![]() |
|
|||||||
| Üye Ol | SSS | Sxe indir | Sosyal Gruplar | Takvim | Resim Galerisi | Etiketler | Bütün Forumları okunmuş kabul et |
Yıllık Ödev bölümünde yardım lütfennnnnnnnn:( konusu , donanım kartlarıyla ilgili ödewim war. yardm edrsenz çok sewinirim... ............yeterrnce bilgi bulamadmda ........ ses,ekran,ethernet,tv ve fax modem kartları olacak.........
![]() |
|
|
LinkBack | Konu Seçenekleri |
|
|
#1 (permalink) |
|
Aktif Üye
![]() Giriş: 16-03-2007
Mesajlar: 894
Rep Puanı: 1272
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() E-Güven: (0/0)
|
yardım lütfennnnnnnnn:(
donanım kartlarıyla ilgili ödewim war. yardm edrsenz çok sewinirim... ![]() ............yeterrnce bilgi bulamadmda ........ ses,ekran,ethernet,tv ve fax modem kartları olacak......
__________________
TaKıNtILaRıM YoKtUr HeRkEsTeN Eşİt DeReCeDe NeFrEt EdErİM!!!!!!! |
|
|
|
|
|
#2 (permalink) |
|
Banlandı
Giriş: 30-11-2006
Yaş: 21
Mesajlar: 2.131
Rep Puanı: 734
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() ![]() E-Güven: (0/0)
|
Ekran kartlarının Performans Kriterleri Günümüzde ekran kartları bilgisayar donanımları arasında en hızlı gelişen ve en hızlı eskiyen parçalar olarak karşımıza çıkmaktadır. Durum böyle olunca ekran kartı almak daha da büyük bir özen istiyor. Dahası kullanıcıların aklını karıştıran onlarca değişik terim de bu zorluğa katkı yapan bir etmen olarak karşımıza çıkmakta. Kullanıcılar bütçelerine en uygun fiyatta en performanslı kartı seçmekte çok zorlanıyorlar. Peki ekran kartlarında asıl performans kriteri nedir? Kartların fiyatlarının 50$ ile 750$ arasında olmasına ne neden oluyor? Bu yazımızda hep beraber inceleyelim. Öncelikle temel olarak ekran kartlarını oluşturan ve performansa etki eden parçalara bir göz atalım. ·Bellek miktarı ·Bellek hızı ·Grafik işlemcisi ·Veri yolu ( Bellek arabirimi ) Bellek Miktarı: Ekran kartlarında kullanılan bellek günümüz satış stratejisinin temelini oluşturmaktır. Tüketicinin aklına “yüksek bellek miktarı yüksek performanstır” cümlesinin oturması maalesef ekran kartlarının performansı konusunda kullanıcıları büyük yanılgılara düşürebilmektedir. Grafik belleği ekran kartı üzerinde grafik işlemcisinin görüntüyü yaratabilmesi için, işlemesi gereken verilerin depolandığı yer olarak tanımlanabilir. Kısacası Bir bilgisayarda sistem belleği yani RAM ne işe yarıyor ise ekran kartı belleği de aynı görevi üstlenmektedir. Peki, bilgisayarı alırken en çok dikkat edilen parça nedir? Listemizi oluştururken ilk sırada genelde hangi donanım yer alır? Elbette ki işlemci. O zaman neden ekran kartları için grafik işlemcisi üzerinde bu kadar durulmuyor? Bilgisayarınızın çok hızlı olması için çok miktarda bellek mi alırsınız yoksa iyi bir işlemci mi alırsınız? Elbette ki işlemci tercih edersiniz. Grafik kartlarındaki durum da bundan pek farklı sayılmayacaktır. Bellek miktarı önemli olmakla birlikte, arttıkça performansa getirisi azalmakta hatta hiçbir katkısı bulunmamaktadır. İş yükü bu noktada o belleği yönetmek ve doldurmakla görevli grafik işlemcisinin üzerindedir. 1024x768 piksel ebatlarında ve 16 bit renk derinliğindeki bir görüntü yaklaşık olarak 1.5 MB yer tutuyor ise giriş seviyesindeki bir ekran kartında 512mb bellek kullanımının performansa ne kadar bir katkısı olabileceğini sizler tahmin edebilirsiniz. Bu noktada konunun daha kolay anlaşılması için bir örnek hikâye yaratılabilir. Sürekli kullanılan bir depomuz olduğunu düşünelim. Deponun etkin ve verimli kullanımı için gerekli olan nedir? Depo büyüklüğü mü? Yoksa çalışan işçi sayısı mı? 1000m2’lik çalışma alanımız olduğunu ama 10 işçiye sahip olduğumuzu düşünürsek, zaten depomuzun büyük bir kısmını kullanamayız, çünkü çalıştırabilecek iş günümüz, işlem gücümüz maalesef yok. Buna karşın 200m2 depo alanına ama 25 işçiye sahip olduğumuzu düşünelim. Deponun her cm2’si çok etkin ve verimli şekilde kullanılabilir. Bunu ekran kartlarına indirgersek, çok yavaş bir grafik işlemcisine sahip kartın 512mb ekran belleğine sahip olmasının pek bir anlamı yoktur. Çünkü o bellek etkin kullanılamayacaktır. O belleği dolduracak veriyi birim sn’de işleyebilecek güç yoktur. Buna karşın 128mb belleğe ama daha hızlı grafik işlemcisine sahip bir ekran kartı bellete ki daha fazla performans verecektir. Yüksek bellek miktarının ancak yüksek işlem gücü olan bir grafik yongası ile iyi işler yapabileceğini öğrenmiş olduk. Bellek Hızı; Ekran kartı belleklerinin de normal RAM’lar gibi bir çalışma hızları vardır. Ne kadar hızlı çalışırlarsa o kadar yüksek performans sağlayabilirler. Grafik işlemcisi işlediği verileri çok daha hızlı şekilde depolar veya sevk eder. DDR,GDDR3 hatta son nesil kartlarda DDR4 belleklerin kullanılması grafik performansına doğrudan etki etmektedir. Günümüz grafik bellekleri 333mhz’den 1200mhz’e kadar farklılık göstermektedir. Tahmin edildiği gibi ne kadar yüksek çalışma hızı o kadar yüksek performans getirecektir. Bellek hızının yanında aynı sistem belleğin olduğu gibi gecikme süreleri de önem kazanmaktadır. Gecikme süresi işlemcinin bir veriyi bellekten almak istemesi ile aldığı an arasında geçen süredir diyebiliriz. Gecikme süresi ne kadar az ise grafik performansı o kadar yüksek olacaktır. Grafik işlemcisi; Bu nokta performansa etki eden en önemli ayrıntılardan birisi olarak karşımıza grafik işlemcisi çıkıyor. Günümüzde en yaygın olarak iki tane üreticinin grafik işlemcilerinin kullanmaktayız. ATI ve Nvidia, çok farklı kategorilerde çok farklı ürünleri olan bu üreticilerin kafa karıştıran birçok modeli olduğunu görmekteyiz. Fakat aslında performansa bu işlemciler etki ediyor ise bu modelleri ve özelliklerini, yeri geldiğinde uzantılarını bilmemiz gerekiyor. ATI cephesini çok genel bir tabirle şu şekilde sıralamak mümkün: X1950, X1900, X1800, X1650, X1600, X1550, X1300, X1050, X850, X800, X700, X600, X550, X300, 9800, 9700, 9550, 9500, 9250, 9200, 9000, 8500, 7500, 7200, 7000 Nvidia ise; Geforce 5,6,7,8 serisi olarak dört aşamadan oluştuğunu söyleyebiliriz. Geforce 5 serisi; 5200, 5500, 5600, 5700, 5900 Geforce 6 serisi; 6100, 6200, 6600, 6800 Geforce 7 serisi; 7100, 7300, 7500, 7600, 7800, 7900 Geforce 8 serisi; 8800 (dx10) Ekran kartlarının grafik işlemcileri çok genel hatları ile bu şekilde sıralanmaktır. Yukarı yazmış olduğumuz kategoriler içerisinde da pek çok farklı ürün bulunmaktadır. Bu farklılığı da uzantılar belirlemektedir. ATI ve Nvidia cephesinde ekran kartları isimlendirilmesinde olduğu gibi uzantılarda da farklılık söz konusu. ATI cephesinde ekran kartı uzantıları; HM: Hiper Memory anlamına gelen bu kısaltma yalnızca bazı modellerde mevcuttur. Ekran kartı belleğinin sistem belleği ile paylaşıldığı anlamına gelir. LE: Light Edition, hafif sürüm anlamındadır. Aynı seri içerisindeki diğer kartlardan daha düşük performans gösterir ama daha hesaplıdır. SE: Second Edition ise orijinal sürüme göre iyileştirmeler içerir. Nispeten daha fazla performans sunar. PRO: SE sürümüne karşın biraz daha fazla performans sunan kartlarda yer alır. XT: Çok daha yüksek bir performans göstergesidir. Pro serisinden daha iyi başarım verir. XTX: ATI ailesindeki amiral kartlarının aldığı rütbedir. Nvidia cephesinde uzantılar: TC: Turbo Cache anlamına gelen bu özellik ATI deki HM’nin aynısıdır. Paylaşımlı bellek kullanan kartları işaret eder. XT: ATI cephesinin aksine özelliği kısıtlanmış fiyatı daha uygun hale gelmiş kartlarda kullanılan bir uzantıdır. LE: Light Edition da hafif sürüm anlamındadır. GS: Nvidia kartlarda aynı aile içerisinde özelliği yükseltgenmiş modellerde kullanılmaktadır. GT: GS den daha fazla yükseltgenmeyi ifade eder. Performanslı kartların aldığı bir ektir. GTX: Nvidia’nın en yüksek performans veren kartlarının hak ettiği bir rütbedir. Şimdi birkaç örnek vermek ve pekiştirmek gerekir ise; Nvidia GeForce 6600 ekran kart ile 6600GT arasında nasıl bir fark vardır? AtI Radeon X1600PRO ile X1600XT arasında nasıl bir fark vardır? Yukarıdaki uzantılar açıklamalarından anlaşılacağı gibi Nvidia kartlarında GT olan kart daha yüksek performans verirken ATI de ise XT uzantılı kart yüksek performansa sahiptir. Grafik yongaları aynı olmasına rağmen uzantıların bazen ciddi performans farkı yarattıklarını unutmayalım. Ayrıca ekran kartı aileleri içerisinde genelde yüksek rakamla ifade edilen kart diğerinden daha performanslı diyebiliriz ama bu bazı noktalarda sorun teşkil edebiliyor. Her seriyi kendi içerisinde değerlendirmek kaydı ile bu geçerli olabilir. Geforce 6800GT Geforce 7300’den daha kötüdür diyemeyiz. Fakat 6 serisi veya 7 serisi içerisinde bu kıyas doğru olabilir. Grafik işlemcilerin modellerinden bahsettikten sonra birazda grafik işlemcisinin hızına deyinelim. Yukarıda modellerin tümü farklı grafik hızını sembolize etmektedir. Kısacası eğer model isimlerini öğrenerek bir sonuca ulaşamıyorsanız en azından grafik işlemcisinin çalışma frekansını kıyaslayabilirsiniz. Ne kadar yüksek çalışama frekansına sahip ise o kadar yüksek grafik performansına sahiptir. Böylece o bellek de o kadar etkin kullanılabilmiş olacaktır. Günümüz grafik işlemcilerinin hızları 200mhz ile 1ghz arasında olmakla beraber sıra dışı modellerde 1000mhz’de aştığını görmekteyiz. Veri Yolu: Veri yolu kart üzerindeki bileşenlerin birbirleri ile etkileşim hızlarını belirler. Bit cinsinden ifade edilen veri yolu hızı ne kadar yüksek olur ise performansa katkısı da o kadar fazla olacaktır. Eski ekran kartlarında 64bit olan veri yolu günümüz standart kartlarında 128bit, performans kategorisinde ise 256bit’e kadar ulaşmıştır. Her şeyden önce yukarıda bahsettiğimiz değişkenlerden başka performansa etki eden bazı ayrıntılar olduğunu unutmamak lazım. Örneğin Geforce 6 ailesi ile 7 ailesi arasında da vertex ve iş hattı sayıları açısından fark olduğu için performans farklıları daha farklı olacaktır. Umarız bu çalışma ekran kartları seçiminde sizlere daha seçici olmanız konusunda yardımcı olacaktır. Bol FPS’li oyunlar. fgurhanf © Tamamen kendim tarafından kaleme alınmıştır. Saygılar.. Alıntı Ses kartı alırken hangi özellikler aranmalı! Giriş/Çıkış özellikleri ? Kartların giriş/çıkış özellikleri başlıca 3 gurupta toplanır,analog,dijital ve MIDI. Analog ? Bu giriş/çıkışlar seskartlarına line/mic gibi yöntemlerle giriş/çıkış yapmada kullanılır.Kartların açıklamalarında verilen bilgiler önceki senelerle mukayese edildiğinde yanıltıcıdır,eskiden üreticiler sadece analog kanalları baz alarak 8/8,16/16 gibi model rakamları verirlerdi artık bu 3 gurubu toptan sayarak veriyorlar örneğin M-Audio Firewire 1814 modelinde 8 analog giriş 4 analog çıkış bulunur gerisi dijital ve MIDI giriş/çıkışları simgeler yani çok kanalları kart alırken model numaralarına aldanmamak gereklidir. Kaç Kanal Analog Giriş Olmalı ? Bu tamamen kartın kullanım amacıyla orantılıdır.Aynı anda birden fazla enstrüman kayıt edilecekse,kayıtta 4-5 mikrofon kullanılacaksa kartınızın 4-8 girişe sahip olması gereklidir profesyonel bir ortam içinse minimum 8-16 civarı giriş olmalıdır.Eğer evde hücum kayıt yerine (aynı anda çoklu kanal kaydı) gitar + şan gibi 1-2 kanal gerektiren kayıtlar yapacaksanız bu girişlere ihtiyacınız olmayacakdır,bu durumda çok kanallı kartlara ekstra ücret ödemek de hata olur. Kaç Kanal Analog Çıkış Olmalı ? Bu çıkışlar kayıt esnasında enstrümantalist ve vokalistlere monitör amaçlı kullanılabilir,her kişiye verilecek kulaklık için ayrı bir çıkış gerekir çoklu çıkışın amaçlarından biri budur.Diğer bir kullanım şekli ise kayıtların miksinin harici bir mikser üzerinden yapılması içindir bu durumda kayıt kanallarının ayrı ayrı miksere gönderilmesi görevini bu çıkışlar üstlenir.Bu durumda eğer mikserden miks yapmak istiyorsanız veya profesyonel bir kayıt yapmak istiyorsanız bu çıkışlar gereklidir aksi takdirde miksi bilgisayarda dahili olarak programlara yaptıracaksanız çoklu çıkışlara da ihtiyacınız yok demekdir. Dijital ? Kartın harici dijital anfi,kayıt aleti,başka bir seskartı gibi aletlerle sayısal veri iletişimi için kullanılır.Bunlar ADAT,AES-EBU,S/PDIF gibi farklı yöntemlerdir.ADAT Alesis'in geliştirdiği ve hala kullanılan harici çok kanallı kayıt cihazıdır eğer elinizde bir ADAT varsa ve kayıtları seskartına/seskartından yollamak/almak istiyorsanız bu özellik olmalıdır.AES-EBU da daha çok sampler'larla iletişimde kullanılır,S/PDIF ise içlerinde en yaygın olanıdır özellikle dijital anfilere kayıpsız ses iletme amaçlıdır. MIDI ? Klavyenizi (Org/Keyboard) ve MIDI destekli aletlerinizi bilgisayardan kontrol etme amaçlıdır bu sayede çaldıklarınızı MIDI mesaj olarak kayıt edebilir gitar efekt aletlerindeki tonları aktarabilir veya değişkenleri/patch'leri kontrol edebilir/değiştirebilirsiniz. Bit/Hertz ? Bit sayısal kodlama çözünürlüğü,Hertz frekans sayısını belirtir.Bu değerler ne kadar yüksek olursa mantıken daha temiz kayıtlar yapılabilir.Günümüzde maksimum 32bit Float/192Khz kartlar bulunmaktadır lakin 32bit teknolojisinin pratikde aslında 24bit'den pek farklı olmadığı yönünde söylentiler vardır.Bugün bir kart alınacaksa minimum 24/96 desteği olmalıdır.Yeni yeni yayılmaya başlayan 24/192 teknolojisi pratikde henüz emekleme aşamasındadır çünkü bit/hertz ne kadar yükselirse dosya boyutları o oranda artmakta ve sistemleri zorlamaktadır geleceği düşünmek adına 24/192 bir kart almak 24/96'dan daha mantıklıdır. Konvertörler ? Kartların analog/dijital (A/D) dönüşümlerini konvertörler yapar.Kayıtlarda analog sinyal kartta konvertöre gelir ve sinyal bu çiplerle dijital'e dönüştürülür.Bilgisayardan müzik dinlerken ise bunun tam tersi yapılır dijital veri analog sinyale dönüştürülür (D/A).Tüm kartların kayıt kalitelerini belirleyen 2 püf noktasından biri bu çiplerdir (diğeri preanfi). 2/2 (2 analog giriş/2 analog çıkış) kartlarda tek (stereo) konvertör bulunur daha yüksek giriş/çıkışlı kartlarda her 2 kanal için birer konvertör vardır.Her konvertör tek sinyal işleyebileceğinden çoklu kanal giriş/çıkışı olan kartlarda kanal adedine göre çok sayıda konvertör bulunur bu sayede her kanal birbirinden bağımsız olarak ayrı konvertörler sayesinde ayrı çıkışlara yönlendirilebilir.Örneğin elimizde Audigy ve Motu 24 I/O kartları bulunuyor,Audigy ile 2 kanal (mono) kayıt yapıp 2 kanal dinleyebilirken Motu ile 24 kanal yapıp 24 farklı kanaldan dinleyebiliriz...kartların kaliteleri/preanfileri gözardı edilirse Motu tek başına 12 adet Audigy'nin yapacağı işi yapmaktadır. Konvertörlerin teknik anlamdaki üstünlüğünü dinamik sahaları belirler.Dinamik saha,o konvertörün algılayabileceği en düşük sinyal demekdir,haliyle ne kadar düşük sinyalleri yakalayabiliyorsa o kadar temiz kayıt yapıyor anlamına gelir.Bu değerler dB cinsinden ölçümlenerek kartların özelliklerinde belirtilir.Günümüzün kartlarında dinamik saha 90-120dB arası değişir yani 120dB gibi düşük volümlerdeki sesleri yakalayabilirler bu değerlerdeki 3-4dB'lik fark bile önemli sayılır.Almayı düşündüğünüz kartlarda bu özelliği karşılaştırıp hangisinin mantıken daha iyi kayıt yaptığını anlayabilirsiniz örneğin Maya 44 USB 85dB,M-Audio 192 PCI 113dB,EMU 1820M 120dB...yani en temiz kayıdı 1820M yapıyor gibi düşünülebilir. Dinamik saha'nın yüksek olması kesin olarak daha iyi kayıt yapıldığına işaret olmayabilir.Konvertörlerin kendilerine has karakterleri vardır bunları anlamak hiç de kolay değildir bu yüzden kulağınıza güvenemediğiniz durumlarda dinamik saha'yı baz almak mantıklı bir yöntemdir.Bu değerleri de line ve mic girişlerine göre farklı değerlendirmek gerekir mic girişi olan preanfili kartlarda 5-15dB civarında düşük olacakdır. Preanfi ? Preanfi düşük sinyal çıkışlı enstrümanların/aletlerin yeterli sinyal seviyelerine yükseltilmeleri amacıyla kullanılır.Mikrofon,elektrogitar,elektrobağlama gibi preanfiye ihtiyaç duyulan kaynaklarda preanfi kullanılmazsa çok düşük sinyal alınır ve bunlar preanfi olmadan ses çıkartmaz ve haliyle kayıt edilemezler.Bunun yanında klavye,efekt aletleri gibi kaynakların farklı güçlerde preanfileri bulunur bu yüzden preanfisiz kartlara sorunsuz olarak kayıt edilebilirler hatta preanfisi olan bu aletlerin kartların preanfileriyle kayıt edilmesi yanlışdır,kartların linein girişlerinden kayıt edilmelidirler.Eğer mikrofonla kayıt yapılacaksa ve mikser,harici preanfi gibi aletlerle bu sinyal yükseltilemeyecekse alınacak seskartında mutlaka preanfi olmalıdır. Latency ? Gecikme (latency) kartların bilgisayarda/kartta işlenmiş ses verilerinin ne kadar çabuk analog sinyale dönüştürülüp duyacağımız gecikme süresini belirler.Günümüzde en basit kartlar bile 2-3ms gecikme ile sesi verebilirler lakin gecikme sadece kartın becerileriyle alakalı değildir.Bu durum kartın sürücüleri ve sistemin performansıyla da alakalıdır.Birçok kart kendi ASIO sürücüsünü kullanır ki bu en hızlı sürücüdür,bunun yanında MME ve WDM gibi diğer sürücüler ASIO'nun 3-10 katı arasında gecikmeli ses verebilirler.Gecikme ayarlarındaki sorun sistem ve kartın yetişemediği zamanlardaki ses kesilmeleri ve deformasyon problemleridir.Bunun sebebi ses verilerinin kartlara yollanmadan evvel işleniş biçimleridir.Örneğin 1-2 kanal kaydın verilen efektlerle 1-2ms gecikme ile düzgün duyulabilmesine rağmen 8-10 kanala çıktığında bozulmaların olmasıdır,bozulmalar kanal sayısı,sanal enstrüman sayısı,efekt sayısıyla doğrudan orantılıdır yani CPU ve RAM'e binen yük bu kadar işlemin,bu kadar kısa sürede yapılmasına imkan sağlamıyorsa deformasyonlar kaçınılmazdır.Çözüm için ya sistem rahatlatılmalı,az kanal,az enstrüman,az efekt kullanılmalı ya da daha yüksek gecikme ayarlarıyla çalışılmalıdır. Direct Monitoring ? Direkt mönitör,seskartına giren sinyalin bilgisayarın CPU tarafından işlenmeden kendi DSP'sinde işlenerek direkt çıkışa verilmesidir.Bu sayede A/D konversiyona uğrayarak dijitale dönüşen ses sinyali D/A konversiyonuyla gecikmesiz olarak verilebilmektedir.Bu sayede kayda girecek olan sesi gecikmesiz duyabilmemize rağmen sequencer/wave (Cubase,Logic) programlarındaki efektleri duyamayız.Bilgisayarda kullandığımız software tabanlı efektleri (Waves,TC) gerçekzamanda kayıt esnasında duyabilmemiz için bilgisayarın CPU'sunun devreye girmesi gerekir bu durumda Direct Monitoring yapılamaz ve kartın ASIO,MME,WDM gibi sürücülerinde ayarlanmış gecikmeyle duyulur.Gecikmesiz efektli mönitör verebilen kartlarda DSP efekt işlemcileri bulunur bu sayede CPU ve sürücüler kullanılmadan tamamen kart üzerinde işlemden geçen ses gecikmesiz verilebilir.Direk mönitör verebilen kartlarda bu özellik "hardware mixer" veya "DSP mixer" şeklinde belirtilir bu özellikler yoksa o kart ancak sinyali CPU'da işleyerek geri verecekdir. DSP ? Digital Sound Processing (dijital ses işlemcisi) kartlara direkt mönitör,gerçekzamanda gecikmesiz onboard efekt ve CPU'ya alternatif güç özelliği kazandırmak için kullanılır.DSP tek başına bir işlemci olduğundan bilgisayarın CPU'sunu kullanmaz bu sayede gecikme yapmaz.Ucuz kartların çoğunda DSP direkt monitör verme amaçlı kullanılır.Bunun yanında daha özellikli kartlarda onboard efektler için de kullanılır örneğin Audigy,SBLive,EMU gibi kartlar DSP sayesinde efekt verebilir,soundfont kullanabilirler (EMU için EmulatorX platformu).Creamware Pulsar/Scope/XTC gibi kartlar efekt,monitör,kendi enstrümanları ve VST,VSTI gibi software efekt ve enstrümanlarını kendi DSP'lerinden kullandırırlar.Tüm bunların yanında seskartı özelliği olmayıp sadece DSP gücü sağlayan kartlar da bulunur.Bu kartların amacı seskaydı yapmak/çalmak değil müzik yaparken kullandığımız CPU gücünü kendi üzerlerine almakdır bu sayede CPU'yu kullanmadan 2000Mhz işlemciye eşdeğer bir gücü bu kartlar üzerinden sağlamak mümkün olmaktadır. (TC Powercore,UAD) Özetle.... Bahsettiğim her özellik fiyat artışı demekdir,özellikle kanal sayısı önemli etkendir.Ev kullanıcıları için 24/96-24/192,2 analog giriş/çıkışlı,preanfili ve direkt monitör verebilen 100dB civarlarında dinamik sahası olan bir kart yeterli olacakdır.Profesyonel uygulamalar için ise 8-16 analog giriş çıkışı,kaliteli preanfileri,110-120dB civarında dinamik sahası olan,ADAT,AES-EBU gibi arabirimleri olan ve genişletmeye müsait (aynı karttan 2-3 adet kullanılabilen) bir kart yeterli olacakdır. Tavsiyelerim.... Kriterleri fiyat/performans açısından değerlendirdim. Preanfisiz Kartlar ; EMU 0404 ve 1212M ([Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] , [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] ) M-Audio PCI 192,24/96 PCI,Delta 410 ([Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] , [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] ) Preanfili kartlar ; RME Fireface 800 ([Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ]) Presonus Firepod/Firebox ([Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] , [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] ) EMU 1820M ([Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] , [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] ) M-Audio Firewire Solo,1814,410,Delta 10/10 PCI ([Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] , [Bu Linki Görüntüleyebilmeniz İçin Üye Olmanız Gerekiyor. ] ) Alıntı Ethernet İle İlgili Temel Bilgiler İlk başta yerel ağ(LAN) kavramı yoktu. Eğer iki bilgisayar arasında veri aktarımı yapmak isterseniz tek yol, dosyayı diskete kopyalayıp diğer makinaya gidip yüklemekti. Şahsen gördüğüm bir örnek şu şekildeydi: Bir ofiste aynı DBase programını kullanan üç bilgisayar vardı ancak aralarında ağ kurulu değildi. Bilgisayarların birinden müşteri girişi, diğerinden ödemeler ve diğerinde de stok işlemleri yapılıyordu. Akşam olunca her üç makinadanda disketle o bilgisayarda üzerinde işlem yapılan dosyalar alınıyor ve diğer iki makinaya aktarılıyordu. Böylece her makina en azından bir önceki günün tüm bilgilerini kullanabiliyordu. Tabii arada bir disketler karışınca tüm veri yapısı bozulup, sonra 1-2 ay gece gündüz demeden en baştan veri girişi yapılması gerekebiliyordu ![]() Kişisel bilgisayarların 80'li yılların başlarından itibaren yaygınlaşması ile bilgisayarlar arasında hızlı ve güvenli veri aktarımına olan ihtiyaç arttı. Çözüm ise Ethernet'ti. Günümüzde bir çok LAN teknolojisinden söz edise de, Ethernet açık ara farkla en yaygın LAN teknolojisidir. Ethernet ilk ortaya çıkışından itibaren teknolojisi ve üretim haklarıyla herkese açıktır. Kullandığı teknolojinin üretimi kolaydır ve ucuza mal edilebilir. Aynı zamanda güvenilir olduğu ve kullanıcıların ihtiyaçlarını karşıladığı için en yaygın yerel ağ teknolojisi haline gelmiştir. En yaygın teknoloji olması ethernetin üreticiler için büyük bir pazar haline gelmesine ve sürekli geliştirilmesine yol açmaktadır. Ethernetin tarihi Ethernet Xerox firmasının Palo Alto araştırma merkezinde 1970'li yıllarda Dr. Robert M. Metcalfe tarafından geliştirildi. Metcalfe "geleceğin ofisi" projesi üzerinde çalışıyordu ve elinin altında dünyanın ilk workstation bilgisayarlarından biri olan Xerox Alto bilgisayarlar bulunuyordu. 1972 yılının sonlarında, Metcalfe ve Xerox'ta çalışan iş arkadaşları Xerox Alto'ları birbirine bağlamak için deneysel olarak Ethernet'i geliştirdiler. Böylece Alto bilgisayarlar diğer sunucular ve lazer yazılıcılar birbiriyle haberleşebiliyordu. İlk Ethernetin çalışma hızı Alto'larla uyumlu olması için Alto'nun çalışma hızı ile aynı tutulmuş ve sonuçta ağ 2.94 Mega Bit/Saniye hızında çalışmıştır. İlk ethernet tek parça bir koaksiyel kablo kullanıyordu. Bu diyagram...Dr. Robert M. Metcalfe tarafından 1976 yılının haziran ayında National Computer Conferance'da ethernetin doğuşu sırasında çizildi. Ethernetin doğuşundan beri bu diyagramdaki temellere dayanan kullanım süregeldi. Metcalfe önce Alto Aloha Network olan sistemin ismini 1973 yılında "Ethernet" olarak değiştirdi. Böylece sistemin sadece Alto bilgisayarlarda değil tüm bilgisayarlarda çalışabileceğini vurgulamak istiyordu. Ethernet kelimesi bir zamanlar tüm uzayı doldurduğuna ve elektromanyetik sinyallerin aktarımını sağladığına inanılan "ether" den geliyordu. Metcalfe'nin sisteminde de veri bitleri tüm sistemlere ulaştığı için sonuçta "Ethernet" doğmuş oldu. 1979 yılına kadar sadece Xerox içinde kullanılan Ethernet'in resmi duyurusu 1980 yılında yapıldı. Xerox, DEC(Digital Equipment Corporation) ve Intel firmaları ile beraber, sonradan "DIX Standart" olarak anılan ethernet standardını yayınladı. DIX standardı koaksiyel kablo üzerinden 10 MBs hızında çalışan etherneti tanımlamıştır. Böylece ethernet, firma içi deneysel bir çalışmadan herkese açık gerçek bir ürün haline gelmiş oldu. Ethernet veya IEEE 802.3 ? DIX standardından sonra Ethernet, Institute of Electrical and Electronics Engineers (IEEE)'in 802 kodlu komisyonu tarafından geliştirilmeye devam etti. IEEE 1985 yılında "IEEE 802.3 Carrier Sense Multiple Access with Collision Detection (CSMA/CD) Access Method and Physical Layer Specifications" şeklinde bir isimle yeni ethernet standardını yayınladı. İzleyen dönemde IEEE standardı International Organization for Standardization (ISO) tarafından yürütülmeye devam etti. ISO günümüzde bilgisayar ağları ile ilgili tüm standarları yürüten kuruluştur. 1985 yılından itibaren üretilen tüm ürünler IEEE 802.3 standardına göre üretilmektedir. Aslında bu ürünleri "IEEE 802.3 CSMA/CD" standardını kullanan ürünler olarak tanımlamak daha doğrudur. Ama dünya çapında hala genel olarak "Ethernet" kelimesi tüm bu ürünler ve dahil oldukları teknolojiyi tanımlamak için kullanılmaktadır. Ethernet tek bir ağ teknolojisi olmaktan çok, aynı bus topolojisini, frame yapısını ve network access(ağ erişimi) metodunu kullanan ağ teknolojileri ailesini tanımlar. Ethernetin çalışma şekli Etherneti geliştiren ekip üç ana problemi çözmek zorundaydılar:
Tüm bilgisayar ağları ağ üzerinden aktarılacak veriyi sabit boyutta küçük paketler halinde iletirler. Bu yöntemin iki önemli faydası vardır. Birincisi büyük bir dosya transferi yapan bir bilgisayar ağın tamamını uzun bir süre meşgul durumda tutmamış olur. Bir sistem veriyi paketler halinde yollarken, her paketi göndermeden önce kablonun kullanımda olup olmadığını kontrol ettikten sonra paketi yollar. Paket karşıya ulaştığında, kablo tekrar ağdaki tüm makinalar için boş duruma gelmiş olur. Az önceki makina ikinci paketi yollamadan önce tekrar kabloyu kontrol etmek zorundadır. Bu arada diğer bir sistem kendi paketini yollayabilir. Paketler küçük yapıda olduğu için saniyelerler içinde yüzlercesi değişik bilgisayarlar tarafından yollanıp-alınabilir. Bilgisayarları kullanan insan için durum, ağda sanki herkes aynı anda veri alışverişi yapıyormuş gibidir. Veri paketler halinde gönderilmeseydi, bir kullanıcı 50 MB bir dosyayı başka bir bilgisayara yollarken belki 3-5 dakika boyunca diğer hiçbir sistem ağı kullanamayacaktı. Paketli yapının ikinci faydası ise şudur: 50 MB'lık dosyanın bir biti bile aktarım esnasında bozulursa, bu tüm dosyanın en baştan tekrar gönderilmesi anlamına gelir. Oysa veri paketlere bölünüp yollandığında, sadece bozuk giden paketin tekrar yollanması kafidir. Ethernet veri paketinin yapısı sabittir. Her paket şu dört bilgiyi içerir:
Ethernet ağına dahil her cihaz ya da ethernet arayüzüne sahip her cihaz "node" olarak adlandırılır. Bilgisayarlara ethernet kartı takınca bir node haline gelirler, ancak ethernet girişi olan başka cihazlar da olabildiği için(router'lar mesela) genel kavram node'dur. Ethernet ağında sistemler birbirinden sahip oldukları MAC adresi ile ayırdedilirler. Her node veya basitçe her ethernet kartı dünyada eşi olmayan bir adrese sahiptir. Bu adres 48 bitlik bir sayıdır. Örneğin bu yazının yazıldığı bilgisayara takılı ağ kartının MAC adresi şöyle: 100100000110101001010010100011001101100000011 İlgi çekici değilmi? İkili sistemdeki bu sayıyı söylemek ve yazmak zor olduğu için bu sayı 16'lı sayı sisteminde yazılır: 12 0D 4A 51 9B 03 Benim kartımın üreticisi Cnet isimli firma. Bu firma, ağ kartı üretmeye karar verince önce gidip IEEE'ye başvurmuş ve IEEE buna 24 bitlik bir üretici kodu vermiş. Bu kod Organizationally Unique Identifier(OIU) olarak adlandırılıyor ve her üreticiye farklı bir kod veriliyor. Daha sonra Cnet ürettiği her ağ kartı için ilk 24 biti kendi OIU numarası, geri kalan 24 biti ise kartın seri numarası(Device ID-başka bir karta daha verilmeyecek) olmak üzere MAC adresi belirleyip, ağ kartının üzerinde programlanabilir bir çipe bu numarayı yazar. Böylece bu kartın dünyada eşi olmayan bir MAC adresi olur. Bunun sayesinde sizin almış olduğunuz her ağ kartı üreticisi, üretim tarihi, markası-modeli ne olursa olsun farklı bir MAC adresine sahip olacaktır. Ethernet sisteminde node'ları birbirinden ayırmak için bu MAC adresleri kullanılır. MAC adreslerinin kullanımı MAC adresleri sayesinde sistemler ağ üzerinden kendilerine ulaşan veri paketinin kendilerine gelip gelmediğini anlarlar. Ethernet ağında, bir bilgisayar bir veri paketi yolladığında, bu paket ağdaki tüm sistemlere ulaşır. Her makina paketin ilk bölümü olan alıcı MAC adresini okur ve kendi MAC adresiyle kontrol eder. Eğer gelen paket kendine aitse işler, değilse göz ardı eder. ![]() Ethernet'in bu özelliği ciddi bir güvenlik açığına yol açabilir. Packet Sniffer olarak adlandırılan programlar, bilgisayara gelen veri paketlerini MAC adresi ne olursa olsun alıp kullanmaya izin verirler. Bu tip programlar iyi niyetle kullanıldığında problemlerin çözümüne yarayabileceği gibi, yerel ağınızda meraklı bir kullanıcının sizin aslında başka bir makinaya göndermekte olduğunuz her dosyayı izlemesine neden olabilir. Multicast ve Broadcast Adresleri Bir grup sistemin aynı veriyi alması isteniyorsa, bu gruba dahil olması istenen sistemlerde ethernet arayüzü (bilgisayardaki ağ kartı mesela) belli bir multicast adresine yollanmış veriyi kendi MAC'ine gelen bir veriyi alır gibi alması için ayarlanabilir. Yani multicast adresler belli bir grup cihazın aynı veriyi almasını sağlar. Broadcast adresi ise 48 biti de 1 olan özel bir adrestir. Bu adrese yollanmış bir veri paketini alan her ağ kartı bu paketi kabul eder ve işleme koyar. Bazen tüm bilgisayarlara gitmesi gereken bir mesaj göndermek gerekebilir. Bu durumda mesajı içeren veri paketleri broadcast adresine yollanır böylece ağa dahil tüm cihazlar bu mesajı alır. CRC hata denetimi Cyclic Redundancy Check veri paketlerinin elektrik sinyali olarak kablodan geçerken bozulmaları durumunda bu bozulmanın yani veri paketinin karşıya yolda değişmiş olarak ulaştığının tespitine yarar. Gönderen taraf, veri paketine konacak veriyi matematiksel bir işlemden geçirir. İşlemin sonucu CRC kodudur. Veri ve CRC kodu karşı tarafa yollanır. Alıcı paketi açar, veriyi okur, aynı matematiksel işlem veriye uygulanır. Sonuç eğer veri yolda bozulmadan, yani bir bit'i bile değişmeden gelmişse, CRC kodu ile aynı olmaldır. Aksi halde alıcı gönderen makinaya ilgili paketi tekrar yollamasını söyler. Bu noktaya kadar en başta karşımıza çıkan iki problemi yani verinin nasıl gönderileceğini(paketler halinde) ve ağa dahil sistemlerin nasıl birbirinden nasıl ayırdedileceğini(MAC adresi ile) çözdük. Sıra geldi kimin veri paketini yollamak için kabloyu nasıl kullanacağının belirlenmesine. Kabloyu kim kullanacak (CSMA/CD) İlkokul öğretmenim her zaman söz size gelmeden konuşmayın derdi. Ama söz bize nasıl gelir, yoksa biz mi söze gideriz o ayrı bir konu. Bir arkadaş grubunda sohbet ederken benim taktiğim ise her zaman şöyledir. Söz almadan önce konuşanın konuşmasını bitirmesini beklerim, ancak kimse konuşmuyorsa sözümü söylerim(Carrier Sense). Ancak benim gibi iyi aile terbiyesi almış bir arkadaşım da aynı benim taktikle sözü alabilir, kimsenin ağzını kapatamayız değil mi canım?(Multiple Access). Bazen işte böyle ikimizde fırsattan istifade iki laf da ben edeyim diye aynı anda söze başlarsak ne olur, gürültü olur tabii, ben böyle durumlarda hemen çenemi kaparım(Collision Detection). Ethernet'te benzer bir teknik kullanır. Carrier Sense, Multiple Access, Collision Detection veya kısaca CSMA/CD'ye göre, ethernet kartı veri gönderimine başlamadan önce kablonun kullanımda olup olmadığını kontrol eder. Eğer o anda diğer bir sistem kablodan veri aktarıyorsa buna Carrier denir. Kabloda aktarım olup olmadığını tespit Carrier Sense'dir. Kablo boşta olduğunda her Ethernet arayüne sahip cihaz eşit hakka sahiptir ve veri aktarımına başlayabilir. Buna Multiple Access denir. Bir ethernet ağında bilgisayar üzerinde çalışan işletim sistemi veya kullanıcısı önemli değildir. Bir DOS makinası ethernetin kabloyu kullanma şansı açısından W2000 server ile aynıdır. Bazı durumlarda iki sistem kablonun boş olduğunu tespit ederek aynı anda veri aktarımına başlayabilir. Bu durumda iki tarafın yolladığı veri çakışır(Collision). Ethernet kartları çakışmayı hemen tespit ederler(Collision Detection). Collision durumları Collision veya çakışma kelimesi insanda olumsuz bir etki uyandırsa da, bir ethernet ağında çakışmaların oluşması gayet normaldir. Eğer birden fazla ethernet kartı aynı anda veri iletimine geçerlerse çakışma oluşur. Sistemler kendi yolladıklarıyla kablodan geleni karşılaştırarak bunu hemen tespit ederler. Bunun akabinde her iki taraf da özel bir algoritma ile belirlenen rastgele bir süre boyunca beklerler. Çakışmaların oluşması ethernetin doğasında olan bir şeydir ve her ethernet ağında çakışma olması kaçınılmazdır. Eğer ağ limitlerin dışında kullanılmıyorsa(ağa dahil sistem sayısı, kullanılan kablo uzunlukları, veri aktarım yükü vs.) çakışmalar saniyenin milyonda biri gibi sürelerde giderilir. Yani çakışmanın ardından birkaç mikrosaniye bekleyen sistem veriyi yollamaya tekrar başlar. Eğer ağ çok yoğun kullanılıyorsa, aynı frame/veri paketi gönderilirken birden fazla çakışma olabilir. Bu durumda sistemler rastgele belirlenen bekleme süresini uzatmaya başlarlar. Burada süre rastgele belirleniyorsa nasıl daha uzun veya kısa olabilir diye bir soru akla gelebilir. Sürenin rastgele olması her iki tarafında aynı süre bekleyip, sonra da yine aynı anda aktarım yapmalarının önüne geçmek için rastgeledir. Örneğin her iki tarafta birden ona kadar bir sayı tutar ve o kadar milisaniye bekler. Ancak süre belirlenirken, aynı paketin gönderiminde üstüste çakışma oluyorsa(ağda yoğun trafik varsa) süre 1-10 arası değil belki 50-100 arasında seçilir. Ethernetin bu yapısı ağdaki trafik yoğunluğu arttıkça kendisini duruma uydurmasını sağlar. Ethernet aynı veri paketini 16 denemeden sonra hala gönderemediyse bu paketi iptal eder. Bu ancak çok uzun bir süre çok aşırı yoğunluk yaşanması durumunda, veya kabloda meydana gelen bir arıza nedeniyle olabilir. Bu noktada ethernetin diğer ağ teknolojilerinde de olduğu gibi veri aktarımını %100 garanti etmediğini görüyoruz. Bu açık üst katman protokollerinin sağladığı veri kontrolü ile telafi edilir. Bir paket yolda kaybolursa veya 16 denemede de yollanamayıp iptal edilirse, alıcı taraftaki üst katman protokol (TCP/IP kullanılıyorsa; TCP) gönderen taraftaki TCP'ye gelen veride bir eksiklik olduğunu bildirecek ve tekrar yollanmasını isteyecektir. Ethernetin kullandığı CSMA/CD tekniğinin basit yapısı ethernet ağ kartlarının ve diğer ekipmanların rakip teknolojilere (Token Ring) göre daha ucuza üretilebilmesini sağlar. Böylece ethernet ağları çok daha ucuza mal olur. Ethernet ne kadar hızlı CSMA/CD tekniği nedeniyle ethernet veri aktarımı yapabileceği belli bir süreyi çakışmalarla uğraşırken harcar. 90 kullanıcılı bir ethernet ağının olduğu firmada pazartesi sabahı 9:00'da herkes aynı anda oturup makinalarını açıp, şifrelerini girip, gün boyunca kullandıkları programa girmeye çalıştığı anda ağda çok büyük miktarda çakışma oluşur. Kullanıcılar açısından sanki herkes aynı anda ağı kullanıyor gibidir ama aslında CSMA/CD çalışmaktadır. Sık sık "sabahları amma yavaş çalışıyor bu aletler" serzenişlerini duyarsınız. Ancak gün boyunca hiçbir zaman bu 90 kullanıcı da aynı anda ağı kullanmayacağı için, ağ daha yüksek performasla çalışır. Her ethernet ağı belli bir süreyi çakışmalarla ve broadcast mesajlarıyla harcar. Dolayısıyla hiçbir ethernet söylendiği gibi 10Mbs veya 100Mbs'de çalışmaz. Daha doğrusu sizin birim zamanda aktardığınız veri miktarı bu değerlere hiçbir zaman ulaşamaz çünkü ağdaki bu veri aktarım kapasitesinin bir bölümü collision ve broadcast mesajları ile harcanmaktadır. Ethernetin kullandığı basit iletişim yapısı nedeniyle performans kaybı kaçınılmazdır. Ancak bu basit yapı ucuz üretim maliyetleri anlamına gelir. Sonuç itibariyle getirisi-götürürüsü karşılaştırıldığında ethernet yine de en uygun çözüm durumundadır. Alıntı Tv kartı ve Fax modemi hakkında detaylı bir bilgi bulduğumda ileticem... Kısa bir bilgi istersen hemen yazabilirim ![]() Konu [TR]BLADE tarafından (04-07-2007 Saat 15:08 ) de değiştirilmiştir.. |
|
|
|