçtan hapse girilmez 133- Borcumu ödeyemiyorum, hapse girer miyim? Hayır. Hukuk sistemimizde, borcunu ödememekten dolayı hapis cezası yoktur. Ancak mal beyanında bulunmama durumunda hapis cezası öngörülmektedir. Kişi doğru mal beyanında bulunduğu takdirde kendisine ceza verilmez. Borçlu hakkında malvarlığı varsa ancak haciz işlemi uygulanabilir, ayrıca hapis cezası uygulanamaz. Anayasamızın 38. maddesine göre de, "hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı özgürlüğünden alıkonulamaz". 134- Şapka Kanunu'na muhalefet suç mudur? Evet. Kanunumuzun 222. maddesine göre Şapka İktisası Hakkında Kanun'a aykırı hareket edenlere iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir. Havada uçak, karada tren Kara araçlarını kaçırmak bir yıldan üç yıla, deniz veya demiryo |