TeknoTR  

Geri Dön   TeknoTR > Eğitim > Ders Ve Sorularınız > Türkçe & Edebiyat
Üye Ol SSS Sxe indir Sosyal Gruplar Takvim Resim Galerisi Etiketler Bütün Forumları okunmuş kabul et

Şahmeran Efsanesi

Türkçe & Edebiyat bölümünde Şahmeran Efsanesi konusu , Camsab yoksul bir ailenin oğlu olup evinin geçimini arkadaşları ile odun yaparak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşları ile birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab, arkadaşlarının aç gözlülüğü yüzünden, kuyunun içindeki bal bi­tince kuyuya bırakılır. Kuyuda yalnız başına feryat ederken bir ...

Cevapla
 
LinkBack Konu Seçenekleri
Eski 24-05-2008, 12:02   #1 (permalink)
TeknoTR - A$KI
 
[K]aa[N] - ait Avatar
 
Giriş: 15-07-2007
Yaş: 16
Mesajlar: 5.011
Rep Puanı: 12210
[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11[K]aa[N] Rütbe Artı +11
Rep Gücü: 127
E-Güven: (12/100)

Şahmeran Efsanesi


Camsab yoksul bir ailenin oğlu olup evinin geçimini arkadaşları ile odun yaparak sağlamaktadır. Bir gün arkadaşları ile birlikte bir kuyu dolusu bal bulan Camsab, arkadaşlarının aç gözlülüğü yüzünden, kuyunun içindeki bal bi­tince kuyuya bırakılır. Kuyuda yalnız başına feryat ederken bir ak­rebin toprağı delip kendisine doğru yaklaştığını görür. Akrebi öldü­rür. Akrebin geldiği noktadan iğne gözü kadar gün ışığının geldiğini fark eder. Cebindeki bıçak ile ışığın geldiği yeri büyütmeye çalışır. Açılan geniş delikten geçer. Çiçeklerle dolu, ortasında havuzu bulu­nan genişçe bir bahçeye girer. Havuzun çevresinde bir dizi oturaklar ve bahçede bir yığın yılan bulunmaktadır. Havuzun baş tarafında bulunan bir taht üzerinde oturmakta olan insan başlı, süt beyaz vücutlu bir yılan Camsab'a kendi diliyle hitap eder;

Hoş geldin insanoğlu... Benim misafirimsin, benden ve çevren deki yılanlardan korkma. Benim adım Yemliha'dır. Benim halkım ve insanoğulları beni Şahmeran diye tanırlar. Bu taht ve bu ülke Cenabı Hakkın bir ihsanıdır. Burada benim himayemdesin, diyen Şahmeran, Camsab'a türlü türlü yiyecekler ikram eder.

“Ey insanoğlu, benim ülkeme neden ve nasıl, hangi maksatla geldin? Bunu bana anlatır mısın?”, diye soran Şahmeran'a Camsab başından geçenleri anlatır.
Şahmeran Camsab'ın hikâyesinden sonra başını sallar:
İnsanoğlu nankördür, hilekârdır. Küçücük menfaatler karsısında başkasının muazzam zararlarına razı olur. Geçmişte insanoğlu bana çok zarar vermek istemiştir, diyen Şahmeran ile Camsab uzun uzun dertleşirler.

Camsab mutlu ve memnun bir halde uzun yıllar Şahmeran'ın güvenini kazanır. Birbirlerine uzun uzun hikâyeler anlatırlar. Uzun bir zaman sonra Camsab Şahmeran'a;
— Ey muhterem efendim! Ailemi çok özledim. Ne olur beni aileme kavuşturun! Bu lütfü bana bağışlayın, diyerek yalvarır.
Bunun üzerine Şahmeran;
— Camsab, ben sözümü tutup seni yurduna gönderirsem, sen de aynen bana söz verebilir misin ki, bir daha ömrünün sonuna kadar hamama girmeyeceksin? diye sordu.
Camsab cevaben;
— Ölünceye kadar hamam yüzü görmeyeceğime ve senin yerini yurdunu kimseye söylemeyeceğime yemin ederim, dedi ve yemin etti.
Şahmeran bu yemin üzerine, artık kanaat getirerek, Camsab'a biraz yolluk ve bir hayli de dünyalık ziynet, cevahir ve hediyeler vererek, orada duran yılanlara hitaben; Bunu o bal kuyusundan dışarı çıkarın, emrini verdi.
Yılanın Önüne katılarak bal kuyusundan çıkan Camsab, artık hür olmanın saadeti, sevinci içerisinde evine koştu, ailesine, sevdiklerine kavuştu. Ailesi büyük bir merak içerisinde Camsab'a beş yıldır nerelerde olduğunu sordular. Şahmeran'a verdiği sözü düşünerek hata yapmaktan çekinen Camsab:
— Yeminliyim, söylemek istemem. Bunu benden sormayın, deyince, annesi;
— Arkadaşların, senin dişi bir kaplan tarafından parçalandığını söylemişlerdi. O zamandan beri tam beş sene oldu. Azap ve keder içinde bu günleri geçirdiğimizi tahmin edersin herhalde. Buna rağmen sen bize bu ıstıraplı günlerin bir hesabını bile vermekten çekiniyorsun, dedi.
Camsab sordu:
— Benim o hain ve vicdansız arkadaşlarını simdi nerededirler, sağ mıdırlar?
— Oğlum hepsi sağ. Ticaret yapıyorlar, çok zengin oldular. Bazen bize yiyecek ve para yardımı yapıyorlar. Hâl ve hatırımızı soruyorlar, Allah'a şükür, deyince Camsab dayanamadı:
Ana bunlardan birini çağırıver. hadi var git, dedi. Anası:
— Oğlum onlar bizim ayağımıza hiç gelirler mi? Onlar zengin, yüksek insanlar. Yarın sabah sen git, onları evlerinde ya da iş yerle rinde ziyaret et, dedi.
Camsab yine;
— İşin aslı öyle değil ana. Sen var git söyle onlara, "oğlum geldi, sizi istiyor" de, onlar koşa koşa gelirler, dedi.
Gerçekten Camsab'ın annesi gidip bunlardan birisini bulunca adam telaş ve endişeye kapıldı. Diğer arkadaşlarını bulup, onlarla konuşup tartıştı, sonuçta hak ve adaletten korkarak, Camsab'tan af dilemeye, merhametini istemeye ve mallarının yarısını Canısab'a vermeye karar verdiler. Mallarının yarısını yanlarına alarak Camsab'ın evine geldiler. Camsab'ın elini ayağını öperek:
— Ey kardeşimiz Camsab bizim cahillik ve kusurumuz büyüktür. Bizim ettiğimizi sen etme. Bizi sen affet, malımızın yansını sana getirdik. Gel barışalım, diye çok yalvardılar. Camsab bunlara yine acıdı ve kabahatlerini bağışlıyarak yeniden dost oldular.

Aradan yedi yıl geçti. Bu zaman içerisinde Camsab verdiği söz gereği hiç hamama gitmedi.
Camsab'ın yaşadığı ülkenin hükümdarı Keyhüsrev bir gün fena bir hastalığa tutulmuştu. Tüm vücudu kıpkırmızı yaralar içinde idi. Hekimler, ilaçlar fayda etmedi. Hastalık gittikçe arttı, ağırlaştı. Hekimler bütün ümitlerini kestiler. Çaresizliği kabul ettiler.

Keyhüsrev'in Şahmur isminde bir de veziri vardı. Sihir işlerinde Vezir kitaplarını karıştırırken, tek devanın Şahmeran'ın etini yemek olduğunu hükümdara söyledi. Keyhüsrev tellallar bağırtıp, Şahmeran'ın yerini bilene büyük vaadlerde bu­ lundu. Camsab verdiği söz üzerine ses çıkarmadı. Vezir yeniden bir hüküm çıkardı. "Şahmeran'ı gören bir kimsenin belden aşağısı balık gibi beyaz pullu olur." Bunun üzerine bütün hamamcılara, halkın bedava yıkanmaları için emir verildi ve hamam masraflarının dev­letçe ödeneceği bildirildi. Memurlara talimatlar verilerek, bütün halkın hamamlara gitmesi sağlandı. O sırada zorla da olsa Camsab'da hamama götürüldüğü için sır öğrenildi. Belinden aşağısı beyaz pullu olan Camsab yaka paça doğru hükümdarın huzuruna çıkarıldı. Keyhüsrev'in tedavisi için tek çarenin Camsab'ın elinde bulunduğunu kendisine anlatılarak. Şahmeran'ın yerini göstermesi emredildi.
Camsab kaçamak bir yol arar gibi:
— Babam büyük bir hekimdir, belki de bir çare bulur. Ben ise mektepte bir şey öğrenemedim. Sanatta da çırak çıkamadım. Ben ne ilaç bilirim ki, dedi ise de Vezir ona:
— Biz senden ilaç istemiyoruz. Sen bize Şahmeran'ı bul yeter. Buna karşılık hükümdar sana büyük ihsanlar verecek, dedi.
Camsab yine anlamamış gibi, kendini bir şeyden haberi yok gösterircesine:
— Şahmeran nasıl şeydir? Ben onu hiç görmedim, dedi.
Vezir:
— Şahmeran'ı sen görmüş olmalısın. Zira belinden aşağısı pullu senin, dedi.
Camsab:
— Benim vücudum doğma büyüme böyle pulludur, dedi ve sırrını vermedi. Camsab'ı zorla söyletebilmek için bir hayli dövdükten sonra cellada teslim ettiler. Camsab hayatını kurtarabilmek için, son bir çare olarak hiç olmazsa Şahmeran'ın kuyusunu göstermeyi kabul etti. "Nasıl olsa onu oradan çıkaramazlar, ben de ölümden kurtulurum" diye düşünüyordu.
Fakat hiç de öyle olmadı. Camsab kuyuyu gösterince, vezir ku­yunun başında sinirini kullandı. Okudu, üfledi ve nihayet Şahmeran bir yılanın başında tuttuğu altın bir tepsi içinde görüldü. Şahmeran etrafına bakıp Camsab'ı görünce:
— İşte Camsab nihayet kanıma girdin. Ben insanoğluna itimat edilmeyeceğini biliyordum. Fakat ne çare ki yine aldandım. Başa gelen kaderdir, dedi.
Camsab utancından yerin dibine geçiyordu. Ağzını açıp cevap veremedi. Kendisinin bu aşağı ruhlululuğunu ihanetini bir türlü af edemiyordu. Rezil olmuştu.
Vezir Şahmur Şahmeran'ı tutmak için elini uzatırken, Şahmeran ona:
— Ey melun! Sen bana el sürme, yoksa hançerimle seni delik deşik ederim. Ey Camsab! Sen beni kucağına al götür, dedi.
Camsab, Şahmeran'ı kucağında götürürken ona:
— Şahım, senden Keyhüsrev'in tedavisi için derman isteyecekler, dedi.
Şahmeran:
— Bu derman benim elimdir. Allah'ın dediği olur, ne yapalım! Eninde sonunda ölmeyecek miyim? Ey Camsab! Sana bir öğüdüm olsun. Sen bana belki de isteyerek kötülük ettin, fakat ben sana et mem. Bu melun beni sana belki de boğazlatacak. Sakın kabul etme. Sonra katil olursun. Bırak beni Şahmur kessin. Beni toprak ça nakta kaynatıp ilk suyumu sana içirmek isteyecekler. Sakın içme. O suyu ona içir. Eğer dediklerimi aynen yaparsan kazanırsın. Ben nasıl olsa Öleceğim. Sen benim dediklerimi yaparsan, beni hayır dua ile anarsın, dedi.
Hükümdarın sarayına gelindiği zaman Camsab ağlamaya başladı. Şahmur buna öfkelenmişti:
— Sen deli misin? Bir yılan için ağlayacak ne var, diye bağırdı.
Vezir nihayet Şahmeran'ı tutup kesti. Üç parçaya bölerek, bir toprak çömlek içinde kaynatmak üzere ateşin üstüne koyduğu sırada hükümdarın bir yaveri gelerek onu saraya istedi. Vezir giderken Camsab'a dönerek:
— Al bu şişeyi, içine Şahmeran'ın ikinci suyunu doldur. Ben içeceğim. Belimin ağrısına şifadır. İlk suyunu da sen iç. Her türlü hastalıktan korunur, kurtulursun, dedi.
Camsab Şahmeran'ın ilk suyunu şişeye koydu ve ikinci suyunu da kendi içti. Birden çömlekteki parçalar dile geldiler:
— Biz hükümdarın hastalığına dermanız. İlk uç gün başımı yedir. Dördüncü gün hamama götür, şifa bulur, dediler.
Koşarak gelen Vezir Şahmur, telaşla ikinci suyu sordu. Camsab şişeye koyduğu ilk suyu Vezire uzattı. Şahmur'un karnı, aldanarak içtiği suyun tesiriyle davul gibi şişti. Kendisini yere can acısıyla atan Şahmur çırpına çırpına son nefesini verip öldü.
Bu olay Kehsûrev'e iletilince, telaşa düşen hükümdar derhal Camsab'ı huzuruna çağırdı:
— Şimdi Şahmur öldü. İlacı nasıl kullanacağımızı biliyor musun? Nasıl yapacağız? diye sorunca Camsab:
— Efendimiz hiç merak buyurmayınız. Ben ilacın nasıl kullanılacağını iyice biliyorum. Yaralarınızı iyi edeceğim, diyerek Şahmeran'ın baş tarafını hükümdara yedirdi. O anda Keyhüsrev'in vücudunda bir kaşınma başladı. İkinci ve üçüncü parçalar da tesirini gösterdi. Dördüncü gün hamama götürülen hükümdar, hamam dönüşü Camsab'ı sarayına kadar getirdi, kendisine başvezirlik mührünü vererek, ona birçok ihsanlar nail etti.
Şahmeran'ın ikinci suyunu içen Camsab, hikmet ve kimya il­minde büyük başarılar elde etti, eserler verdi. Bu su ona akıl ve feraset, zekâ ve hafıza bahsetmişti. Camsab, bu suretle kalan ömrü boyunca meşhur ve mesut yaşadı.

</SPAN>

__________________
TeknoTR
Site KuraLLaRı
1.)[T]erbiyeli olacaksın!...
2.)[K]urallara uyacaksın...
3.)[N]azik olacaksın!!......
4.)[T]ürk olacaksın!!.......
5.)[R]ahat duracaksın!!...

üye oL : [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]
[K]aa[N] isimli üye çevrimiçidir (Online)  
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in TechnoratiFurl this Post!
Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Konuyu Toplam 1 üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Konu Seçenekleri

Yetkileriniz
You may not post new threads
You may not post replies
You may not post attachments
You may not edit your posts

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz


Şu an saat 14:12 .
Tarih 11-10-2008


Powered by vBulletin Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd
Türkçe Çeviri : ach

eXTReMe Tracker


1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191